img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

06 Eylül 2014 20:15

HURDALIK


Çekmeceye birikmiş yığınla taslak yazı. Çoğu yazdığım utandırıyor beni. Bir acemilik, bir acelecilik. Acemilikle aceleciliğin evli olduğunu düşünüyorum. Kardeşlerin farklı karakterleri vardır, büyüdükçe farklı yollara saparlar, oysa bunlar birbirinden hiç ayrılmıyor.

Dün gece Akif'in kitaplarından birini okurken farkettim, bazı sözcükler kahrından ölüyor. Ölmek, bilirsin, hiç yaşamamış biri gibi, hiç var olmamış. Varolmuşun varlığına bir reddiye gibidir unutmak.

Bazen satırlar arasında sözcüklerin cesetleriyle karşılaşırsın. Fosil gözüyle bakarsın onlara, dil arkeolojisi açısından bulunmaz nimetlerdir. Benim gibiler için sadece birer ceset. Onların yerini alan genç sözcüklerle çalışırız biz. Yenilikçilik denebilir ama asıl neden bence tembellik. Genç sözcükler seleflerinin yerini tutmuyor, onlar kadar tecrübeleri yok, anlam kapasiteleri dar.

 Oysa şimdi cesetleşmiş bir kelimenin kendi zamanında taşıdığı anlamları, bugün halter şampiyonu sözcükler bile kaldıramıyor.

Çoğu insan, hazır tarifli uyumlu sözcükleri sever, sözcükleri yormaz, uzun yollara koşmaz, bir anlamın izini sürecek dikkatten yoksunuz artık, her şey çabuk olmalı, çabuk yemeli, çabuk işe gitmeli, iş çabuk bitmeli, yemek çabuk pişmeli, bu ödev bugün çarçabuk bitmeli. Acelecilikle acemiliğin evli olduğunu dününüyorum. Acemice satırlarda ancak aceleyle sindirilmiş şiirlerin tesiri olmalı.

Biz çabuk okuruz, çabuk seçeriz, çabuk anlamları severiz. Koca bir paragrafı virgüllerle ayırarak tek bir cümleye sığdıran yazarlardan nefret ederiz. Koca bir paragrafta tek bir düşünceyi takip etmenin zorluğu karşısında bocalarız. Kısa cümleler, çabuk anlamlar sağlar. Nimetin yanındaki külfetten hoşlanmayız. Biz bu kentte hep böyle bir yerlere yetişerek yaşarız.

Bazen çabuk anlamlar da yorar insanı, hazır anlamlar satın alırız. Ünvanlı isimlerden kalıp kalıp fikirler alır, yeri geldikçe bu kalıplardan düşünce yaparız. Bu hem zamandan, hem ziyandan korur bizi. Biz böyle bir şeye yetişirken, davranızlarımızı otomatik plota alırız. Otomatik pilota yönergeler veririz. Mesela vakit nakittir sözünü bütün kamu binalarına, parklara, okullara, zihin odalarımızın kapı kollarına yazarız. Biz çarçabuk sevip, çabuk bıkarız.

Bu akşam eski bir yazıya doğru hareket ettim. Tanıdık gelen iki satırın arasında durdum. Az ilerde ikamet eden bir sözcük vardı, hatırlıyorum simasını, adını çıkaramıyorum. Hal hatır sormak istedim ama yerini bulamadım. Konu komşusuna sordum, üzüldüm. Bir kaç yıl olmuş, sözcük hurdalığına kaldırılmış. Yeni basımlarda genç sözcükleri işe almışlar. Artık kimsenin ihtiyacı kalmamış bu sözcüğe. Henüz ölmemiş, yeni sözcük türetmek için tecrübesinden faydalanmak üzere, bir süre anlam koçluğu yapmış. Artık kimsenin ihtiyacı kalmamış, kalmamış insanların "ensar" olma görevi ve ihtiyacı. Depresyona girmiş, intihara kalkışmış, bir çeşit huzur evi olan hurdalığa yollamışlar onu. Üzüldüm.

Hayat ne kadar hızlı olsa da, ölüm o kadar hızlı olmuyor bazen. Gidip hurdalıkta ziyaret edeyim derken; şimdi üzüleceğim, ağlayacağım... Zaten üç günlük dünya, üzülmeye değmez dedim ve çekmeceyi kapattım. Sözlüğü açtım, onu buldum. Uzun süre konuşmadık, ben de soru sormadım. Üzüleceğim, ağlayacağım ne gerek var dedim. Gereksiz bir sürü yeni nesil sözcük kullandım. Biliyorum, yeni nesil geçmişine pek bağlı değil. Onun hakkında yazılanları okuyorum şimdi, "ensar"ın anlamını bulmaya çalışıyorum.

Onu hurdalıktan çıkarmaya gücüm yetmeyebilir, ama onu hayatıma, yanıma alabilirim. Bir yerden başlamalı işte, kişi insanların bir işine yaramalı. Yoksa Tanrı'nın ne işine yararız biz?

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu