img

Levent Kemal

08 Şubat 2014 08:50

Bosna – Yeni'den Balkanlaştırma ve Siyasi 'Kıyım'


Dün öğleden sonra Bosna'dan gelen haberlerle bir kere daha,

endişe ile yüzümüzü Balkanlara döndük. İlk akla gelen o vahşet dolu savaşın hemen öncesindeki günlerdi ve 'yine mi' dedik. Neler oluyor anlamaya çalıştık. Olup bitenin hem tarihi hem ekonomik ve politik süreçlerden süzülüp gelen bir hadise olduğunu anladık. Kimilerinin 'isyan sevdası' ile hemen 'diren' sloganına bağladığı 'basitlikte' değildi olanlar. Ama Bosna direnmeliydi! Kime ve neden mi? Anlatalım.

Dayton Anlaşmasının dikte ettiği entiteye dayalı küme hükümet modelinin getirdiği ekonomik sonuçlara bakılınca anlaşılan farklardı bunlar. Aslında Bosna-Hersek'te içten içe bir süredir kaynayan etnik siyaset kazanı deyim yerinde ise SDA'nın elinde patlatılmaya çalışılıyordu dünkü resimde. Yani Bosna'da etnik kıyımın yerini 'demokrasi piyesiyle kıyım' almıştı.

2012 yılında küme hükümetin bütçesine red oyu vermiş ve üst meclis Milletler Meclisinde onaylanmasına karşı çıkmıştı SDA. Daha öncesinde de Bosna-Hersek Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti arasında AB'nin hakem olduğu merkezi hükümet yapılanmasına dair sorunlar yaşanmış ve o süreçten de SDA galip çıkmıştı. SDA'nın Mayıs 2012'deki bütçeye itirazı oldukça haklıydı. Çünkü Ekim ayında yapılacak seçimlerde çoğunluğu ele alacağını biliyordu ve bütçe için kağıt üzerindeki bütçe diyordu.

Tüm bunlara rağmen Sırp milliyetçisi olan ve savaş zamanında da savaş suçlusu Karaciç'in partisi olan Sırp Demokrat Partisi (SDS) ve diğer partiler 2012 yılı bütçesini geçirerek aslında SDA'nın kuyusunu kazdılar.

Avrupa yatırım bankasından alınmaya çalışılan krediler sektörel baza indirgenmiş ön şartlarla verildi Bosna'ya son süreçte. Özellikle Almanya lobisi Bosna yatırımlarının destek araçlarının 'enerji sektörü ve belirli bölgeler' ile sınırlı tutulmasını sağladı.

Özel sektör yatırımları konusunda da özellikle Türkiye'den yeterli desteği alamadı Bosna. Dış ticaret açığı sorunu giderek derinleşen Bosna'nın 2013 sonu itibari ile 60 Milyon Euro açığı var. Bu açık ve içerde 'AB ve NATO dikteli' küme hükümet modeli ile kronik hale gelen siyasi çalkantılar Bosna'yı son yıllarda emlak yatırımları dışında hareketlendirmedi. Diğer sektörlerde de yatırımlar 'belirli kantonlara ve belirli şekillerde' yapıldı.

Bosna-Hersek sanayi yatırımlarının ağır sanayi olarak nitelenebilecek bölümü Bosna Sırp Cumhuriyeti kantonlarında, teknolojik ve teknolojiye dayalı hizmet sektörü ise yine Bosna Sırp Cumhuriyeti içindeki Hırvat kantonlarında yoğunlaşmış halde. Boşnak Federasyonunun ise yoğunluklu olarak Orman ve doğal kaynaklara dayalı bir yapısı var.

Bu doğal zenginliklerin başında da uzunlukları, vadi boyları ve debileri ile enerji üretimine uygun nehirleri geliyor. Ancak belirttiğimiz gibi kalkınma bankaları ya da ülke destekleri daha çok diğer entitelerin kantonlarına yoğunlaşmış halde.

Tüm bu sorunlarla bugünlere gelen Bosna'da son olayda ilginç ve genel değerlendirmede atlanılan bir şey dikkat çekiyor. Olayların merkezi olarak gösterilen Tuzla kentindeki gösterilere kıyasla Zenitsa ve daha başka şehirlerde olan gösterilerin büyüklüğü.

Bu basit şekilde genç nüfus içinde % 50'ye varan işsizlik rakamları ile açıklanabilir doğal bir şey gibi. Ama Saraybosna, Zenitsa ve Mostar'daki gösteriler Tuzla'dan daha şiddetli halde cereyan etti. Sırp Cumhuriyeti içindeki kantonların yerel hükümetlerinden istifa haberleri gelmezken son seçimlerde yerel yönetimlerde en çok kazanan SDA'nın ve prensip ittifakındaki HDZ-BİH partilerinden gelen istifalar ve binalarının yakılması ilgi çekici!

Diğer ilgi çekici bir noktada daha önce SDA'yı yönetimden uzaklaştırmak isteyen SDP'nin gel-gitleri ile meşhur Lagumçiya'sının dün birden 'parlayan yıldız'ı oynamasıdır!

Yani Bosna'daki mesele 'diren' sloganına bağlanacak kadar basit bir şey değildir kimi kafalardaki gibi. Kaldı ki hemen sloganlara bağlanan bu kitle Bosna Savaşı sırasında Miloseviç'i kahraman ilan etmiş ve ona kahraman sosyalist demişlerdi.

Dün de olayların ardından delicesine 'diren'meye başladılar. Bosna hakkında tek bir doğru düzgün bilgisi olmayan bu acınası kitle yakılan yıkılan her yeri 'düşman siperi' gibi görüyordu. Bosna hem kendi içindeki hem de Türkiye'deki ve dünyadaki bu kıyımcı kafaya direnmeli!

Diren Bosna!

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu