img

Metin Ünal

06 Eylül 2017 22:23

6-7 Eylül Olayları ve Türkiye


Kuruluşu bile başlı başına büyük bir olay olan Türkiye Cumhuriyeti, tarihi boyunca hiçbir dönemini sorunsuz geçiremedi. Hükümetlerin bile yıkılmasına neden olan büyük çaplı olaylar zincirinin halkaları bir biri ardına sıralandı. Büyük bir imparatorluğun varisi olan Türkiye daima kontrol altında tutulmak istendi. Ne zaman ki kafamızı kaldırıp istikbalimizi tayin etmeye çalışırsak inanılmaz yaralar aldık. Gerek içerde gerekse dışarıda kapanması zor yaralar aldık.

 

Türkiye’ de yaşanmış olaylar zincirlerini incelemeye kalkışsaydık eğer bu zincirlerin her bir halkası için ciltlerce kitap yazmamız gerekirdi. Hepsi bir birimden farklı hepsinin farklı farklı nedenleri var ama hepsinin tekbir faktörü var oda MEDYA. Medya iletişim, haberleşme, haber alma özgürlüğü anlamında kullanıldığı sürece elbette herhangi bir sorun teşkil etmez ama satın alınmış insanlar cehennemine dönmüş olan Türkiye de, vatan hainliğini kamufle etme aracına dönen medya, toplumların bir birini kırmasına neden olan bütün olayların altından baş faktör olarak çıkmaktadır. İnsanların haber alma özgürlüğünü kirli çıkarlarına alet eden medya patronları bireylerin saf duygularından da yararlanarak çarpıttıkları ve servis ettikleri haber sonucunda çok büyük çapta zarara ve can kaybına neden olan toplumsal olayların çıkmasına neden olmuşlardır. Olayın vahametini bugünde yıl dönümü olan 6-7 Eylül olaylarını hatırlatarak sizlere anlatmak istedim. Sizde göreceksiniz ki oyun hep aynı oyun tezgah hep aynı tezgah.

 

1955 de Kıbrıs’da Grivas önderliğinde EOKA Adada yaşayan Türk ve Rum’lara karşı çirkin saldırılara girişti. İlk başlarda özellikle radyolarda normal akışında nakledilen hadiseler halkın büyük tepkisine yol açtı ama hiç kimse kapı komşusu olan gayrimüslimlere veya Rumlara karşı bir saldırıya yeltenmedi. Tepkiler gayet medenice dile getiriliyor tartışma konusu haline geliyordu. Sürece dahil olan İngiltere Türk ve Yunan yetkililere olayları görüşmek üzere toplantılara çağırdı.

 

Dışişleri yetkililere olanca soğuk kanlılık ve net tavırları ile Adada yaşayan Türklerin hakkını medeni bir şekilde masada savunmaya çalışırken birileri olaydan pay çıkartıp halkın milliyetçi duygularını suistimal etmek istemiş olacak ki olayı farklı yönlere çekmek istediler. Nede olsa olay dış etkenlerden kaynaklıydı ve saldırı her ne kadar insanlığa yapılsa da Türkler de söz konusuydu. Hal böyle olunca en çok tepki gösteren lider kahraman olacaktı. Bu çıkarlar göz önünde tutularak birileri medyanın gücünü de kullanarak kahraman olmak istedi ve İstanbul Ekspres gazetesine bilinçli olarak yalan haber yaptırıldı. 6 Eylül sabahı gazete ATAMIZIN EVİ BOMBALANDI manşeti ile halka sunuldu. Yalan habercilik ve çıkarcı medyacılığın sonucu olarak halk galeyana getirildi. Tirajı 20 bin olan gazete 6 Eylülde 290 bin satış tirajına ulaştı. Sağlam plan yaptığını sanan uyanık şahsiyetler, halka saldıkları korkuyu yapacakları konuşma ile kendilerine yönelik bir umuda dönüştüreceklerini böylelikle kahraman olacaklarını sansalar da halk beklenenden daha fazla tepki verdi ve ellerine geçen kazma, kürek, sopa ne varsa İstanbul’ da yaşayan gayrimüslimlere saldırdılar.

 

İyice kontrolden çıkan olaylarda Rum’lara ait 4 bin ev, 1004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul, fabrika ve otel tarzı 5.317 iş yeri yakıldı yıkıldı tahrip edildi. En kötüsü ise 11 kişi hayatını kaybetti . 5 bin’e yakın insan bu olaylar sonucunda gözaltına alındı. 6-7 Eylülün sonucunda yani toplam 2 günde koskoca İstanbul yakıldı yıkıldı sokakları adım atılmaz hale geldi.

 

Bu kadar yıkıcı etkileri olan bir olayın kendiliğinden geliştiğini ve bu sonuçları doğurduğunu iddaa etmek ne akla nede mantığa sığmaz. Biri veya birileri gerek medya ayağını gerekse olay senaryosunu geliştirip halkı kışkırttı, apaçık ortada. Nitekim olayların sona ermesinden sonra Celal Bayar’ın, İstiklal caddesindeki  tahribatı görünce İçişleri bakanı Namık Gedik’e ‘GALİBA DOZU KAÇIRDIK’  demesi, deminden beri bahsettiğimiz ‘birileri’  hitabının kime gittiğini umarım anlamışsınızdır. Celal Bayar’ın giriştiği kahramanlık macerasının bir faturası elbette vardı suçu olmayan insanlara bu faturalar kesildi.

 

İstifa ettirilen İçişleri bakanını emniyet amirleri, İzmir valisi, İzmir’de bulunan birliklerin komutanları, memurlar takip etti. Olaylarda şiddete maruz kalan binlerce insan vardı ve kayıtlarda bir çok anı paylaşılmış durumda hepsine ulaşılabilir. Okuyabilirsiniz. Çok yakından tanıdığımız bir isim Lefter’de olaylardan nasibini aldı.

 

Türk Milli Takımı için ter döken ve Fenerbahçe'nin unutulmaz futbolcusu Lefter Küçükandonyadis bu saldırılardan nasibini alanlardandı.

Lefter, On beş gün önce gol attığımda omuzlardaydım... O gün ise kayalar ve boya tenekeleriyle karşılaştım... En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Evde ne pencere, ne kapı kalmıştı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. Babamı da üzdüler. Hâlâ ağlarım babamın anlattıklarına. Babam garibanın tekiydi, yaptıkları ayıp değil mi?

İstanbul'dan emniyet müdürü evime geldi. gece gördüğü manzara karşısında 'aman Allah’ım' demişti…

Lefter, yaşamını yitirmeden önce verdiği bir röportajda, "Kim yaptı" sorusunun kendisine defalarca sorulduğunu anlatmıştı. Bu sorunun yanıtını o günlerde de vermediğini aktaran Lefter, "Bugün de söylemeyeceğim" demişti.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
İspanya'dan Katalonya açıklaması: Amacımız düzeni yeniden sağlamak
Türkiye
Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde 'kadro' eylemi
Dünya
İspanya'dan Katalonya açıklaması: Amacımız düzeni yeniden sağlamak

Hava Durumu

22°
Detaylı Hava Raporu