img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

02 Mart 2015 09:50

AGON


“Mesela ‘kendime geldim’ diyen biri düşmanın yanına gitmekten bahsetmez.

İnsanın kendisi olması düşmanı tarafından asimile edilmesi değildir.”

Tolga İNSEL

 

Bizler, sınırlı bir toprak parçasına hapsedildik. İhtiyacımız olan şeyleri, o toprak parçası sayesinde karşılıyoruz. O toprak parçasıyla büyüyor, o toprak parçasıyla birlikte ölüyoruz.  Bizler, içinde yaşadığımız toprak parçası hakkında farklı emellere sahip olabiliyoruz. Her birimiz, o toprak parçasını kavuşturacağımız hedeften farklı faydalar amaçlıyoruz. Kendi aramızdaki çatışmaların en başat sebebi bu.  Ben, toprak parçasını okumaya sevk ederek entelektüel seviyemi artırmayı hedefliyorum.  Ama bazı arkadaşlar bu önemli eylemi küçümseyip komşu toprak parçalarıyla içip sarhoş olmayı toprak parçasının yararına olacağını, üzerindeki gerilimi atacağını ve çalışmak için motivasyon bulacağını iddia ediyor.

Aramızda çatışırken toprak parçasının omuzlarının düştüğünü, diğer toprak parçalarına göre ufaldığını gözlemliyorum. Eğer arkadaşlara izin versem, sesimi çıkarmasam, içinde yaşadığımız bu yegane, kıymetli, tek yaşam kaynağımız olan bu toprak parçası hastalanacak, amaçsız bir araca dönüşecek ve ne bizim ne de diğer toprak parçalarının işine yarayacak. Giderek çölleşecek. Arkadaşlara izin veremem. Onlar henüz bu gerçeğin farkına varmamış olabilirler. Bu toprak parçasını kaybedersek, gideceğimiz başka toprak parçaları olmayacak, onların her birinin kendisi için çalışan, üreten bireyleri var. Yabancıları kabul etmemelerinden daha doğal ne olabilir? Bu toprak parçasını kaybedersek, biz de onunla birlikte yok olacağız. Hayır, buna izin veremem. Bu uğurda arkadaşlarla tek başıma savaşmam gerekse bile, buna izin vermeyeceğim.

Toprak parçamızın izlediği bir filmi hatırlıyorum. Tıpkı bizim sahip olduğumuz gibi bir toprak parçaları vardı adına vatan dedikleri. Tıpkı bizim gibi, vatan’daşları vardı. Bir grup vatandaş, vatanları için bir hedef düşlemişlerdi. Tıpkı bizim gibi. Başka bir grup da, başka bir şeyi hedeflemişti. Aynı toprak parçası içinde, vatanlarının iyiliği uğruna birbirleriyle çarpıştılar. Her grup diğer grubu hainlikle suçluyordu. Şu toprak parçamızın yaşadığı şeyler, bizim yaşadıklarımıza benzemiyor mu? Her grup kendini haklı görürken, şu tek parça olan vatan ya da toprak parçası dile gelip neden bizlere dur demiyor? Kendi için iyi olana neden kendisi karar vermiyor? Her bireyin, bütün için koyduğu hedefe doğru, toprak parçasını bir halatla sürükleme hakkı var. Herkes bir tarafa çekiyor bir çareyi. O halde nasıl olmalı? Hem toprak parçasını hem de onu kullanan bireyleri/vatandaşları için en faydalı işleyiş nasıl olmalı?

Aslında bu o kadar basit bir soru değil. Basit olmayan her sorunun basit cevapları vardır. Beyinler basit çözümler için yetersiz kalıyor ne yazık ki, bu soru beni aşıyor. Bu konuda sağduyu arkadaşıma referans olabilirim. Eminim, bu sorunu çok basit ve doğallıkla çözüme kavuşturacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Meteorolojiden bazı illere kar ve sağanak uyarısı
Dünya
ABD'de Rusya'nın başkanlık seçimlerinde Trump'ın kazanmasına yardım ettiği iddiası tartışılıyor

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu