img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

30 Nisan 2015 13:31

Bir Sorun Olarak Uyum


Konformizm: İlke olarak ya da uygulamada, çev­resinde kabul görmüş veya egemen durum­da olan davranış modellerine, düşünce tarzlarına uyan kimsenin hareket tarzı. Top­lumun değer yargılarına, geleneklerine saygı duyma, onlara karşı çıkmama, onlarla barışık olarak yaşama tavrı ya da eğilimi.

Konformist sözcüğü, TDK sözlüğünde “uymacı” kavramıyla açıklanmış. Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma anlamına geliyor bu kavram. Konformist sözcüğünün zihnimizde ilk olarak konforuna düşkünlüğü çağrıştırması basit bir bilgi hatasından değil; her iki anlam, temelinde aynı şeye dayanıyor aslında.

Sosyal bilimciler uyumlu insanları toplumun temel yapı taşları olarak görmüşlerdir. Haksız da değiller bu konuda. Uyumlu insanlar, tıpkı eklem yerlerimizdeki yapı gibi, iki kemik arasındaki sürtünmeye, aşınmaya mani olarak vücut sisteminin sinirlerin ilettiği emirlere uymasını sağlar. Ağrı sızı olmadığı için, vücutta anarşi yaşanmamış olur. Buna rağmen vücudumuz asla ağrısız sızısız kalmaz. Anarşi hiç bitmez. Vücudun kurallarını çiğnediğiniz anda, bir alarmın devreye girmesi gibi, bir yerden bir sivilce patlar, migrenimiz azar, uyku eksikliği bizi darmadağın eder. Vücudun toplum olduğu teşbihiyle, tüm bu ikaz mekanizmalarının toplumdaki karşılığını deliler, dâhiler ve peygamberlerin oluşturduğunu söyleyebiliriz.  Peki, neden deliler, dâhiler ve peygamberler?

 

Bedeviler, "Biz imana erdik" derler. De ki (onlara, ey Muhammed!):

"Siz (daha) imana ermediniz. 'Biz (zahiren) teslim olduk' demeniz daha doğrudur;

çünkü (gerçek) inanç henüz kalplerinize girmiş değil".

Ama Allah'a ve Elçisi'ne (gerçekten) kulak verirseniz

O, hiçbir işinizin boşa gitmesine izin vermez çünkü şüphesiz

Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır. 49/14

 

Etkilendiğim, sarsıldığım, çok şey öğrendiğim kitaplarla Kur’an-ı Kerim’i bir tutmam mümkün değil; çünkü hiçbir kitap, tavsiye etse bile, beni hayat tarzımı değiştirme konusunda ikna edememiştir. Kuran, kendi başına, bir kişinin yaşamını temellendiği anlamları, değerleri yerinden sarsıyor, temelde gereksiz gördüğü taşları kırıyor, gerekli gördüğü yerleri onarıyor ve sonra kendinizi yaşam tarzınızın esaretinden kurtarılmış bir bölgede, yeni hayatınızın filizlenişini izlerken buluyorsunuz. İş bu aşamaya geldikten sonra, Kur’an kendinizi sizin ellerinize teslim ederek ‘korkma yardım edeceğim’ vaadinde bulunuyor. Bir şeyler yapma sırası size geliyor, içinizden bir İbrahim yükseliyor önce, ama sonra kitapta bırakılan ritüel ve erdemlerin içini doldurmaya geliyor sıra.

Bir ritüelin içini doldurmak, pek çoğumuzun çuvalladığı bir sorumluluk. Çocuklarımıza ahlaki eğitim verirken karşılaştığımız en büyük sorun, İslamın yücelttiği değerlerin teorik birer erdem olarak kalması. İslamı yeni seçmiş kişilerin yaşadığı bunalım da bu. Kitapta anlatıldığı gibi müslüman olduklarını düşündüğü insanların sistemce yutulduğunu ve bundan rahatsızlık duymadıklarını gözlemlemeleri, gösterecek pratik örneklerin çok az olması. Deyim yerindeyse ‘hafif meşrep Müslüman’lar olarak, İslami bir etiketi göğsümüze yapıştırıp erdemlerin içini doldurma sorumluluğunu göz ardı ediyoruz. Hafif meşrep deyimi, bilirsiniz, -genelde kötü yola düşmesinden korkulan kadınlar için söylenir, hâlbuki kadın erkek demeden tüm insanları kapsayan bir deyimdir- her an dünyaya göz dikme eğilimi gösteren, konforundan taviz vermeyen, bir delinin, bir dahinin ya da bir peygamberin gösterebileceği rahatsız olma ve rahatsız etme yetisinden yoksun olarak yaşıyoruz.

Müslüman, tıpkı deliler ve dâhiler gibi, kendisinin ve çevresinin konforunu bozar. Materyalist ve konformist arkadaşlarının, peygamber olan arkadaşlarına ne dediklerini hatırlayın:

 

“Çünkü onlara “Allah’tan başka ilah yok!” denildiğinde, kibirlenip kafa tutarlar ve: “Deli bir şairin sözüne bakarak biz hiç ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak iş mi bu?” derlerdi.  Hayır! O deli değildir. O size gerçeğin ta kendisini getiren ve bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür” 35-37

(İlah kelimesi, Allah dışında öncelik verdiğimiz her şey demektir. Yaşam tarzı, ideoloji, keyfimiz, atalarımız…)

Delileri, dahileri ve peygamberleri cezalandıran toplum, sistemin daha önce aktığı gibi akmasını, kendi ayağını sisteme göre uzatmaya devam etmeyi ister. Sistemde -dolayısı ile kazançta, makamda, statüde meydana gelecek değişikliklere karşı direnç gösterir. Bu sistemin işleyişini sekteye uğratan ya da yavaşlatan her unsuru arızalı, hasta, anormal, deli diye niteler. Haşmet Babaoğlu’nun birkaç günlük hastalığı sırasında kaleme aldığı şu satırlar dikkat çekicidir:

“Bu “ruhsuz düzen” bizim bir “ruh“umuz olduğunu umursamıyor. O bizden işe yaramamızı; sürekli dinç kalıp çarka katılmamızı bekliyor.”

Hastaneler, psikiyatri ilaçları, tatiller hep düzene uyan ve onu sürdüren normal bireyler olarak kalmamıza yarayan araç işlevi görüyor. Çünkü...

Çünkü normal (uymacı) bir insan, yarın ne yiyeceği hakkında endişelenmeden bugün kazandığı parayı bir başkasına vermez. Normal bir insan, kendi çıkarlarını düşünür ve kazanımlarını maksimum seviyeye çıkarmak için uğraşır. Normal bir insan işini, ticaretini, toplumdaki imajını yerle bir edeceğini bile bile, topluma ters gelen söz ve davranışlar da bulunmaz. Normal bir insan, kendisine ve ailesine ömür boyu bakmaya yetecek kadar para, makam, şöhret vadeden elleri, “bir elime güneşi, diğer elime elime ayı da verseniz davamdan vazgeçmem” diyerek geri çevirmez. Normal bir insan, banka kredileri olmadan ev alamayacağını bile bile faiz ayaklarımın altındadır demez. Normal bir insan, evini yurdunu, işini gücünü bırakıp hiç bilmediği diyarlara göç etmez. Normal bir insan…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu