img

Betül KURŞUN

15 Nisan 2013 07:01

Aşkın Benciliyeti


Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalık değilse de bir alışkanlıktır aslında. Bünyeniz ve ruhunuzun bağışıklık değerleri, geçmişte mutsuz olmanıza başka başka tepkiler verir. Kimisi insanlardan yakınır durur, kimisi aşkların yalan olduğundan dem vurur. Olmuş ve yalan olmuş hiçbir şey yoktur aslında kâinatta. Adı varsa kendisi de vardır mutlaka. İnsanoğlu anlamının beline kürek vurduysa, ilk halinden bambaşka bir yere koyduysa aşkın kabahati olmamıştır bu hiçbir zaman.

Çoğu aşkın bencil olduğunu söylerken, kendi nefsi ile münakaşaya girmekten münezzeh bir yaşam kurmuştur kendine. Herkesin soruları karşıdakinedir bu vahada. Kendisi ile konuşmaktan aciz insanlar sahiplenince bir coğrafyada aşkı, akbabalara yaraşır olur aşk. Serçeler kışın ölürüm nasılsa’dan sebep camların önüne ekmek koyan çocukları görmez olur. Oysa aşk güvercinlerindir… Kırlangıçlarındır…Serçelerindir…

Nice bencil aşklar gördüm. Neden mutlu olmadıklarını sorup duruyorlardı birbirlerine. İnsanlar birbirlerine, bunca severken neden mutlu olmadıklarını soruyorlardı. Cevabını bilmedikleri sorularla boğuşurken aşklar, evlilikler, insanlar yine sadece kendilerini mutlu etmeye çabalıyordu. Bencilliğin aşkı hiç var etmediğini bilmeden. Savaşırken kazanılmayacağını idrak etmeden…

Aşk, beş duyu yetilerini kaybettiriyormuş gibi görünse de bencil değildir. Kendini mutlu etmeye çabalayan tüm insanlar, azar azar su katmıştır hamuruna aşkın. Aşk, tek kişinin mutlu olması üzerine temel olmamıştır asla. Aşk yediği zaman doymak,  giydiği zaman ısınmak, hasta iken ağrımak, o ağlarken kanamaktır aslında. Mutlu oluşuna mutlu olmak, almaktan öte vermek, sahip olmaktan çok sahip etmek, katre-i hüznü ile fersah fersah öteden nem almak, her şeyinle adanmak, feda olmaktır.

Yüreğin yufkacıkken, gözlerinin her dem kaybetme korkusundan mütevellid bir sebeple ıslak kalması, sol yanının sökemediğin bir sebeple her dem ağrıması, burun direğinin sızlaması ve ciğerinin dibine kadar yanmasıdır. Ellerine en ağır yükler, geçmişine neden soruları, bazen de onu neden hak ettiğinin sorularını korkuyla sormaktır.

Aslında aşk; ne tek, ne çok, ne hayatında bir kez sunulan bir şeydir insana. Aşkın ne sayısı, ne zamanı, ne de adamı vardır. Karşınızdaki ile ilgili değildir hissettiğiniz şey. Bazen bir afette çirkin sureti görmek, bazen de en çirkin surete bir afeti atfetmektir. Aşk tamamen kendisiyle ilgilidir insanın. Nasıl olduğuyla, nasıl sevdiğiyle, nasıl baktığıyla ve nasıl gördüğüyle ilgilidir. Kabın genişliği en temel ölçüttür aşkta. Beni ne kadar’ diye başlayan tüm sorular, aslında kabın ne kadar diye sormanın başka bir biçimidir.

Onun bir adım gerisinde, gerisinde kalmaktan gurur duyarak gitmemişsen secdeye, kadın erkek eşitliğinden dem vururken bulursun sen de kendini. Korusun kollasın diye yaratmışken yaradan, bir kanadın altına girmek istemeyen aşklar gördüm. Oysa aşk başkaldırmayı sevmez. Aşk itaatkârdır. Kendi doğasıyla çelişirsen sana asla huzur vermez.

Sabah rızkın dağıldığı anda uyumuşsan sen ve aşk dediğinle gerçek aşka el açmamışsan beraber, bolca rızık da bekleme.

Aslında aşk…

Her sabah bismillah deyip başlarken hayata, her hayrın başı oluşuna beraber boyun eğmektir.

Beraber hizmet etmektir aşk. Somalili bir çocuğun bir türlü doğrulmayan boynuna el ele yürümek, kaldır başını diyebilmektir. Tüm yoksullara, tüm savaşlara, tüm acizlere ve tüm hastalara saymadan, hesap yapmadan, bilinçsizce, kendi hayatını hiçe sayarak beraber koşmak için duyduğun arzu, onun seni sevmesi arzusundan daha baskındır. Bir diğer çocuğa ulaşamadıkça kahrolmak, omuz omuza ağlamaktır.

Zamanla aşkın somut bir şey olmadığını anlar insan. Kişiden çıktığını, ruhla bedenin ayrıldığını, yüklediğin manaların kişilerden tamamen soyutlandığını görür gerçek aşklar.

Yaradan, şafak sökmeden edilmişse duaların, kabul edecektir elbet. Belki evvel, belki ahir bilinmez. Lakin duanın kabulü her daim tam karşılığı değildir bilmelisin. Huzurla yumduğun gözler, bir gülümseme, sessizce edilen bir kahvaltı, susmuş bir vicdan sesi, sükunet ve teslimiyettir bu duaya karşılık gelen bazen.

Hizmetsiz aşklardır çiğ olanlar. Çiğ olan aşklar, duası dilsiz, namazı edasız olanlardır. Minarelerde ezanlar susmuştur aşkta dualar susunca. Hesapsız aşklar değildir en büyük aşklar. İnadına, hayrın dirhem dirhem hesabının olduğu, kaç savaşla, kaç barışa ulaşıldı unutulduğu,  her günahın çetelesinin bir duvara tutulduğu aşklardır hesabı olanlar.

Sen günahlarını yazdığın bu duvarları sakın ola boyama. Duvardaki bu resim, gün olup tövbe ile temizlensen de sen, özgür olmadığın günlerin resmidir. Bir kez daha şükrün, bir kez daha hamdolsun’un ismidir.

Sen, kaç insana ulaştın, yaradanın sana verdiği bu aşkla, gerçek aşka erişmeye ne kadar çalıştın bunun hesabında yaşa. Neden diye sormadan evvel, tüm sebeplerinle çık önce başa…

[email protected]

https://www.facebook.com/sevvalin.trenleri

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu