img

Av. Ali AKTAŞ

16 Nisan 2015 10:24

Reisçi misin? Hocacı mı?


RP sonrası “Lider-Genel Başkan farklılığını” ve bu farklılığın oluşturduğu sonuçları gören bizler için bugünleri okumak zor olmuyor. Ama o sürecin Türkiye'ye çok şey kaybettirdiğini de bildiğimiz için bugünlerimizden endişe duyuyoruz.

 

İslamcıların yakın siyasal tarihi bize bir şeyi daha öğretti: Bir yerde sadakat sesleri yükselmeye başlamışsa tepede bir sorun hızla büyümektedir. Artık saflaşmalar oluşmuş ve halkın duyamayacağı bir iç tartışma ve çatışma dar bir çevre tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Bu böyle kalmaz; zamanla partili seçmene sonra da halka sirayet eder.

 

Bunun sonucu; yürüyen teşkilat mekanizmanın sarsılması, gücünü yitirmesi ve rüzgarını kaybetmesi olabilir. Yaşadıklarımızı tekrar etmek zorunda değiliz. Henüz her şeyin başındayken bunu durdurabiliriz.

 

Sorun bugüne veya yakın siyasal tarihimize ait değildir. Hz.Peygamber Efendimizin vefatı sonrasında liderin kim olacağı ile ilgili Beni Saide gölgeliğinde başlayan tartışma henüz objektif kriterlerle belirli bir sistem kuramadığımız için capcanlı olarak devam ediyor. Dindar siyasetçilerin ve mütefekkirlerimizin bu konu üzerinde düşünüp objektif ve adil bir seçim sistemi kurması gerekiyor. Böylece liderin nasıl seçileceği, nasıl görev yapacağı, görevinin nasıl sona ereceği, muhalefetin nasıl biçimleneceği ve benzeri konular çözüme kavuşturulabilir.

 

Şu an biz ne demokratik kurallara uyuyoruz ne de bir saltanata sahibiz. İkisi arasında bir yerdeyiz; araftayız. Hz.Ömer'in tayin ettiği “seçici kurul” tecrübesinden başlayıp, insanlığın geldiği aşamayı da gözeterek (hikmet mü'minin yitik malıdır. İlim Çin'de bile olsa alınız) İslam ülkelerinin uygulayacağı bir seçme ve seçilme sistemi inşa edebilmeliyiz.

 

Sorunumuzun “Reisçilik-Hocacılık” tartışmasının ötesinde olduğu açıktır. Saman altında yürüyen bir tartışmanın yakın zamanda (Anayasayı değiştirecek sayıya ulaşılamazsa) geçici bir çözüm bulunamazsa bİtmeyeceği yakın siyasal tarihin bize öğrettiği bir gerçektir. Başta AK Parti'nin ileri gelenleri olmak üzere Müslüman siyasal aklı üzerine düşünen insanların bu konuya kesin bir çözüm bulması gerekmektedir.

 

Yoksa biz uzun asırlardan beri yapageldiğimiz gibi siyasi-dünyevi tartışmalar için kardeşlerimize haksızlık etmeye devam edeceğiz. Artık buna hakkımız yoktur. Dünya'ya söyleyeceğimiz bir sözümüz, önereceğimiz bir sistemimiz, birbirimize adaletle muamele edeceğimiz bir yapımızın olması gerekmektedir.

 

 

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 3 Yorum Yapılmış

  • Kutalmış ALP

    17 Nisan 2015 17:42

    Cevap Ver

    Sayın AKTAŞ, size tavsiyem; o şikayet ettiğiniz itaatkarlığı kamçılayan şahsi çıkar endişesini binlerce yıllar öncesinde gideren, TÜRK KURULTAY SİSTEMİ'ni tarih kitaplarından okumanız. Orada öyle bir kurultay var ki, ne seçilen liderin pervasızlığına ne de seçenin hatırı için devlet yönetiminde keyfiliğe kapı bırakılmıştır. En ücra yerleşim birimindeki insanın bile seçme seçilme hakkı kullandığı Türk Kurultay Sistemi tarih kitaplarında üstü en çok örtülen ve bize kadar olan neslin öğrenmemesi için önüne en çok yanıltma oyalama düzmeceleri yerleştirilmiş ilaç gibi bir sistem. O şikayet ettiğiniz sistemi MHP dahil hiçbir parti uygulamıyor, kapağını bile açmıyor. Zira orda zümre tahakkümüne geçit yok. Selamlar....

  • nuri gülcü

    16 Nisan 2015 11:11

    Cevap Ver

    Selamun aleykum abi demek istedigin saadet partisinin de bu yuzden bu durumlarda oldugunu soyleyebilir miyiz yoksa dış bir güçde bunda etkili mi ve bu ana sorun ak partininde mi sonunu getirecek.selam ve dua ile...

      Nuri Kardeşim dış güç aramak yerine kendi durumumuza bakmamız daha iyi olur. Hoca'nın sözüyle "vücuttaki sağlam hücrelerin çalışmaması ancak vücudu hasta eder". RP sonrası FP kapanana kadar geçen sürede biz sadece Hoca'nın siyasi yasağını emanetçi bir genel başkanla kaldırmak için uğraştık. Sorunu böyle çözeceğimizi düşündük. Yaran varsa kaşıyan çok olur. Yara yoksa dış güç de etkilemez seni. Dediğim gibi; her olayı dış güçlere bağlayan komplocu tarzımız olayları doğru tahlil etmemizi engelliyor kardeşim.

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu