img

Daşdemir Mahmandarov

31 Mayıs 2015 13:22

Futbol üzerinden İran'ı Anlamak


İran üzerinde konuşmak, bir çokkonuda olduğu gibi çok ciddi birikim isteyen bir konudur. Bu yazıda ne İran tarihi, medeniyeti ne de günümüz politikaları anlatacağız. Bu gün İran`da yaşanan bir esaretin çığlığı oluşturuyor yazımızın konusunu. İki yüz yıllık bir çığlık. Yaklaşık 35 milyon Türk evladının haykırışı bu. Amaç yazıyı tarihe boğmak değil ama bu çığlığa sebep olan ayrılıkla ilgili kısa bilgi vermek, konunun önemi açısından mühimdir.

Bu ayrılık 1828 yılında Rusya ile İran arasında imzalanan Türkmençay antlaşması sonucunda yaşanmıştır. Bu iki devlet hakları olmadan Azerbaycan toprakları üzerinde oyun oynamış, sınır çizmişler. Bu işgal ayırmış kardeşi kardeşten. Yıllarca ağıtlar yakılmış bu ayrılığa. Şiirler yazılmış, Türküler söylenmiş. Fakat 20. yüzyılda defalarca bağımsılık mücadelesi verilmiş ve her defasında da bu mücadelenin sesi acımasızca boğulmuştur. Geride bıraktığımız yüzyılda hem Rusya işgalindeki Azerbaycan, hem de İran işgalindeki Azerbaycan defalarca bağımsızlık mücadelesi vemiş, özgürlüğe yeltenmiş, fakat bu hareketlerin önü alınmıştır. Buna rağmen verilen bağımsızlık mücadelesinden vazgeçilmemiştir.

Birinci dünya savaşı son bulduğunda Rusya işgalindeki Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmişti. Doğu`daki ilk demokratik ilkeler üzerinde kurulan devlet Azerbaycan Halk Cumhuriyeti oldu.  Zira 1917 yılında gerçekleşen Ekim devrimi ile Çar Rusyası`nın varlığı son bulmuştu.  Bu dönemde İran`da var olan bağımsızlık mücadelesi de alevlenmişti.  1920 yılında Muhammed Hiyabani önderliğindeki Azerbaycan Demokrat Partisi ayaklanmayı yönlendirdi ve aynı yılın Nisan ayında Azadistan adlı bağımsız bir devlet kuruldu. Fakat varlığını sadece 1920 yılının Eylül ayına kadar sürdürebildi. Eylül ayında ordu tarafından ayaklanma bastırıldı ve Hiyabani`nin kurduğu devlet yıkıldı. Hiyabani öldürüldü. Aynı senenin Nisan ayında Sovyet İmparatorluğu da Azerbaycan Halk Cumhuriyeti`nin varlığına son verdi.

Her iki tarafdaki bağımsızlık mücadelesi iki bağımsız devletin kurulması ile sonuçlansa da egemen güçlerin zor kullanması sonucunda her ikisi de düştü. İran işgalindeki Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık mücadelesi 1940`larda da sürmekte idi. Bu mücadeleye önderliği Seyid Cafer Pişevari yürütmekteydi. Yine hazin bir sonuç. Pişevari öldürüldü. İran`da devrim yaşandı. İran İslam Cumhuriyeti oldu. Türkler için sonuç değişmedi. Hala baskı hala zulüm.

Sene 1989. Ayrılık hasretinden gına gelmiş kardeşler İran ve Sovyet Rusya`sı sınırındaki tel örgülerin kaldırılmasıyla bir araya gelebildi.  Bir anlık 150 yıllık hasret bitti. Unutulmayacak anlar. Sevinç göz yaşları, hasret sonundaki vuslatın sevinci yaşandı o an. Ve bu sevinç de uzun sürmedi. İran yine bastırabildi ayaklanmayı. Sovyet Rusyası`nın çökümesinden hemen sonra Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti.

Ve hala tel örgülerin kaldırıldığı gün yani 31 Aralık dünya Azerbaycan Türklerinin Dayanışma günü olarak kutlanmaktadır.

Gelelim günümüz İran`ında yaşanan mücadeleye. 20. yüzyıl siyasal hayatı, siyasal mücadele şekli farklı olduğu için verilen bağımsızlık mücadelesi de bu koşullara uygun idi. 21. yüzyılda değişen dengeler mücadele şeklini de değişmiştir. Spor özellikle de futbol siyasal bir simge olarak kullanılmaktadır. Katalonya`nın İspanyadan ayrılmak isteği ve mücadelesinin simgesinin Barcelona olduğu gibi. Tractor Sazi de İran`da verilen bu mücadelenin son bir kaç sene içerisindeki simgesi haline gelmiştir. Bu kulüp üzerinden verilen mücadeleyle İran devletine karşı tutum daha net bir şekle bürünmüştür. Klübün başarıları İran tarafından boğulan sesin yeniden boy göstermesine sebep olmuştur. Taraftarların “bağımsız Azerbaycan”, oyuncuların “Azerbaycan`ı seviyoruz” sloganları bu mücadelenin yeni sesi olan Tractor Sazi`nin bağımsızlık mücadelesinde nasıl bir simgeye dönüştüğünü anlamamıza yardımcı olacaktır. Azerbaycan Türkleri`nin İran`dan bağımsız bir devlet kurmaları ve bunun mücadelesini iki yüzyıldır verdikleri de görülmektedir.

 Fakat her bağımsızlık denemesi, ayaklanması neden bir sonuç alamadı, neden her defasında devlet güçleri tarafından sindirildi?  Hem de elinde silahlı güç olmasına, bağımsız devlet kurulmasına rağmen.

Bunun nedeni İran`da farklı etnik grupların hatta bu kadar düşman iki etnik unsurun bir yerde barınmasını ve birbirlerinden kopmamalarını sağlayan bir üst değerin varlığıdır. Bu üst değer din ya da dinin bir yorumudur. Şiilik. Yani İmamet inancı. İran`da çatıyı oluşturan tek faktör bu. Yaşanan toplumsal gelişmeler bu mücadeleyi yeniden canlandırsa da bu kadar güçlü bir bağın olduğu ülkede bağımsızlığın hatta ayrılığın, özerkliyin olma imkanı bile yoktur.

İran dışındaki Türki cumhuriyetler de İran`dan bağımsız bir Türk devleti kurma çabalarını şimdilerde futbol klübü olan Tractor Sazi üzerinden desteklemektedirler. İran`da yaşayan Türklerin ne ana dilde eğitim hakları var, ne de bu dili etkin bir şekilde kullanma imkanına sahipler. “Durum bu kadar vahimken ne yapılabilir?” sorusu her zaman günceldir. İki yüz yıldır olduğu gibi. Bu devrimlerin başını çeken önderler hep bu soruya cevap bulmaya çalışmış, bunun mücadelesini vermişler.

Bize göre verilen mücadelelerin, yeltenilen devrimlerin ve değişimlerin verimsizliğinin ve sonuç alınamamasının nedeni bahs ettiğimiz din ve mezhep faktörüdür. İran işgalindeki Türk toplumunun bağımsızlığa kovuşması için yapması gereken şey bu faktörü devre dışı bırakmaktır. Türklerin bağımsızlığa giden yolu sünnileşmekten geçmektedir. Ki bu şekilde toplumsal ve dinsel farklılaşma kopmayı da kolaylaştıracaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Halep’te İnsanlık Ölmesin" kampanyası başlatıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
İngiltere ve Galler'de 300'den fazla polise cinsel istismar suçlaması

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu