img

Gürbüz Sezgin

24 Haziran 2015 18:49

"Amaçlar için her araç mübahtır"


Ömer Laçiner, öfkesine yenilip, "AKP %40dan fazla oy alırsa antidemokratik yollara başvurmaktan çekinmeyiz" lafını ağzından kaçırıvermişti.

Bir zamanlar subaylıktan ayrılıp devrimci olmaya karar vermiş olan, askerlik ve solun birlikteliğinin en iyi örneklerinden olan Laçiner için bu, yeni bir düşünce değildi elbet. Laçiner 70li yılların Devrimci Yol grubunun önde gelen isimlerindendi. Ta o zamanlar, solun bir kısmının savunduğu Milli Demokratik Devrim tezi ile bir kısmının da Proleterya Diktatörlüğü tezi arasında gidip geliyordu.

Asker kafası onu milli demokratik devrime, diğer deyişle darbelerin meşrutiyeti fikrine yakınlaştırıyor, Marksizme derinden bağlılığı da proleterya diktatörlüğü fikrini cazip kılıyordu. Beyninin bir tarafında da, her ne kadar Maoizme karşı olsa da, Mao'nun Machiavelli'den ödünç aldığı "devrime götüren her yol mübahtır, amaç için her araç kullanılabilir" anlayışı saklı duruyordu.

Bu anlayış marksist felsefeye aykırı olsa da sıkışınca neden kullanılmasındı. İşte o an gelip çatmıştı. Sosyalizm yıkılmış, marksist ideoloji çarçur edilmiş, hatta ideolojiler çağı kapanmış, zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan işçi sınıfı mavi gömlekliler olarak anılır olmuştu.

Zaten bunları kendisi de yazacaktı ama marksist ideolojinin eriyip gitmesine yüreği kaldırmıyordu. Marksizmin yanlış anlaşıldığından reel sosyalizmlerin çöktüğünü, gerçek marksizmi anlatmaya koyulmuştu. Artık o bir postmarksist idi. Yıllardır kankalıkları süren Ahmet İnsel, Murat Belge gibi isimlerle beraber nostaljik Birikim dergisini çıkarıyor, "Yetmez ama Evet"çi olarak popülerleşerek televizyonlara bile çıkıyordu.

Ne olduysa Gezi'den sonra oldu. Zira Gezi, mutlak ayrışmayı da beraber getirdi. Gezi'den önce Beyoğlu'nun entellektüel meyhanelerinde felsefe, sanat, edebiyat dünyasının ünlü sol, sosyalist adamlarıyla keyifli, neşeli sohbetleri, AKP analizleri yapılabiliyordu.

Gezi ile birlikte, yani mutlak ayrışmayla meyhane masaları bölünme noktasına gelmişti. Artık kimse Erdoğan adını bile duymak istemiyordu ve siyasi analizler anlamını kaybetmişti. Birikimciler ve diğer "Yetmez ama Evet"çiler karar vermek zorundaydı. Ya "Yetmez ama Evet"i bırakacaklar, ya da o çevreden ayrılmak kaçınılmaz hale gelecekti. Elbette masadan vazgeçmek hiçleşmek anlamına geliyordu. Aristokrat çevrenin huyunu bilirlerdi, sildiler mi bir daha dönemezdin, hiçbir yerde de yazamazdın.

Masayı devirmediler tabi ki, ama o şen şakrak siyasi analizler bitince, sırf Erdoğan nefretiyle zevki de kalmamıştı. Yerini donuk suratlar ve öfke nöbetlerine bıraktı. Sadece "Erdoğan nasıl devrilir" konuşulur olmuştu. Askeri darbe olasılık dışına çıkmıştı ve işin kötüsü bunda kendilerinin de payı vardı.

Eski teorileri karıştırıp, içlerinden Mao'nun o ünlü sözünü hatırladılar: "Amaçlar için her araç mübahtır". Tam o anda Laçiner'in dudaklarından "antidemokratik yollar" sözü dökülüvermişti. Elbette devrim için değil, Erdoğan'ın devrilmesi için. Sonrasının önemi yoktu. Fransızların dediği gibi, "benden sonrası tufan!" O zamana dek denenen yollar başarısız olmuştu.

Bundan böyle Gezi güzellenebilir, gerekirse oligarşiden, Pansilvanya'dan, Netanyahu'dan, Avrupa'daki entellektüel ve gazeteci dostlardan destek istenebilirdi. En önemlisi de, saf anadolu çocuğu Demirtaş meyhane masalarına davet edilip ikna edilebilirdi. Ne de olsa silah onların elindeydi ve silahsız hiçbir başarı elde edilemezdi. Hep beraber bu güzel fikre kadeh kaldırıp eski günlerin özlemiyle haykırdılar:

"Yaşasın marksizm ve leninizm ve onun yüce ideolojisi".

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu