img

Gürbüz Sezgin

21 Haziran 2015 19:48

Kapitalizm ve semavi dinler


Bizans imparatoru Konstantin hristiyanlığa geçene dek, antik Yunan ve Roma, yahudilerle içiçe yaşadı. Paganizm yaşam kültürünü musevi kültüründen almıştır dersek pek yanılmayız. Eski Yunanlılar tek bir kültürle yaşamıyordu.

Mesela Eolia bölgesi çiftçi, tarımcı ilen Spartalılar savaşçı, İonialılar tüccardı. Sanırım İonialılar ticareti yahudilerden öğrenmişti. Belki de onlarla en yakın temas halindeydiler. Ticaret sayesinde yaklaşık 300 koloni kurması kendiliğinden olacak iş değildi.

Hz. Musa, Mısır'dan Kudüs'e göç kararı aldığında yahudiler yoksul, köle veya hizmetçiydiler. Göç emrini verdiğinde, bütün yahudilere, yanında çalıştıkları efendilerinin altın ve ziynet eşyalarını yanlarına almalarını öğütlemişti, yani çalmalarını. Onların altın işlemeciliği, kuyumculukta hayli usta olmalarının hikayesi böyle başlamış olmalı.

"Çalmayacaksın" ve "öldürmeyeceksin" ahlakı sadece kendi aralarında geçerliydi. Yahudinin malını çalmayacaksın, yahudi öldürmeyeceksin. Antik Yunan'da da çalmak gayri ahlaki sayılmazdı. Bu kültür kapitalizmin habercisiydi.

Kapitalizm İonia'da test edilmiş, beğenilmiş ama Persler yüzünden büyüyememişti. Tekrar keşfedilmesi için savaşların durulması, üretim alanlarının genişlemesi ve üretim araçlarının icadı gerekiyordu. Uygun ortam 1920lerde ABD'de, 30larda İngiltere'de, 40larda Fransa'da yaşanan sanayi devrimleriyle sağlandı ve hızla yayıldı.

Kısıtlı sermaye ve savaş belirsizlikleri nedeniyle malın elden çıkarılmasından ziyade, malın biriktirilmesi, savaşlar esnasında da yüksek fiyatlarla elden çıkarılması esastı. Tarihin sonuna dek böyle sürecekti. İmparatorluklar yıkılmış, pırtlak gibi yeni devletler ve devletçikler kuruluyordu, kah kapitalizm eliyle, kah sosyalizm eliyle.

Bu değişimler yaşanırken, değişimin yaşandığı mahalde hakim din, hristiyanlık kültürü azla yetinmeyi, yardımlaşmayı, sevgi ve şefkati öngörüyordu. Oysa kapitalizm en vahşi yöntemleri kullanıyor, adaletsizlik, bencillik, sahtekarlık dizboyuydu. Sanki ortalıkta hristiyanlık değil, musevilik kol geziyordu.

Sermaye edinmenin önündeki bütün ahlak anlayışları ayaklar altına alınmış, her şey mübah hale gelmişti. Çalmak, öldürmek, hakkını yemek, her şey. Halkın bunu kabullenmesi mümkün değildi. Tam burada aristokrat kültür imdada yetişti. Önceleri, görgüsüzlük, sonradan görmelikle suçladıkları, kendilerini iktidardan eden burjuvaziye kin besliyordu.

Uzun bir süre karşılarına sosyalizmi sürdüler, özgürlük, adalet söylemleriyle. Bazı ülkelerde kurdukları sosyalizm başarısız olunca, kapitalizm de ekonomik olarak güçlenince barıştılar ve kültürlerini kapitalizmin hizmetine sundular. Artık tüketmek özgürlük haline getirildi.

Tüketim özgürlüğü. Kiliseyi de maddi vaatlerle susturup kenara koydular. yeni bir dinleri vardı çünkü, insanlık dini. İnsanlık dininin karşısına koyacakları bir düşman gerekiyordu. Nitekim düşmansız hiçbir sistem yürümüyordu. Bulundu da: Müslümanlar. Sıfatlar da yakıştırıldı: Gerici, muhafazakar, barbar, biatçı bir sürü kültürü.

Sahipliğini burjuvazinin, işçiliğini aristokratların yaptığı medya silahı harekete geçirildi. Zaten o çok "aydın" Avrupalı, medya ne derse onu kabullenmekte nedense hiç zorlanmıyordu. Elele yeni ufuklara yelken açabilirlerdi. Buna karşın islam kültürü ne yapacak? Bekliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Kamplarda 78 bini aşkın Suriyeliye eğitim veriliyor
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Bangladeş'te Müftü Abdul Hannan'a idam cezası onandı

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu