img

Mustafa Kınıkoğlu

13 Nisan 2015 20:11

"Bizim Canlarımız” kimin Proxy’si?


11 Nisan 2015 günü Ağrı’da “fidan dikme” etkinliklerinde PKK, güvenlik güçlerine saldırdı ve saatlerce çatıştı. Çözüm süreci, Nevruz şenlikleri ve Öcalan’ın silah bırakma açıklamasından sonra ve son dört senedir fiilen devam eden ateşkes ortamı sürerken bir anda böyle bir olayın yaşanması elbette soru işaretlerine sebep oldu.

Tabii ki bu üst üste gelen saldırıları, yakın zamanda gerçekleşen DHKP-C saldırıları ve Türkiye’nin bir çok yerinde yakalanan bombalardan bağımsız düşünmek olaya kör bir şekilde yaklaşmak olur. Klişe olacak olsa da son iki  haftada başlayan terör olayları silsilesi “bir yerlerden düğmeye basıldığı”nın göstergesi. Bunun üzerine düşünmemiz ve kuklaya değil, kuklacıya bakmamız lazım.

DHKP-C saldırıları olmadan iki gün önce Suriye’de muhalifler “Fetih Ordusu” adı altında birleşerek İran ve Esed askerlerince karargah olarak kullanılan İdlib’i fethettiler. Bunun üzerine İran ve Suriye rejim medyası sürekli “Türkiye’den geçen askerler İdlib’i aldı” haberleri yaymaya başladı.

Diğer yandan Körfez’deki en küçük hareketlilik bile İran’ı tedirgin etmeye yeterken, hatta İran içinde Basra Körfezi için “Pers Körfezi” harici herhangi bir ifade kullanmak yasakken, Katar ile işbirliği halinde geçen seneden beri ilerleyen “eğit-donat” görevi nedeniyle Körfez’de bulunan Türk askerî hareketliliği İran’ı ciddi şekilde rahatsız etmeye başladı.

Bunun üzerine Türkiye’nin Kuzey Irak ile yaptığı petrol işbirliğinden rahatsız olan ABD ve Bağdat’ı arkasına alan İran’ın bölgedeki kolu Talabani, PKK’yı tekrar hareketlendirme çabalarına girdi.

Bu cumartesi günü ise İran ordu komutanı Ahmed Rıza Purdestan açıkça: “Kendimizi Proxy* savaşlarına hazırlıyoruz” dedi

PKK’nın bir süredir kapalı olan Diyadin’e yakın mevkideki Şehidan kampındaki hareketlilik de askeri raportörlerin gözünden kaçmamıştı. Bu açıdan bölgedeki güvenlik önlemleri gayet normal olarak arttırıldı.

Asıl ilginç olan “fidan dikme” faaliyetine PKK militanları neden ve nasıl “helikopter” bile vurabilecek kadar güçte ağır silahları getirdiler ve orada saatlerce çatışmaya yetecek kadar mühimmatla bir saldırı gerçekleştirebildiler? Ve son zamanlarda Talabani’ye verilmiş olan ağır silahlar hangi ülke üzerinden Ağrı’daki PKK teröristlerine ulaştırıldı?

Bence bu soruların cevabı yukarda saydığım konjonktürde ve çatışmanın yer aldığı, 90’lardan beri herhangi bir askeri hareketlilik ve çatışma olmayan sınır ilimiz Ağrı’nın hangi kritik ülkeye sınır komşusu olduğunda ve çatışmanın yakınlarında bulunduğu “Çaldıran” ilçemizin tarihsel sembolik öneminde saklı.

En ironik olan ise bu soruların cevabı olan ülkenin kendi toprakları içindeki sivil Sünni Kürtlere sistematik olarak baskı kurması, onları hapse atması ve idam etmesidir.

(*Proxy savaş: Karşıt güçlerin birbirine doğrudan saldırmak yerine üçüncü bir tarafın vasıtasıyla mücadele ettiği bir savaş türü. Güçler; bazen devletleri, bazen paralı askerleri, gayri-resmi ülkeleri, bazen terör örgütlerini veya üçüncü bir tarafı kullanabilir. )

 

 

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu