img

Ümit ERDOĞAN

Ümit ERDOĞAN

22 Nisan 2015 20:43

Türkmen Dağı Düşerken


Uzun bir süre bu konuda yazmak istediğim halde yazamamıştım. Belki Türkmenler'in bana kızacağı için,belki de acı gerçeği görmek istemediğim içindi.

Fakat mızrak çuvala sığmamaya başladı. Bu yazıdan başta kendim olmak üzere başta bütün Türkmenler,sonrasında ise Türkiye devleti yetkilileri sonuna kadar kendimize pay çıkarmalıyız. Din,vatan,namus ve özgürlüğü için yola çıkan Suriye halkı önce Allah'a,sonra Türkiye devletine güvendiler. Allah azze ve celle hiç bir zaman kendisine inanan ve güvenenleri gayr-i Müslim bile olsa yalnız bırakmadı. Fakat benim devletim maalesef başta Türkmenler olmak üzere bir milleti yolda bırakmasa da avuçlarının içinde tuttuğu eli gevşetti.

Bu konuyu iki bölümde irdeleyerek Türkmenler genelinde Suriye konusunda devlet olarak ve Suriyeliler olarak ne durumda olduğumuzu ele alacağım.

Öncelikle çuvaldızı kendimize batıracağız. Kapılarımızı açtığımız yüzbinlerce insan şuan misafirimiz konumunda. Ayrıca içeride desteklediğimiz binlerce insan var. En başından itibaren zalime baş kaldıran bir milletin yanında olmakla doğru bir karar verdik. Fakat yanlarında ne kadar durabildik ya da yeteri kadar durabildik mi ? İşte asıl sorulması gereken soru budur.

Suriye,bir ilçe veya il olmaktan ziyade bütünüyle bir ülkedir. Hem kendi ülkemizde,hem de Suriye içerisinde yetişebilmek elbette mümkün değildir. Hergün onlarca tır Suriye'ye gitse bile bu hiçbir şekilde yetmeyecektir. Sadece erzak vermek ile elbette sorun çözülmüyor. Lojistik,hastane,eğitim vs birçok ihtiyaca yetişebilmek mümkün değil.

Yardımları her bölgeye yetiştirmek de çok zor. İşte bu yüzden daha önce birçok kez ifade ettiğim şeyi tekrar ediyorum: Kimseye değil yalnız Allah'a güvenin. Sürekli Türkiye veya başla ülkelerin göndereceği yardımları bekleyerek zafer elde edilmez. Taşıma suyu ile değirmen dönmüyor. O yüzden Suriye halkı her anlamda kendi kendine yapabildiğini yapmak zorundadır. Askeri olarak başarılı olmak için Çeçenistan bunun için en güzel örnektir. Elde ne varsa ya Allah diyerek yola çıkıldığında bağımsız bir şekilde ilerlemek daha doğru olacaktır.

Türkiye içerisinde misafirimiz olan yüzbinlerce Suriyeli kardeşimiz var. Sürekli "Neden buradalar,neden kendi ülkelerinde savaşmıyorlar" diye söylenen şikayetleri duydum. Bazen bende hak veriyordum. Fakat idlib'e gittiğimde sadece bir günde 50'den fazla füze yağınca başıma o zaman hak verdim. Içeride yaşamak neredeyse imkansız gibi. Sürekli bombardıman,pahallılaşan hayat,güvensizlik ortamı,işsizlik,eğitim problemi,sağlık sorunları ve sürekli savaş insanları yormuş durumda. Korku içinde yaşamaktansa Türkiye'de aç kalmaya razı bu misafirlerimiz. Kim ister vatanından ve evinden ayrı kalmayı ? Eğer her uçak sesinde yere yatmıyorsak,atılan bomba hangi akrabamızın evini vurdu diye düşünmüyorsak, gecenin bir yarısı kapımızı kim çakacak diye korkmuyorsak,silah seslerini bastırmak icin çocuklarımıza ninni söylemiyorsak,her gün cepheye giden ve dönüp dönemeyeceği belli olmayan bir Baba'nın evladı,eşi veya annesi değilsek bu nimetlerin faydasını bilmeli ve istemeyerek ülkemizde misafir olarak bulunan kardeşlerimizi ANLAMALIYIZ.

Türkiye devleti kapılarını açmakla büyük bir yardımda bulunmuş olabilir. Hatta çok ciddi risk alıp Suriye içinde her anlamda destek veriyor olabilir. Fakat bu işi çok iyi yaptığını düşünmüyorum. Neden bu işi yapamadığı ile ilgili birçok sebep var. Fakat ben çok önemli gördüğüm sebepleri yazarak detaya girmeden devam edeceğim.

İlk zamanlar bu savaşın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştim. Fakat savaş tahminlerimizden çok daha uzun sürecek. Bize inanan ve güvenen bu insanları elbette yarı yolda bırakmayacağız.

Fakat Türkiye Devleti misafir ettiği Suriye Halkının sadece gıda ve barına ihtiyacını gidermekle gerekeni yapmış olamaz. Bu savaş uzun süreceğine göre daha ciddi adımlar atılmalıdır. Meslek sahibi olan,ticaret erbabı olan ve bilim alanında ihtisas sahibi kişilerin heder olmasını engelleyip onları istihdam etmelidir. Dilenci durumuna düşmemeleri için belirli bir bölgede yaşam alanları oluşturmalıdır. Eğitimleri için okulların sayısı artırılmalıdır. Yoksa bu bir soruna dönüşür ve toplumsal infiale dönüşmesi kaçınılmaz olur.

Şimdi asıl konumuz olan Türkmenleri konuşabiliriz. Çuvaldızı kendimize batırmaya devam edelim. Türkmen soydaşlarımız geçmişten beridir Türkiye'yi her zaman kendi ülkeleri olarak gördükleri için bize besledikleri muhabbetin ölçüsü yoktur. Fakat ben Arap asıllı bir Türkiye vatandaşı olmama rağmen Suriye'de en zayıf grubun Türkmenler olduğunu düşünüyorum.

Burada hatası olan başta Türkiye Hükümet'i ve Türkmen kardeşlerimizdir. Türkiye kendisine bu kadar muhabbet besleyen bir milleti bu kadar sahipsiz bırakmamalıdır. Zengin Babaların evladına herşeyini veriyorum,parasız bırakmıyorum demesi gibi bir mantıkla hareket etmesi bugün Türkmenleri bu hale düşürmüştür. Babalık her istediğini vermekle değil yanında olmakla olur.

Bugün Türkmen Dağı'nda ipi göğüsleyen Türkmenler'in dışında ki gruplar olmuştur. Kimse bana kızmasın ve darılmasın. Bu durum tespitidir. Zengin Baba'nın şımarık oğlu gibi hareket edilirse hiçbir zaman söz sahibi olunamaz. Türkiye devleti evladına sahip çıkmalı ve yanında olmalıdır. Küserek,darılarak ve cezalandırılarak evlat terbiye edilemez.

Eğer Türkiye erzak vermiyorsa Çeçenistan'da ot yiyen,Afganistan'da çamurlu su içenleri hatırlayın. Cephede kimse size gelin şu işi yapın demez. Siz birbirinizle uğraşmayı bırakıp,çenenizi değil silahlarınızı konuşturmadığınız sürece sayınız git gide azalır ve hiç bir grubun dikkate almadığı 3-5 kişi olursunuz da adınızdan başka birşey kalmaz.

Sorunları siz benden daha iyi biliyorsunuz. Kardeşler arasında çekişme olabilir. Fakat baba evlatlar arasında ayrım yapmaz. Türkmen gruplar sırt sırta vermeyip birbirleri ile didişmeye devam ettiği sürece ilerlemek bir yana olduğu yerde de kalamaz. Savaş boşluk affetmez. O boşluğu ya düşman doldurur ya da diğer gruplar. Siz bir araya gelmediğiniz sürece kuvvetiniz dağılır ve yok olup gidersiniz. Kim olduğunuzu hatırlamak için şehitlikteki Türkmen şehitlerinin sayısına bakmanız yeterli.

İşte idlib bize bir örnek. Birlik olup kendi yağında kavrulunca Allah nice kapıları açıyor. Bu saatten sonra sizinde yapacağınız birlik olup karargahta oturmadan kendi başınıza operasyon kararı alabilecek ve zafer elde edebilecek hale gelmenizdir. Birbirinizle uğraşmayı bırakıp ileri atılma sırası sizde artık. Bu yaz Türkmenler'in zafer haberlerini duymak istiyoruz.

Baba babalığını yapacak,evlat evlatlığını bilecek.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu