img

Levent Kemal

22 Mart 2014 10:36

OYUN TEORİSİ (1. BÖLÜM)


OYUN TEORİSİ (1. BÖLÜM)

“Meseleyi konjuktivist şekilde ele almak gerek ama tam bir paradigması yok cemaatin.”

“Şimdilik yok diyelim ona.”

“İleride de olacağını sanmam. Beceremediler. Hani o attıkları başlık gibi.”

“Bence üvertür olarak oldukça iyi becerdiler.”

“Nasıl yani?”

“Çok karmaşık geldi sana herhalde. Ama değil. Beceremediler algısı iyi bir taktik. Böylece herkes özellikle geniş kitleler bugüne focuslandı. Sümen altı olan her şey yine sümen altı.

“Beceremediler bir algı yanılması yani bir taktik mi sence şimdi? Sümen altı kalan bir sürü şey var. Ergenekonda da 28 Şubatta da. Ama bu sefer sümen altı olan ne?”

Tam da bunlar işte. AKP geçmişle hesaplaşma işine girdi. Ama bak 28 şubat davasında tahliye olan olana. Neden? HSYK kimin elinde, tasfiye edildi zannediliyor ama edilemedi. Emniyet kaynıyor. Bunlar buz dağının görünen yüzü. Biz öyle bakıyoruz. Verileri toplayınca yeniden yapılandırmanın devasa olduğu gerçeği var.”

“Nasıl? Sümen altı olan ne sorum ortada hala.”

“Parçaları yerine koyalım o da cevaplanacak. AKP karşıtları yeniden yapılanıyor. İki sene önce ve bugüne kadar geçen süreçte AKP'nin gerçek müttefiği kalmadı. Ama hakkını vereyim  türkiye türkiye olalı böyle bir iktidar gücü de görmedi. Müttefikleri önce finans alanında AKP'yi yalnız bıraktı. Neden? Öyle gerekiyordu. Bu AKP'yi çok etkilemedi. Çünkü AKP şunu öğrenmiş : Bir sermaye grubuna dayanırsan o çekilince yıkılırsın. Hatırla gezi sonrası tak diye Tüpraş'a dayandılar. Herkese rutin dediler ama sendikalardan gelen haber öyle değildi. Bu MİT başkanı komplosunda da niyetler okundu.”

“Hakan Fidan olayı diyorsun. Sen komplo diyorsan bir taraf beyan ediyorsundur?”

“Yok taraf olmam bu konuda,neden olayım. Hemen sıkıştırdın yine bir çalım. Taraf değilim ama taraflar açısından bakınca senle konuştuğumdan komplo dedim. AKP açısından bir komplo. Bilinen bir söylem var MİT'in içindeki cemaat adamları filan. Bu farazi bir söylem değil. Ama MİT'in cemaati bürokratik alandan tasfiye ettiği gerçek. Duyuyoruz bu iniltileri. Buz dağının altına da buradan giriliyor bizce. Son dört yılda cemaat ABD’de ve ABD sultasındaki ülkelerde hızla gelişti. Hatırla FBI işbirliği ilanı. Bir de senin şu FBI ajanına ödül konusu var.  Direk bir işbirliği değilse bile sivil kollar ile işbirliği. Gülen'e çok geç verdiler kalıcı izni. ABD savcıları hakkındaki soruları bıçak gibi kesti. Obama'nın dış politikası ne Carter'ınki gibi ne Bush'unki gibi değil. Clinton'ınki kadar okunabilir de değil. Adam dünyanın anasını gülümseyerek belliyor. Son aylardaki ABD dış politika eğilimine baktın mı mesela?”

“Evet son iki yıldır sürekli bir üçüncü cephe hareketi sergiliyor. Kendi mali sorunları da var. Eskiden olsa bu mali sorunu Suriye'ye bir askeri operasyon ile çözerdi. Savaş en iyi devalasyon sonuçta. Ama uzak duruyor. Masaya çağırıyor. Şu örümcek politikasına mı döndü diyorsun o zaman?”

“Tam da onu diyorum.  Gülen onlar için biçilmiş kaftan. Çünkü gülen doğru yada yanlış değerlendirmesi yapmadan devlet erkine sadık. Hükümetlere değil devlete. Yani derin olanına. Sonuçta devlet şu hükümet şu dersen teknokrat olursun. Demirel gibi derin bir organizasyonun sağ kanadı ve kitleleri manüple aracı ile yıllarca çok iyi anlaştılar aslında. Hatırlarsın sen de biz Erbakan'ı eleştirirken onlar da yarısına kafa sallarlardı. Gülen 12 Eylül'e de sadıktı. Devletin geleneksel bir bileşeni haline geldi.”

“İyi de bu adama idam ile dava açıldı. Ha bakarsan tiyatro. Nuh Mete Yüksel öyle tamam deyip geçen bir adam değildi o zamanlar ama bir anda oldu bitti. Yine de buradan zorlayayım seni. İdam istendi adama o  ne olacak?”

“Abdullah Çatlı'yı da Susurluk'ta öldürdüler ne olacakki. Ama bu daha ayrıntılı bir tiyatro. Adama 2000'de mahkeme aç. AKP'nin erkleşmesi ile mahkeme düşsün. AKP o zaman için müttefik addediyordu. Tam o sıralarda plan okundu ve yürürlüğe girdi. Biz onu çıkarsadık. Yargıtay başkanı ,o zamanki adını unuttum, tak diye onadı bozmayı. İş bitti. O tarihten sonra olan bitene baktık biz. Sen de bakmışsındır. Bir anda ABD’de kalıcılık, Policy listesine giriş Charter okullara seri izinler. İngiliz sömürgelerinde ve ABD menşeili yöneticilerin ülkelerinde yükseliş. Bunlarla beraber Türkiye'de polisin ele geçirilmesi yargıda o zaman için ergenekon karşıtı gibi duran bir kadrolaşma. ABD'nin örümcek politika teorisine uygun. Buz dağını görebilirsin şimdi.”

“Anladım. 28 şubattan önce ve sonrasında AkParti ile perçinlenen süreçlerle ABD Türkiye'deki derin devleti ergenekon dışında yapılandırıyor ve bu şimdi ortaya çıkıyor. Oysa geçmişte spontane bir tedrici süreçle evrilen cemaat şimdi toptan bir yeni yapılanma füzyonu. Doğru mu?”

“En babasından. Biz iyice taradık. Biz de bir strateji belirleyeceğiz çünkü. Spontan da diyemeyiz aslında. Gülen'in ABD'ye gidişi bir muamma. Senin teorindi Türkiye'de siyaset devir daim eder o devir daimi kıran ülkeyi ele geçirir, mesele çomak demiştin hani. AKP çomağı soktu, şimdi ABD çomağı en olmaz yerden sokuyor. Belki süreç bizim bildiğimizden eskiye gidiyor. Cemaatin çomak olma süreci. Ama sonuçta verilerin bize anlattığı şey bu. Sen şimdi sümen altı dersin oraya da parmak basalım. Sümen altı çok şey var. 28 şubat iddianamesi çok zayıf. Neden, çünkü Gülen biliyordu. İşin ucu oraya çıkacaktı. Araştırdık. Bir tane okullarına dokunulmamış darbe dokunuşu ile. Birkaç haber var Zaman'da filan ama dostlar alışverişte görsün. O dönemde bizi bile kaç gün tutmuşlardı. Değilki cemaat okulundan alınanları hapse atmasınlar. Ama atmamışlar. Biliyorsun genelde tarikatlar ve Erbakan tabanına yönelik oldu her şey. İbda'cılar çok iyi direndi içerden biliyorum. Ama Gülen rahattı. O nedenle iddianame zayıf. Dillendiriyor kimi gazeteciler ama iddianameden yürümüyorlar. Ucu kapalı çok soru var ve belirsiz. Sadece askere yüklenmiş. Askerden ne çıkar ki çoğu alt kademe. Üstler zaten Ergenekondan gümlemiş. Bu sümen altı edildi. Sonra şu Sabancı suikasti sümen altı oldu ergenekon işinde. O zaman suikast ihalesini alan örgütün İstanbul elemanları Ergenekon'dan alındı mı?”

“Almadılar. Alsalar bilirdim.”

“Neden almamışlar? İşte soruşturma eksik. Ha bizim işimize gelir mi, bir açıdan evet bir açıdan hayır. O da sümen altı oldu. Sonra Mehmet Ağar'ın birçok dosyası da sümen altı oldu. Korkut Eken ben eğitimciyim dedi çıktı işin içinden. Boy boy kahramanlık destanları yazılmıştı adama, o zaman ya o yalancı ya medya. Medyayı yalancı ilan etmek kolay nasılsa patronlar da yapıdan. Bu da sümen altı oldu. Çıktı Şemdin açık tanık olarak ifade verdi. Öcalan ne demişti benden habersiz inisiyatif eylem yapmış büyük yanlıştı dedi. Sakık işi ergenekona yıktı. Gerisini anlatmadı. Birkaç örgüt içi hikaye birkaç askeri ilişki derken o olay da kapandı. Sen beceremiyorlar dedin de çok iyi beceriyorlar işte. Herkes bugün şüphe veya ikilem içinde. Geçen aya kadar insanlar idealistti. AKP için idealistler gerekiyordu. Şimdi o toplu idealizm parçalandı.toparlanır ama yeniden bir süreç işlemesi lazım. ABD ağını bu sefer güzel yerden örmeye başladı.”

“Bunlara tamam. İdealistliğin parçalanması da tamam da bu sefer Gülen de hiç olmadığı kadar deşifre oldu. Papa işi diyalog filan bankası filan. Ona ne diyeceksin. Konjukturel olarak burada AkParti'yi yıpratmak için daha güçlü bir yapı oluşturması gerekmez mi? Ha şunu diyorsan yeni kaos teorisi diyorsan ona eyvallah. Ama bu çatışma direk bir çatışma değil. Yayılımı var ama benim dikkatimi çeken şey AkParti sessiz birkaç ses dışında. Bu AkParti'nin de bir şey bildiğini gösterir. Bu açıdan ilk teoride güçlü bir yapı fiili çürür zira cemaat ve Gülen çok ağır yara aldı. İkincide de cemaat Akparti ile direk karşıt bir fiili tepkimeye girmez. Buna bir gücü yok iki kitlesi bu tür bir kitle değil. Nasıl olacak bu iki açıdan da bakarsak?”

“Çakarım soruyu diyorsun. Şöyle olacak. Birincisi bu oyun iki ayaklı. Birinci ayak klasik güç teorisine ve kanonik etkiye dayalı. İkinci ayak ise yeni kaos teorsinin uygulama farklılığı taşıması. Kanonik etkiyi biliyorsun. İkinciye gelelim. Bu Gezi'de denendiği gibi bir kaos problematiği oluşturulmuş bir oyun değil. Eyleme dayalı dezenformasyonun anında cevap alacağını biliyorlar. Onun için ikinci alternatif olan cemaat ile atağa geçtiler. İnanç farklı bir şey. İnsanların inançlarını bulandırırsan güven duygusu bir egosantrik duruş alır. Siyaset artık siyaset değil diyen sendin. Bir bilinç bölünmesi önce bir kitle bölünmesidir gibi bir şey bu. Ben de buradan takip ediyorum. Cemaatin dersanelerden çıkıp işi dini bir hale getirmesi bu nedenle. Gülen'in burada olup bitenden haberi olduğunu sanmıyorum diyen safdiller de var. Bu güne kadar kontrolü hiç kaybetmemiş Gülen'in haberinin olmaması imkansıza yakın. Adam bir tercih yapıyor. Bu tercihte de dini etkisini kullanıyor. AKP'nin sizin adınıza gerçekleştirdiği başarılar da bunun için en uygun ortamı ona verdi. Sen şu yazar müsveddesi ve dersane manipülasyonu yüzünden beceremediler diyorsun ama her şey tıkır tıkır. Hatta seni bile düzeneğe almışlar baktım geçen gün. O derece beceriyorlar.”

“Evet ama ben ilmi olarak karşı çıkıyorum.”

“Nasıl karşı çıkarsan çık. Mesele bu değil mi zaten. Herkesin bu meselede kendince bir neden bularak meseleyi indirgemesi. Ama aynı zamanda yayılımına katkı koyması : bu kanonik değil mi, sen de yedin işte.

“Anlaşılan yedim. Meseleye dönelim. Emre Uslu hakkında fikrin ne? Müsvedde dedin ama. Daha ayrıntılı bir şey diyebilecek misin?

“Onu ben bile almam istihbaratçı diye getirseler. İstihbarat birimi olmak zor. Birkaç yıl çalıştık işte. Herkesle yemek yiyeceksin miden kaldıracak. Şimdi mesela karşılıklı çekiyoruz birbirimize. Birbirimizi bilerek. Bunu yapamaz o. Geçen gün tv'de izledim karşısındaki gazetecilere konuşurken bile sesi titriyor. Güvenmiyor kendisine. Belli. Neden, bilgiyi çıkaran değil. Satan. Senin fikrin ne?”

“Bilgiyi satan olduğu aşikar. Bavulcu diyorlar. İsrail'den CİA'dan bilgi aldığı için. Ben biraz yokladım ardını önünü. Karanlık bir tarafı yok. En büyük karanlığı bu. Çalıştığı burs aldığı yerler aleni odaklar. Jamestown'la filan işi olmuş. Analizcisin deyip şişirmişler. Neydi o prestroyka sırasında bir Rus vardı hikayesi onunla çok benzer. Birkaç bilgi odağı oluşturmuş kendine bence. Ama hattı kontrol etmemiş. Zayıf biri. Satıcı olduğu kesin. Şuna gelelim ben dersane konusu ile başaramadılar dedim sen başardılar dedin açıkladın. Öyle kabul edelim. Bu duruma göre strateji planladınız anladığım kadarıyla. Oraya gelelim.”

“Kaçırmamışsın. Evet ama stratejimiz şu dememi beklemiyorsun herhalde.”

“Tamam şöyle yapalım eğilimleri yoklayalım sizin cepheden. Bizim tarafı baya hırpaladık nasılsa.”

“Hiç değişmemişsin. Cevabı alana kadar değiştir sor taktiği. Şöyle yapalım sen bir eğilim söyle ben bir eğilim. Nasılsa açı oluşacaktır.”

“Tamam. Bu yeniden yapılandırma sistemi uzun zamanlı bir takvime dayalı o zaman. Böyle olursa  yerel seçimlerde AkParti'nin riskli bir ortamda seçime gireceğini düşünüyorum. Ancak bu riski açılım ve başörtüsü pratiği ile atabilir. Benim eğilim fikrim bu geleceğe yönelik.”

“Beni yine içerden konuşturacaksın anlaşılan. Bunu iyi niyetime ver. Benim de eğilimim bu yönde. Ama açılım ile bu handikapı atlatamaz. Atlatırsa da Kürtler sayesinde atlatır. Başörtüsü ise kısmi bir olumlayıcı. Ama cemaat ile olan bunalımdan kaybedilecek oyları tutmaz. Faşistler (mhp – b.n) de BDP de başörtüsü konusunda oy toplayacaktır. Bu seçim öncekiler gibi CHP – AKP raunduna her döndüğünde chp cemaat işini öne atacak yangını körükleyecektir. Faşistler de buna eklenecektir. Planın uzun erimli olduğunda mutabıksak o zaman AKP üç cepheden sıkışacaktır. Kaldıramayabilir.”

“Eksik bıraktın. Açılımla ilgili kısmı belirtmedin.Niyet okuyorum farkındaysan. Daha açık söyleyeyim. HDP son birkaç yıldır inisiyatif süreciydi. Her zamanki blok denemelerinden biri. Farkı AkParti karşısında tek başlarına kesin bir mağlubiyet yaşayan sol-sosyalist çevrede birlik hissinin güçlenmiş olması. Ama hala uzun teorik ayrılıklar devam ediyor. Yine de bir birlik oldular sonunda. HDP'nin seçimde BDP'nin yanısıra diğer sol küçük partilerle işbirliği yapacağı net. CHP ayrı bir mevzu. Ama açılımdan AkParti'nin yitirecekleri sözkonusu benim anladığım. Senin söylemediğinden anladığım. Çok açık oldu.”

“Söylemediklerimden anladıkların senindir. Söylediklerimden sorumluyum. Niyet okuyorum deyip ardından soru sormadan eleştiri sunmadan niyet okumak da güzel. Ama açılımdan AKP'ye oy çıkmasını istemem. Yitireceklerini bilemem. Aldığı oyu da alamayabilir.”

“Şöyle bir çıkarım yapayım. Geçen gün Demirtaş'ın açıklamasını izlerken aklımda uyanıverdi. Bölgede dersane olayını kapansın kapanmasından farklı işleyecektir BDP-HDP. Dersaneler kapanınca özel okul olacak siz nasıl göndereceksiniz o okullara T.C sizi düşünmüyor işte diyebilir. Cımbız siyaseti. Tam Demirtaş ve Ayna işi.”

“Bunu yapamazlar. Ağalık kültürünün kaymağını yiyorlar. Neredeyse hepsinin çocuğu kolejlerde. Bir ara bak kimin kolejlerinde olduklarına. Kendi çocukları kolejde iken halka bunu anlatamazlar. Belki anlatırlar ama şu etkiyi göze almalılar. AKP bölgede büyük işler yaptı. Batı'ya verdiği desteğin iki belki üç katını sundu. Etki gücü var. AKP çıkıp derse özel okul olacak evet ama biz ödeyeceğiz,cımbız düşer. Siyasi olarak intihar olur onlar için. BDP-HDP'nin istediğinin yerel yönetim özerkliği olduğunu yıllardır biliyoruz. Oradan gireceklerdir. Açılımı ise genel afa dayayacaklar. Öcalan'a özgürlük sloganını sık duyacaksınız. Bu duygusal perspektif açılım oylarını BDP-HDP hattına taşır. AKP'nin çok akıllı bir strateji izlemesi gerek ama başında bu oyun varken zor.”

“BDP-HDP ağalık kültüründen besleniyor evet. Toprak reformu yazısını hatırlıyor musun. AkParti  bununla giderse bölgede denge ne olur sence? Ben bunu düşündüm birkaç kere. Acayip senaryo.”

“Hatırlıyorum. Çok dert açmıştık başımıza. AKP öyle bir şey derse anında savaş demeye başlar BDP - HDP hattı. Küçük sol parti başkanları ve Ertuğrul Kürkçü dışında neredeyse hepsi feodal bey konumundalar. (Ertuğrul Kürkçü de başka türden bir feodal bey ya, neyse) Hem ulusal kurtuluş mücadelesi vereceksin hem uluslaşma gereği olan merkantil kapitalizmin toprak reformundan kaçacaksın, demiştik. Bugün de aynı durumdalar. AKP böyle bir kozla giderse sol-komünistlerin eleştirmemesi gerekir aslında ama eleştirirler. Muhalefet ilkesizleşti. Ama büyük gümbürtü olur. Rençberlik, ırgatlık bitecek. Kentsel agoranın tekelleşmeden çıkışı mıydı o söz. İşte o olacak. Ağalıktan çıkacak kent pazarı. Batı'da kemalizmle küt diye tepeden inme ve ayan eşraf düzeninde tedrici olarak kırılan düzenin bölgede AKP eliyle taltif edilmesi...Düşündüm de Ortadoğu'nun Fransız Devrimi olur. Tayyip Erdoğan da Bonapart. Edebiyat bir yana PKK'nin siyasal arenasını temsil eden ağalık parçalanır. PKK, ya temsili tam olarak Öcalana verir ya da kendi halkı ile de savaşmak zorunda kalır. Fakat AKP bugün için bunu yapacak güce sahip değil. Bu örümcek ağının içinde değil en azından. Ama yapacağım dese bile yer yerinden oynar o kesin.”


Bu metin benim de içinde olduğum ve 26 – 27 Kasım 2013 tarihinde yapılan politik gündeme dair bir “oyun teorisi” çalışmasının sonucudur. Dersane tartışması süreci ile görünen politik eğilimin o günkü okumasının geldiğimiz gün itibari ile  gerçeklenmiş olması dolayısıyla tarafların izni ile yayına verilmiştir. Metin iki bölüm halinde yayına girecektir.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu