img

Levent Kemal

06 Şubat 2014 08:01

Türköne ve Cellatın Sepeti


Bilimi ucuz insanlara bırakmamak lazım. Mesela Mümtazer Türköne gibi.

Hukuk gibi bir bilimi hele, hiç! Yoksa dün akşam HaberTurk'te izlediğimiz gibi 90'lardan 'Bir'i konuşur.

Alır tüm kaideleri 'satar' biat ettiği topluluğun vesayet hevesleri uğruna. Bunu yaparken de kasıla kasıla yapar. “Şu parti kapatılmalı” der. Mesajı iletir. Sonra “ben öngörüde bulundum”der.

Ama yetmez!

“Seçimlerde partiler eşit şartlarda yarışmıyor” der. Sandık dışı çözüme işaret eder. Ama 2011 yılında aday adayı olduğunu unutur.

Çünkü 'vesayet ve darbe aşkı' ile sarhoş olmuştur. 2011'de aday adayı olurken de eşitsizlik olduğuna inanıyordu ise Türköne siyaseten ahlaksızdır. O zaman yoktu ama şimdi var diyorsa iki yıl içinde seçim olmadığını hatırlatırım kendisine.

Türköne profesör. Siyasal bilimler çıkışlı. Ama bilimselliğini çıkarıp şakirt takkesini giymiş. Üstüne de darbeci ağzı ile saçmalar olmuş.

* * *

AkParti'nin kapatılmasını neden istiyor Türköne?

Yolsuzluk mu?

Kusura bakmasın ama Hukuk Fakültesindeki dersleri bıraksın, öğrenci olarak tekrar yazılsın Türköne. Çünkü sahte algı servisleri ile kotarılmaya çalışılan ve sonuçlanmamış bir hukuki süreç üzerinden AkParti'nin kapatılmasını istemek hüküm vermektir. Zaten ihlal edilmiş onca hukuki kaidenin üzerine Türköne'nin yaptığı bir 'darbeci ağzıyla' hukukun da üstüne çıkma girişimidir.

AkParti'nin İslamcı oluşu mu,desek hiç değil! Zira Türköne “AkParti İslamcı eğilimleri terketti, artık muhafazakar demokrat sözünü bile kullanmıyorlar” dedi programda. Üstüne de deyim yerindeyse tam anlamıyla sıvadı ve AkParti'nin İslami duruşunu yolsuzluğun üzerini kapatmak için kullandığını ifade etti. Heyhat! Hüküm verip kimlik giydiriyor Türköne ama yine unuttuğu şeyler var.

Mesela bu ülkede haklarını AkParti ile alan İHL'ler AkParti'nin muhafazakar duruşunun en gerçek temsilidir. Ama Türköne yazdığı şu satırları unutmuş : “İmam-Hatiplerin artık misyonunu tamamladığını ve bu okullar üzerine inşa edilecek din eğitiminin ve doğrudan genel eğitimin gelecekte büyük sorunlara yol açacağını düşünüyorum. Bu alan bataklık bir alan. Mevsime göre sular çekiliyor, mevsime göre her adımınız batağa gömülüyor.

İmam-Hatip modelinin eğitim sistemi içindeki ağırlığı din eğitimi sorununu çözmüyor, tersine sürekli bir siyasî bir kavga konusu olarak gündemde tutuyor. Devlet iktidarı için verilen kavganın gerekçelerinden birini bu tartışma oluşturuyor. Halbuki İmam-Hatiplerin karşıladığı ihtiyacın artık devletin dışına çıkartılması, yani sivil topluma emanet edilmesi gerekiyor.”

Türköne'nin bu yazısı dershaneler sürecinde kaleme alındı. Yazınındevamında Türköne “Bugün bu okullara duyulan ihtiyacı karşılayacak alternatifler var. Toplum, her ara dönemde mağdur edilen bu okullara alternatif eğitim kurumları oluşturdu.” diyerek dershaneleri işaret ediyor. İslami duruş dershane oluyor yani Türköne'ye göre. İHL'lerin alternatifi de dershane oluyor. Sanırsınız ki dershanelerde Fıkhu'l Ekber okutuluyor.

Diğer yandan AkParti'yi İslami eğilimi bırakmakla suçlayan Türköne kendince bir insicam kuruyor. Jargonu eğip büken tam bir 'postmodern' darbeci ağzıyla 'sivil İslam' gibi bir kavram atıyor ortaya. Temelini de “AkParti İslam'ı devletleştiriyor” diyerek atıyor. Uluç Gürkan'a harika pas da diyebilirsiniz buna! Neyse, Türköne'nin cümleleri 90'ların kemalistleri ile aynı. İslam kamusal alan dışına çıksın, insanlar inansın ama inanan insanların bir araya gelmesi ile bir siyasal eğilim olmasın demeye getiriyor Türköne. Zira bunun başka meali yok. İnsanlar nasıl düşünüyorsa öyle yönetir. İslami düşünenlerin İslam'ı devlet anlayışı içine çekmeleri doğaldır.

Türköne kendi çelişkisinde boğuluyor. AkParti İslami eğilimi bıraktı ise İslam'ı nasıl devlet anlayışının içine çekiyor? Bunun cevabı üzere nasıl 'kavramlar icat edecek' merakla bekliyorum! Asıl İslami eğilimi kaybetmek 'sivil İslam' diyerek kamusal alanda elde edilen kazanımların geri çekilmesini istemekle olur. Ah, ama siz İslami bir 'cemaat' değildiniz,unutmuşum!

İHL'lerin kapatılması konusunu neden dillendirdiğinin 'siyasi' yanını da söyleyelim Türköne'nin. Burada bariz bir 'düşmanlık güdüsü' var. İHL mezunlarına dinler arası diyalogu, başörtüsünün furuat oluşunu, bankacılıkla faizcilik işine girmeyi anlatamazsınız da ondan düşmanlar. Anlatamadıkları için ve AkParti'nin temellerinin de İHL'li olduğu için Türköne'nin sızlanması!

* * *

Profesör olmasına rağmen biat kültürünün göbeğinden 'sarhoşlukla' konuşan Türköne  birçok konuda, herşeyi laiklik konusuna bağlamayı bir şekilde başaran Uluç Gürkan'a pas attı. Sivil İslam bunların en önemlisiydi. Tam bir 28 Şubat özeti oldu o dakikalar. Muhafazakar olun ama devleti yönetemezsiniz. Örtünün ama evinizde. Dershane varken İHL'ler sizin neyinize!

Türköne'nin 'beyaz Türk kafasına ermiş şakirt beyni' yolsuzluk meselesinde de 'algıya devam etti'. Ayakkabı kutusundan çıkan paralardan girip “YeniŞafak yazarı Hayrettin Karaman'ın yazısını çarpıtarak yolsuzluğa fetva bile aldı”lardan çıktı. Hayrettin Karaman bunun üzerine yazısını zaten yazmıştı. Türköne bu sefer irtikaba getirdi sözü. Ben hiç uzatmadan Gülen'in hakim kiralama meselesini hatırlatıp geçeceğim burayı. Ahlak üzerine konuşanın önce kendisi ahlaklı olacak. Hukuk üstünlüğü diyen kişi önce hukuki sürecin bitmesini bekleyecek, sonra konuşacak. Makbuzu olan bağış paralarını “irtikap” ilan etmeden 'at gözlükleri'ni çıkaracak.

* * *

Ama Türköne'den bunları beklemek Godot'yu beklemeye benziyor, üstelik hiçbir albenisi de yok! Zira çözüm süreci ile ilgili fasılda tam bir faşist ağzı takınıyor Türköne. Öcalan'sız barış olur diyemiyor ama AkParti'siz olur diyor. Demirtaş'tan referans alıyor sözlerine. Devlet örgütle masaya oturmaz, diyerek devleti kutsuyor. Bunlar ezber, beylik laflar. Demokrasimize el atmasını istedikleri Obama'nın Hizbullah ile görüşmesi, İngiltere'nin IRA ile masaya oturması, İspanya'da ETA'nın siyasi kanadı Batasuna ile İspanya hükümetinin görüşmeleri, Filipinler'in Moro'daki isyancı gruplarla görüşülmesi gibi birçok örnek var bu konuda. Ama Türköne'nin bunlardan haberi yok sanırım. Doğru ya, onlar İsrail modelli hareket ediyor!

Siyonist kafanın kendini beğenmişliğine 'paralel' kafa ile Türköne barış için “Kürt halkı ikna edilmelidir” diyor. Kimse kusura bakmasın ama bu faşist anlayıştır! BBC röportajında Kürtleri eğitilmesi gereken insanlar olarak gören Gülen'in faşist anlayışı Türköne'de de kendini gösteriyor! Türköne'ye göre Kürtler dershanelerle eğitilmeli, PKK ile değil cemaatle görüşülmeli.

Çözüm süreci baltalama çalışması için Öcalan'sız barış görüşünde Gürkan ile yine paslaştı durdu Türköne. Sonrasında ise duvara çarptı.” AkParti gitse de barış süreci CHP ya da MHP zamanında da böyle devam eder” dedi. Al sana tutarsızlık. Ama Ümit Özdağ 'toz kondurmadı kafatasçılığına' ve hemen buna karşı çıktı.

Türköne'nin maksadı barış değil zaten. Maksadı çözüm sürecini baltalamak.

İlk 'darbe'yi de çözüm sürecinin mimarlarından olan Erdoğan'a vurmaktı hedefleri, ama ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

Son süreci takip eden ve kulağı delik olan herkes Oslo kayıtlarını cemaate Mossad'ın servis ettiğini biliyor. Bunu NTV'de katıldığı bir programda İsmet Berkan açıkca dile getirmişti. Öte yandan Ocak başından beri Brüksel ve çevresinde 'birilerinin Öcalan'ın yerine birilerini getirme' çabasında olduğu da biliniyor. Türköne de biliyor bunu. Yol yapıyor ve o yolda yürümeye çalışıyor. Ama o yol çıkmaz! Hadi diyelim, çıksın. Çıksa çıksa cellatın sepetine çıkar! Ama düşen baş kimin olur bilinmez!

           

           

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mehmet Görmez'den saldırıya ilişkin açıklama.
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Trump, CIA ile dalga geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu