img

Saliha EREN

15 Kasım 2014 11:51

İŞLERİ GÜÇLERİ ARTİSTLİK


Demet (Tezcan) abla ile sohbet ederken Suriyeli mültecilerin kaldığı Ürdün’deki Zaatari kampıyla ilgili görsel ararken,  Angelina Jolie’nin ziyaret fotoğraflarından başka doğru dürüst kare bulamadığımı anlatmış ve medyanın neden hep onlara odaklandığından yakınmıştım. Bana gülümseyerek "kamplardaki çocuklar da olayın farkında” dedi.

Öncüpınar'daki konteyner kenti ziyaret eden Angelina Jolie “ben hiçbir yerde böyle bir kamp görmedim” dese de, olayın diğer tarafı daha ilginç. Çocuklar “ Artistler bizimle fotoğraf çektirip, kendi reklamlarını yapıp gidiyor” diyormuş.

Haklılar da. Nitekim hafta başında katıldığımız ve KADEM’in organize ettiği “Savaşın Mağdur Ettiği Kadınlar” panelinde BM temsilcileri hep Türkiye’nin yaptıklarını anlatıp durdular. Olaylarda aktif rol almasını istediğimiz, beklediğimiz uluslararası kuruluşların tabela şirketinden farkı kalmadığını üzülerek görüyoruz.

Panelde BM Barış Temsilcimiz Muazzez Ersoy’un nezaket konuşmasına da hiç gerek yoktu bence. Çünkü konunun öznesi olmalıydı onun yerine. Mülteci kadınlar olmalıydı.

Konuşmasına Işid’le başlayıp, Işid’le bitiren ve sosyal medyada dönen ne kadar Işid geyiği varsa itinayla sıralayan Avrupalı parlementere gazeteci Nevzat Çiçek ve Zehra Türkmen “sorunun asıl kaynağı Esed mi Işid mi” diye sorarken bu yüzden ayakta alkışladım. Işid bir bataklık çiçeğidir. O bataklığı ortaya çıkaran ise katil Eseddir. Biz bataklığı kurutmayı öncelemeliyken, uluslarası camia Işid derdinde…

 Suriye’de yaşananların farkında olan Türkiye yöneticileri ise ne yazık ki pratikte bundan çok uzaklar. İran nasıl müttefikini korumak için Devrim Muhafızlarıyla, lojistik desteğiyle, Hizbuşşeytanı ile sahaya indiyse Türkiye de kendi müttefikini seçmeli veona her türlü desteği vermeyi bir hak olarak alenen deklare etmeliydi.

Mülteci haklarını konuşmak bir işe yaramıyor. Göç idaresi adı altında yeni kurulan ve henüz tam organize olmayan bir kuruluşla olayın altından kalkılabileceğini düşünmüyorum. Panel vesilesiyle bir araya geldiğimiz bu konuda çalışma yapan arkadaşlar da oldukça endişeli ve tepkili.

Mülteciler varlıkları veihtiyaçlarıyla bir çok devlet kurumunun yetki alanına giriyorlar ve bunalr tek çatı altında yetkin bir şiekilde toplanmadıkça, görevli personel teknik ve vicdani açıdan eğitilmedikçe yol almak neredeyse imkansız.

Suriye konusunda yalnız bırakılan bir ülke olan Türkiye önündeki Ürdün ve Lübnan örneklerini görmelidir. Sayıları gün geçtikçe artan mültecileri kabul etmek güzel bir erdem olsa da bununla ilgili yapısal adımlar atmadan kaostan kurtulamayız.

Onun dışında da Suriye ile ilgili aktif bir adım atmak için geç kalmanın ötesine geçtik. Halep düşüyor dünün haberiydi. Biz Suriye’yi kaybetmek veya kaybetmemek noktasındayız artık. Kaybedersek kaosla dolu kilometrelerce sınır, bize sığınacak olan milyonlarca mülteciyle başbaşa kalacağız.  

Çok konuştuk, konuşuyoruz. Artık akıllıca atılacak adımlarla bir yerlere varabiliriz ancak.  Hamasi söylemler insanları coşturur ama yelkenleri şişirmez.



 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Soylu'dan Dünya İnsan Hakları Günü mesajı
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

13°
Detaylı Hava Raporu