img

Levent Kemal

02 Mart 2014 10:25

Demokrasimizde Epistemik Şiddet Figürleri : CHP ve Cemaat


İdeolojik atlaslar değişiyor.

Merkezler kaygan hale geliyor.

Ekonomik yörüngeler gelgitler yaşıyor.

Ve büyük anlatılar belki de iki yüzyıllık tarihlerinde son yirmi yıldaki kadar yorulmadı, değişmedi. Verimlilik bazlı ve çok uçlu siyasal tercihler kavramların karşıtlıklarını ve içeriklerini bağıl hale getirdi.

Yirminci yüzyılın sonuna kadar Türkiye'de egemen olan Nato konseptli vesayet sistemi de bugün itibariyle bu panoramayı ve Erdoğan'ı anlamakta dünyadaki diğer benzerleri gibi zorluk çekiyor. Yaşadığımız çok uçlu  ve değişken politik-stratejik durumu vareden aslında tek merkezli küreselleşme iddiasının iflası. Türkiye muhalefetinin bu konudaki okumasında büyük eksiklikleri var. Keza bu eksiklikleri ile iç politikada da kendilerini kategorik karşıtlığa oturtmuş haldeler. Hal böyle olunca her ne kadar kendi haklılıklarına obsesif derecede bağlı olsalar da Türkiye'deki krizin adı belli oluyor.

 

CHP'nin Hastalığı

Çağdaş dünyanın pek az yerinde bizdeki gibi kendisini kurucu olmak iddiası ile iktidarın doğal sahibi ilan eden partiler vardır. Kimilerince Batı merkezli anlayışı ve kurucu olma iddiasını Mustafa Kemal ile güçlendirmeye çalışması delil gösterilerek Bonapartist olarak yorumlanan; diğer yandan da aslında başarısız bir geçiş projesinin diktatörlüğe evrilmesini sağladığı için faşist olarak nitelenen ama enikonu bir sistem partisi olan CHP'nin dününü bir yana bıraksak bile siyasal olarak fallogosantrik anlayışın dibinde olduğu su götürmez bir gerçektir.

Yani CHP, kendisini eleştirilemez ve aracısız yani halka bile ihtiyaç duymadan iktidarın ta kendisi gibi görerek herkesi adam etme hastalığının en vehim zamanını yaşamaktadır.

Bu çaresiz hastalıkla sona yaklaştığını anlayan CHP'nin kategorik Erdoğan karşıtlığında son dönemde sarıldığı odakların ise hastalıkları CHP'nin hastalıklarından daha vahim. Yeni tip cemaat CHP'den de hastalıklı.

 

Yeni Tip Epistemik Cemaatler

Klasik modernleşme süreçleri ve ertesinde iyice görünür hale gelen ancak kökeni itibari ile rönesansın son döneminde kentlilerce korunan ve giderek – diğer gelişim ve devrimlerin onları bağımsız kılması ile bilimsel bilgiyi kendi tekellerine aldıklarını düşünen çeşitli bilgi toplulukları, bilgi cemaatleri vardı. Öyle ki ortaya konmuş bir bilgi bu bilgi cemaatince onay görmemişse bilimsel olarak kabul görmezdi.

Derinlerine inildiğinde bir ortak tasarımın yani bir paradigmanın etrafında toplanmış ve pozitif manada o paradigmayı kutsayan seküler bilgi cemaatleri enformasyon çağı ile yeni bir anlam kazandı. Bilginin sorumluluktan ziyade güç olduğunu savunan faydacı görüşle bina edilen yeni tip bilgi cemaatleri için klasik form artık geçerli değildi. Her yere girip çıkabilecek her türden bilgiyi alıp işleyip iletebilecek ve gerektiğinde de iletişim zincirini, mesajın içerik ya da anlamını değiştirebilecek; böylece bilgi ile gelen gücü elde edebilecek yeni tip cemaatler oluştu.

Bu yeni tip cemaatler eskinin bilimsel cemaatlerinden farklı olacaktı ancak daha yaygın ve kanonik etkileri hissedilir açık bilgi kanallarına girmesi için böylesi yapıların dünya çapında oluşturulması zordu. Bunun yerine halihazırdaki cemaat/topluluklar -en başta belirttiğim gibi – yeniden düzenlendi, değiştirildi.

Liberalizmin etkinleşmesi ile iletişimin de bir tüketim nesnesi olarak yaygınlaşması dönemine denk gelen yeniden yapılanmış bu tür cemaatlerden ilk gözümüze çarpan Amerika'da yönetişim konusunda hala çok güçlü olduğu bilinen Evanjeliklerdir. Evanjeliklerin karşıt okuması olarak karşımıza Bolşevik Devriminde Çarlık ailesinin içine battığı Rasputin ve türevlerine karşı Bolşeviklerle çok içli dışlı olan Ortodoks cemaati çıkar.

Latin Amerika'da da özellikle Fokocu gerilla hareketlerini ve Bolivar'cı hareketleri destekleyen Kurtuluş Teolojisi adı altında bağımsız-parçalı halde cemaatler gözümüze çarpar. Fransız geleneğinde tapınakçı gelenekten geldiği öne sürülen Bourbon hanedanlığının tutucu cemaati vardır.

Dünyadaki bu örneklerine bakıldığında Türkiye'de cumhuriyet tarihi içinde bu tür bir gelenekselleşmiş yapının olmadığını birkaç ay öncesine kadar düşünebilirdiniz, oysa son otuz-yirmi yıl söz konusu olduğunda Türkiye'nin de yeni tip bir bilgi cemaatinin olduğu habis bir gerçek.

Ne varki burada olaylara ve kronolojik bir cetvele dayalı değerlendirme yapmadan bu yeni tip bilgi cemaatlerinin hastalıklarından bir ikisini özetleyeceğim. Çünkü bu yeni tip bilgi cemaatleri mantar sporları gibi hastalıklarını bulundukları her iletişim kanalına yayan; toplumsal salgına müsait hastalıklara sahipler.

En belirgin hastalıkları kotarılmış olduklarından ve bilginin fayda zeminli edinimini ifa ettiklerinden dolayı bu cemaatlerin kendileri dışındaki her bilgi noktasını düşman olarak görmesidir. Kah öncelleri olan bilimsel bilgi cemaatinin tutuculuğu kah bilgi-fayda ilişkisi ile temellendirilmiş olsun; yeni tip cemaatlerin hepsini çağımızda devasa bir örgütlenme haline gelmiş olan devlet mekanizmasında bilgi eşiklerini tutarken bir yandan da düşmanlar icat ederken görürüz.

Karşıt okumaya, kitle refleksine dayanan bu faşizan hastalık ile cemaatler kendi konumlarını korurlar. Bu aynı zamanda en net anlamda epistemolojik bir şiddet içerdiği için kesin bir vasilik iddiasını da taşır. Vasilik iddiası ise görünürde demokratik ve bağımsız gibi görünen devletlerin aslında işlerlik özerkliğidir. İktidar bilgi cemaatinin çıkarlarına ya da çıkalarına hizmet ettiği daha başka bir güce devredilmiş haldedir. Böylece düşman icat ederek oluşturulmuş çeper içinde vesayet kurulmuş olur. Bu durum meşum hastalıklarından biridir yeni bilgi cemaatlerinin ve adeta bağışıklık sistemini yokederek diğer hastalıklara davetiye çıkarır.

Eşikler ve iletişim kanalları kısaca enformasyon ele geçirildiği için toplum ya da devlet iletişmezken bu iletişememe iletişimi olay, olgu ve bunlara dair mekan-zaman yanılsaması ve kavramsal manipülasyon olarak devam eder. Artık öyle ki serbest eşikler yoksa yahut oluşturulamıyorsa cemaat ne diyorsa o doğru ya da gerçektir durumu yaşanır. Hukuk, demokrasi, siyaset, kamusal alan yahut özel alan bu regüle forma göre düzenlenir. Ancak iş burada bitmez. Çünkü enformasyon toplumun sürekliliği ile süreklidir.

Kırılma anına kadar.

Bu yapılar içerde kapalı ve kendi içinde dikey rıza ve-veya fayda ilişkisini geliştirmiş; toplumsal ağda ördükleri mekanizmayı kendi içlerinde minimalize etmiş yapılardır. Eleştiriye olan veya açık karşı koymaya olan tek güdümlü tepkisellikleri altında kodlanmış bir veri havuzu vardır. Bu nedenle ne kadar hareketli ya da parçalı olursa olsunlar bir Rubik küpü gibi çözümlenmesi için kombine bir şekilde kırılma momenti yaşamaları gerekmektedir.

Dini cemaatlerin bu tip enformatik veya istihabarat temelli bürokratik yapılara devşirilmesindeki neden ise yukarıda da belirttiğim gibi bilgi kanallarına bireyler ile girme kolaylığı ve yayılım etkisini sağlamaktır.

Ne varki bu minvalde devşirilmiş dini cemaatlerin neredeyse tamamının 'kökensizleştiğini' yani yeniden-yorumcu bir hal alarak dini sadece kisve olarak taşıdıklarını görürüz. Çoğu yapısalcı ve reformcudur. Yine çoğu faşizan derece milliyetçi özellikler taşımaktadır. Din bu tip yeni bilgi cemaatleri için sadece dünya bilgisinin aracıdır.

Bu tip cemaatler kendilerini öncelleyen veya devşiren yapılarla benzeşim içindedirler. Bu babta da ekonomik-sosyal nitelikleri korporasyona, siyasal anlayışları faşizme, dini anlayışları ise tahrifata dayanmaktadır.

 

Sonuç :

Tüm bunların ışığında hastalıklı eski eşik bekçimiz kemalizmin hastalıklı taşıyıcısı CHP'nin sarıldığı epistemik hastalıklı yeni tip cemaat veya cemaatin doneleri CHP için bir umut olmanın yerine ölüm fermanıdır. İkisi de kendilerini bilgi ve böylece iktidarın doğal sahibi olarak görür. Bu yapıların Türkiye'nin önüne geçme girişimleri 'dominyon kafalı' olmalarına da bağlanabilir. Çünkü bu iki yapı da Batı okuması-devşirmesi. Vesayet ve halksız iktidar konusunda mutabıklar. Ne varki değişen dünya ve Türkiye okumalarında net bir biçimde eksikler.

Nedenleri değişen, yerel dengelere göre nasıl'a ilişkin soruların cevaplarında özne olan ülkelerin değiştiği dünya konjontüründe Türkiye'nin geldiği noktada da CHP minvalinde eski vesayet tipi ile cemaat üzerinden ayyuka çıkan yeni vesayetçiliği bu şekilde anlamak gerekiyor. Çünkü iki odak için de kırılma noktaları yaşandı. Kırılmalarda ortaklaştılar, kategorik muhalefet haline geldiler. Psikolojik şiddete dayalı son evredeler.

Sonuç ise belli : İmam telkin verince hepimiz hedefe doğru yürümeye devam edeceğiz..

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu