img

Havva Yücel ERGÜN

Mimhece

27 Ağustos 2014 18:34

Tavuk mu Yumurtadan, Yoksa....


Hayatımızın kısır döngülerle çevrili olmasındaki hikmet, zihne önemli bir şeyi hatırlatmak olabilir mi?

Zihin çocuk gibidir. Bir şeyi kavraması için onu parçalaması gerekir. Hakikatin tümünü yutamayacak kadar dar bir boğazı vardır zihnin. Azar azar tadar, sonra onları kendi bünyesinde birleştirir. Tıpkı çocukların oyuncaklarını parçalayarak tanıması gibi.

Zihin, bu parçalama eylemiyle  bütünün doğasını bir anda kavramaktan yoksundur. Kısır döngüler, hayatın bütün/tek elden çıkmış bir varlık olduğunu hatırlatmak isteyen uyarı levhaları gibi, ummadık anlarda karşımıza çıkar. Adeta zihni bir düşünme eğitimine sokmak ister, onu şaşırtır, kalıpla gelmiş fikirleri sorgulamasını ister.

Ayırmaya ve parçalamaya pek meraklı olan zihnimizin yularını bıraksak, ilk yapacağı iş parçayı bütünden koparmak olur. Hayatın bütününden parçanın birini ayırmaya kalktığımızda parçayı bütünden değil, bütünü bütünden ayırmış olduğumuzu ancak derin düşünme sayesinde anlayabiliriz.

Nasıl mı?

Toplum-birey ilişkisi üzerinden şöyle bir şey:

Bireyi toplumdan ayırırsak, birbirinden bağımsız bireylerin oluşturduğu bir topluluk elde etmiş oluruz. Bu topluluk birer yalnızlar yığınından başka bir şey değildir. Kişisel gelişen, kişisel doyan, kişisel zenginleşen ve kişisel ölen insanlar topluluğu.

Toplumu bireyden ayırdığımızda ise, katı kuralları olan ve bireyin hareket kabiliyetini kısırlaştıran bir diktatör toplum elde etmiş oluruz. İçe kapalı, yabancı düşmanı, ırkçı.

Zihnin; ne toplumu, ne de bireyi ‘bütün’ olarak bıraktığı iki ayırma örneği.

Hiç Kuran Meali okudunuz mu bilmiyorum. Kuran toplum vurgusunu öyle noktalara getirir ki ki, cennet ya da cehenneme bireylerin değil de toplumların sokulacağını düşünürsünüz.

Bakara 164: (…)  düşünen bir toplum için birçok deliller vardır.

Maide 50: (…)  İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim vardır?

Enam 45: Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. (…)

Rad 3: (…) Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.

Zuhruf 58: (…)  Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.

Casiye 14: (…)  Çünkü Allah her toplumu, yaptığına göre cezalandıracaktır.

Yukarıda alıntıladığım ayetler sadece birkaç örnek. Bunun gibi nicesine Kuran'ı Kerim'de rastlayabilirsiniz.

Kuran, “Her koyun kendi bacağından aslır” anlayışını böyle yerden yere vururken; bireylerin toplum, toplumun da bireyler üzerinde baskı kurmasına müsaade etmez. Toplumla birey arasındaki doğal olan ilişki kanunlarını çalıştırır.

Şûrâ 48: Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. (...)

Toplum; yukarıdan aşağıya doğru, kurumsallaşmış yapısıyla bireylerine ortak bir bilinç, ortak davranış kalıbı sağlar. Gelenekler, yazılı olmayan toplum kuralları, dini kurallar, nesilde nesile aktarılmış tarihi bilgiler, masallar, destanlar, türküler, yemek kültürü ve saire.

Bireyler de, birbirlerini iyiliğe özendirip içlerindeki kötüyü ayıklayarak,  aşağıdan yukarıya doğru toplumun kurumsal yapısını şekillendirir. Bireyden topluma değişimin en çarpıcı örneği 100 Maymun Teoremi'dir. Toplumda belli yasaların değişmesi için, bir bireyin davranışını değiştirmesiyle giderek yayılan, değişimin belli hacme ulaşmasıyla toplumun bütününe ulaşan, adeta 'toplumun ortak aklı'nı ispata koyulan bir teoremdir. Bazı kaynaklara göre hikaye şöyle:

1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hoşlarına gitmiyor.  Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasında yayılıyor. Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları... 

Bütün bu okumalardan sonra, Allah’ın yerçekimi kanunu kadar net ve değişmez bir yasasıyla yüz yüze geliyoruz:

 Rad 11: (…)  Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. (…)

 

Yeryüzü ayetleri ile Kur'an ayetleri ne kadar uyumlu değil mi? 

 

Aslında toplumsal tip, bireysel olarak temsil edilen ve ancak çok sayıda bireyin benzeri davranış ve eylemlerinde karakteristikleşen, ortak tanımlayana dönüşen bir kavramdır. Eylemin kalıplaşması, genelliği içeren özel temsil yeteneğine ulaşması olarak özgünleşmedir. Ait olduğu yapıyı ve evreni kendinde toplayabilme durumudur. Her yapı kendi tipini ve insanını var eder; yahut her yapı kendi insanı tarafından oluşturulur ve yeniden yeniden formüle edilir.

M. Ali AYDEMİR

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CNN Türk ekonomistinin dolar yorumu olay oldu
Türkiye
Yurdun büyük bölümünde yağış bekleniyor
Dünya
Çin'de maden kazası: 21 ölü

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu