img

Levent Kemal

08 Nisan 2014 02:19

529


             Mısır'da Rabia meydanı ile özdeşleşen direnişin ardından darbecilerin zulmü doruk noktasına ulaştı. Bir celsede, hepsi hepsi yirmi dakikada tam 529 idam kararı verdiler. Bunu modern hukuk adına yaptılar. Dünya da madem karar “hukuk adına” diyerek sessiz kalmayı tercih etti.

            Türkiye ve birkaç ülkede tepki gösterildi, gösteriliyor.

            Fakat tepkiler tehlikeli bir noktayı işaret eder halde. İnsanlar, düşmanın zulmü dozunu arttırdıkça “daha ne kadar bekleyecek İhvan” diye soruyor. Tam da Mısır ve dünya egemenlerinin istediği soruyu soruyolar. Bu soruyu “İhvan'ın artık birşeyler yapması, eline silah alması gerek” cümlesi tamamlıyor. Tepkilerin içindeki tehlike burada yatıyor.

            Rabia meydanındaki direnişe karşı Mısır darbecilerini resmi ve sivil şiddet dozunu arttırdığı sıralarda, tutuklanmadan hemen önce, Muhammed Biltaci ne demişti? Asla silahı elimize almayacağız, bize bunu yaptırmak istiyorlar. Bu taktiğe karşı direnişimizi daha kararlı şekilde şiddete başvurmadan sürdüreceğiz, demişti.

            Muhammed Biltaci ve İhvan yönetimi büyük resmi iyi okumuşlardı. İhvan'ın çok uzun yıllardır sürdürdüğü sivil siyaset alanı çizgisinin dışına çıkmasını en çok darbeciler ve dünya egemenleri istiyordu. Hala istiyorlar.

            Çünkü İhvan gelenekselleşen çizgisinin dışına çıkarsa meşruiyetini de yitirecekti. Böylece Mısır sisteminin dışına çıkacaktı. Meşruiyetinin yanı sıra aktif sistem rolünden de uzaklaştırılacaktı. İslam'a karşı İslam projesinin asimetrik okumasına elverişli bir konuma getirilecekti. El Kaide ile aynı kefeye konulup 'cihadist' tenekesi çalınacaktı. İhvan yöneticileri ise tecrübeli idi. Bu taktik çöktü. Darbeciler sertleştikçe direniş kararlı hale geldi. Kararlılıkla şiddet yerine sabrı ve tevekkülü seçti. Cihadın en zorunu. Böylece İhvan hem Mısır sistemi içindeki siyasal-sosyal değiştirme gücüne sahip rolünü hem de meşruiyetini koruyor.

            Tüm bunlar idam kararlarına karşı kayıtsız kalan dünyanın ikiyüzlülüğü bir kez daha ortaya koyuyor. İhvan da bunun, yani dünyanın kayıtsızlığının farkında. Bu farkındalıkla İhvan, Batıdan medet ummak katiline öldürürken acıtmamasını rica etmektir, dersi veriyor.

            Bu ders aynı zamanda bir merhalenin zorunluluğuna işaret ediyor. Beşeriyetten medeniyete giden yolu katetmenin zorunluluğuna. Zira beşerin birleşmeleri maddi çıkarlar üzerine iken medeniyet birleşmeleri irfan üzerine gerçekleşir ve İhvan çıkarlar değil irfan üzerine direniyor.

            Böylesi bir durumda idam kararlarına karşı çıkan sesin ise sadece sivil ve dahası etkisiz bir sanal hareket olarak kalması acı verici. Oy aldığı tabanın tüm sesine rağmen hükümetin hareketsiz görünmesi de hakeza. Bunların bize anlattıklarını anlamamız gerek. Batıya değil İslam coğrafyasına seslenmeliyiz. Hükümeti harekete geçirecek girişimlerde bulunmalıyız. “Aman süreç hassas yapmayalım” diyen rasyonel aklın soğukluğunun sökmeyeceği bir durum var ortada çünkü.

            Dün Rabia meydanında siyah bir kuğu gibi süzülerek şehadeti tadan Esma ve adını sayısını unuttuğumuz tüm ihvanlar bize bugün karşımıza çıkan idam kararları ile hala ders veriyor! Bu dersi anlamak da makul seviyede ajitasyon ve idamların engellenmesi için propagandanın ardından gerçekten birşeyler yapmakla mümkün.

            İdamların sadece bir tehdit, Ortadoğu muhaliflerine bir gözdağı olduğunu düşünen, bu kadar telaş etmeyin bu idamlar gerçekleşmez, diyenler var. Bu 'taktik aymazlığın aklı' İhvan'ın verdiği dersi hiç anlayamayacak olanların aklıdır. Bir tehdit mesajı ya da değil, Mısır'daki İslami anti-emperyalist duruşa karşı örgütlenmiş egemenlerin 'idam mevzisinin alt üst edilmesi' gereği ortada. Bunu ifa etmek için gerekli olansa ne salt ajitasyon ne de o soğuk batı aklı. İkisini de aşan bir medeniyet aklıdır. Medeniyet aklı ile harekete geçen inisiyatiftir, hareketlenmedir.

            Aksi durumların hepsinde bugün engellenen idamlara karşılık El Ezher'de 30 Mart günü yaşanan katliam gibi katliamların, zindanlarda müebbet hapislerin, ziyan edilen gençlerin arkası kesilmeyecektir.

            Kanlı, zor ve handikaplar içeren bir süreçten geçiyoruz. İhvan ile, Suriye ile, Orta Afrika ve daha niceleri ile. Bunun bir medeniyet sancısı mı yoksa Batı'nın ölü doğmasını istediği dizayn edilmiş İslam sancısı mı olacağına bizlerin kalbi, ihlas ve irfanı belirleyici olacak. İdamların engellenmesindeki handikaplarımıza rağmen engellenmesinin duasının arkasından medeniyet adımını atmak için harekete geçmeliyiz. Engellendiği takdirde bir ajitatif zaferden ziyade ilk adımın umudu olmalı 529 kardeşimiz. İstenmeyen diğer sonuçta ise ilk adımın yemini olmalılar. Çünkü geçmişteki kararlılıkları ile dünyanın dört bir yanında şehit olanların izinde medeniyet adımını atan İhvan ve 529 kardeşimize ve kendimize bunu borçluyuz...

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu