img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

15 Eylül 2014 15:34

NEHİR


Güneşi kararmış bir ülkenin evladıydın sen. Kalktın, buralara kadar geldin. Bir baş ağrısıyla çıkmıştın evden. Düştün, için bir kuyuya dönüştü. Ne aradığını bilmeden dolandın dünyayı. Kuzeyi gösteriyordu sana yıldızlar. Ağaçlara dokundun, karardığını düşündüğün alev yumağının sıcaklığını duyarak. Azıcık azığın vardı, komşu evlerde doyurdun açlığını. Kalktın, buralara yordun kendini.

Düştün, yaralarınla buluştun. Yoruldun, oturdun. Sırtını yasladığın dağ, sana sırrını verdi. Onları düşündün, asırlarca süren durağanlığı, kararlılığı; bir çivi gibi bir kapıya çakılmayı sonra. Düşündün. Sabitliğin gücünü anladığın anda bitkin düştün durmaktan. Kalktın, kendini buralara kadar sürdün.

Karşına çıkan ilk günahla kendini avutmuştun. Suçunu bileklerinde taşıyordun. Sonra bir nehre uyup, akmaya rüya yordun. Yanından akıp giden nehrin, hala yanında olmasına şaşıyordun. Az önce geçen balıklar, sonra gelecek balıklara benziyordu. Tomruklar, bir sonrakilerin aynı. Serin bir rüzgar yüzüne vuruyordu. Sen bütün nehirlere böyle şaşıyordun. Onda yıkadın kalbini, kalbini mesken tutmuş imleri. Akıp giden nehrin, orda durmasına şaşıyordun, kirlerini alıp, seni bırakmasına…

Sonra kalktın, kendini buralara getirdin, belki de aklına eziyet etmeye… Yine yoruldun, bir taşa oturdun. Taş sende katılığı çağrıştırıyordu. ‘Taş kalpli’ derdin baban için. Yoksa akıp gitmene izin vermez miydi? Bir nehir gibi akarken yalnız olmaktan yakınıyordun. Baban akmaktan yorulup bir göle dönüştüğünde, annen de o gölün içinde boğulmuştu. Sen hep akmak istiyordun.

Bir baş ağrısıyla çıkmıştın evden. Sonra kalktın kendini buralara sürdün. Kökleriyle küs olmanın huzursuzluğu düşüyordu dallarındaki yapraklarından. Ne kadar özgür olmak istesen de, babadan izinsiz açtığın çiçekler eziyordu göğsünü. Bir nehir gibi akıp, onlarla kalmak istiyordun, sen aktıkça uzaklaşıyorlardı senden. Annen o gölün içinde sensiz büküyordu boynunu, kıyamıyordun. Baban sen olmadan o gölün hacmince ıssızdı, kıyamıyordun. Akıp gitmek istiyordun, neden bir nehir gibi olamıyordun?

Bir baş ağrısıyla çıkmıştın evden. Sonra kalktın ta buralara sürdün kendini, güneşin balçıkla sıvanmadığı tek ülkeye. 

Yalpalıyordun yolda ama, kendine geliyordun.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Başbakan yeni sistemin ayrıntılarını açıkladı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
YouTube'da parayı çuvalla götürenler!.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu