img

Fatma GÜLLÜOĞLU

15 Mayıs 2013 08:46

Şiddetli Geçimsizlik


Hayatta vazgeçmek de en zorlandığınız kişileri sıralayın desem birçoğumuzun ilk üçünde ailesi vardır. Ailesinden memnun olsa da olmasa da insanın en değerlileridir aile üyeleri. Her şeyden kıymetlidir, önemlidir.

Toplumun temel taşı olarak nitelenir, olmazsa olmazıdır. Akan sular durur aile dediğimizde. Hepimiz bu konuda hemfikirken şimdiki halimiz nedendir diye herkes kafa yormaya başladı.

Boşanma oranlarının hızla artması toplumdaki her insanın zihnini meşgul ediyor artık.

Bu konudaki araştırmalarda çıkan bir sonuç dikkatimi çekiyor. Boşanma nedenlerine bakıldığında ilk sırayı alan madde şiddetli geçimsizliktir. Tanımlanamayan bir nedendir bu. Dilekçelerine bunu yazan çiftlere ısrarla bunun ne demek olduğunu soruyorum ve maalesef cevap alamıyorum. Onlar da bilmiyorlar ailelerini neden yıktıklarını. Devam eden görüşmelerde anlıyoruz ki şiddetli geçimsizlikten kasıtları iletişimsizlik aslında. Eşiyle iletişim kuramayan, ona kendini ifade edemeyen ve onu anlayamayan kişi geçimsizlik olarak isimlendiriyor bunu. Geçim yoksa 'biz' de olmayalım diyor. Vazgeçiyor eşinden, yuvasından, bin bir zahmet ve güzellikle kurduğu düzeninden.

Bu kadar mı zor bu geçim dedikleri şey? Bu şiddetli geçimsizlik denilen şeyin hiç çözümü yok mu? Bir çaresi? İletişim kuramamanın adıysa bu geçimsizlik hiç mi kurulamaz bu iletişim? Yoksa dünyanın en imkânsız işi mi?

Maalesef çiftler böyle görmeye başlıyor. Yoruldum artık, uğraşmak istemiyorum diyor eslerden biri. Diğer es ilave ediyor yeter, sabır taşım çatladı, dayanacak gücüm kalmadı. Okurken ne kadar tanıdık geliyor değil mi bu cümleler? Birçoğumuzun kullandığı ya da en azından duyduğu cümleler çünkü. Herkesin rahatlıkla ifade edebildiği cümleler oldu. Eşleriyle iletişim kurmakta zorlanan, ifade etmekte problem yaşayan kişiler enteresan bir şekilde eşini bir başkasına anlatırken ve belki de şikâyet ederken dünyanın en iyi iletişim kurabilen insanlarından biri oluveriyor.

Merak etmeye başladım ne için iletişim kurmaya çalışıyoruz diye. Amacımız ne? Sorun çıkarmak, problem üretmek, eksik bulmak, kusur aramak mı yoksa sevinci paylaşıp artırmak, üzüntüyü paylaşıp azaltmak ve çözümler üretmek mi? Akşam eve gelen çiftler neden birbirlerini özlemek, gün içinde neler yaptığını merak etmek yerine tüm gün biriktirdikleri streslerini birbirlerine boşaltma derdindeler. Hani çok sevilerek, uğruna belki anne ve babaların bile karşısına geçildiği eşler ne oluyor da birden karşı tarafın stres topu haline geliveriyor? Bin bir soru var kafamda, büyüyor sorular, artıyor merakım.

Ama biliyorum ki sorulardan kat ve kat önemli olan şey cevaplar ve çözümler. Çözüm ne derseniz, vereceğim ilk cevap özeleştiri olur. Aynaya bakmak lazım lakin sadece dışımıza değil, bir de ruh dünyamızı incelemek lazım aynada. Ne istiyorduk, ne hale geldiği incelemek gerek. Kendimize ne yaptığımızı, ‘şiddetli geçimsizliği’ tetikleyecek katkılarımızı bulmak lazım. Neredeyse hiçbir sorun tek taraflı değildir, az ya da çok ama mutlaka bir payımız vardır. Bu payımızı bulmak lazım, yüzleşmek lazım; hatamızla, kusurumuzla. Okunduğu kadar da kolay değildir bu iş. Ama kabullenmek lazım insan olduğumuzu. Hatırlamak lazım beşer olduğumuzu ve her beşer gibi bir gün şaşabileceğimizi. Çok mu önemlidir peki bu yüzleşme, çok mu şeyi değiştirir? Algıyı değiştirir, mutluluğu getirir, huzuru yerleştirir, sabrı ve fedakârlığı öğretir. Karşı tarafa saygıyı ve sevgiyi yayıverir gönlümüze. Kendimizle beraber eşimize de değerli olduğunu hissettirir. Bizdeki özeleştiri eşimizi de kuşatıverir. Bulunamayan geçim bulunup kurulamayan iletişim başlayıverir.

Kısaca bize öğütlenen eş olabilmeyi öğretip, yuvamızı cennet bahçelerinden bir bahçeye çeviririverir vesselam…

Sesli Dinleyin

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • aynı dertten muzdarip

    09 Eylül 2013 18:09

    Cevap Ver

    Elinize yüreğinize emeğinize sağlık bu kadarmı güzel ifade edilirdi, hayatları karartan eşleri yuvaları gönüllerindeki zindanlara kapatan, yıllar süren mahkeme duvarları arasındaki kabusun sudan sebepleri, bir mektup kağıdı kadar yazıya bu kadar mı güzel yazılırdı, mahkeme kapılarına asılmasa iliştirilse dahi binlerce yuvayı karanlıklardan aydınlığa çıkarabilecek yazınızın evreni dolaşmasını temenni eder şükranlarımı sunarım....

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu