img

Levent Kemal

02 Şubat 2014 12:58

Komplocu Matematiğin Ayıbı!


Aslında çok farklı bir konu üzerine yazmayı planlıyordum.

Televizyon tüm planımı mahvetti. Hayır, takılıp kalmadım. Tersine, kaş yapayım derken göz çıkaran bir programda edilen sözler nedeniyle erken bile kapattım televizyonu. Bitirmedim programı.

Neydi televizyonu kapattıran?

Paralel medya kanalı değildi. Paralel devleti canhıraş savunan birinin izansız sözleri de değildi televizyonu kapatmama neden olan.

Tam tersi!

Ülkede olup bitenleri değerlendiren ve sosyal medyada oldukça ilgi çeken bir programdı.

'Üst perdeden' konuşuluyor, deniliyordu.

Bakayım dedim, nasılsa denk geldi.

Bir Musevi'nin konuşmasını yayınladılar.

Klasik İsrail'li analistlerin kehanetler zinciri. 2020'de Rusya çökecek, 2050'de Türkiye, ABD ve Japonya arasında savaş çıkacak – hatta şu kadar kişi ölecek(!)

Yine de dinleyeyim dedim.

Konuşma devamında Türkiye'nin ilerleyen yıllarda çok etkin olacağını ve bunda Ortadoğu'da dominant tavrının ve Gürcistan ve Azerbaycan ile kurduğu ilişkilerin etkin olduğunu söylüyordu Musevi işadamı ve analist.

Konuşma bitince değerlendirmeler başladı.

Şunu düşündüm hemen. Sanırım şu şu ve şu noktaları eleştirip asimetrik yönleri deşifre ederler.

Fakirin ekmeği umut işte..

Kehanetlerdeki 'büyüklük algısı' sahiplenildi. Evet öyle olacak, Osmanlı'nın topraklarını tekrar ele geçireceğiz, doğru söylüyor gibi sözlerle karşılaşınca şaşırdım açıkcası.

Neden şaşırdım,hemen söyleyeyim.

Azerbaycan'la ilişkilerimizin öyle ahım şahım olmadığını dünya alem biliyor. İsrail'in ve Rusya'nın Azerbaycan'ı bir egemenlik savaşı sahasına çevirdiğini de. İsrail'in 'nükleer vaatlerle' Azerbaycan'da üstlendiğini ve İran'a 'ensendeyim' deme çabasında olduğunu da. Diğer bir bölge aktörü de ABD hiç kuşkusuz. ABD ve Rusya çatışan amaçlarla bölgede etkin. İsrail ise fundamentalist kaygılara dayanan güvenlik merkezli bir politika ile Azerbaycan'da.

Azerbaycan'la bizim ilişkilerimiz de Mavi Marmara ve one minute olayından sonra değişti. Azerbaycan bizden Ermeni meselesinde gösterilen yumuşamanın rövanşını alma hamlesi ile İsrail'e yakınlaştı. Yani eskisi gibi değil. Hakeza Aliyev ailesinin holdingine dönen SOCAR'ın İsrail ile giriştiği ikili anlaşmalar da buna delil. Türkiye'de de yatırım ve ortaklıkları olmasına rağmen SOCAR bizimle 'pazarlama yolu' olmamız üzerinden ilişki içinde. Ama son dönemde Azerbaycan'ın gözü İsrail'in vaat ettiği nükleer güçte.

Son yıllarda SOCAR'ın Türkiye yatırımlarının PETKİM'de yoğunlaşıyor olması da aslında pek çok şeyi özetliyor. Bunu anlamak için PETKİM'in sahibini bilmek yetiyor. Yani SOCAR için Türkiye'de de yatırımı var, demek kurtarmıyor. Altın hisse de kurtarmıyor.

Gürcistan'a gelince zaten vesayet devleti haline gelmiş. Rusya'nın Türkiye anakarası dışı enerji hattı yolunun mihengi. Karadeniz altından geçecek boru hattı için Rusya'nın Türkiye'ye karşı oynadığı koz. Bu konuda Ukrayna'da yapılan Karadeniz Enerji Politikaları konulu konferans notlarına bakabilir meraklıları. Yani Türkiye, Rusya'nın restini görüp Gürcistan'ın zayıf pazarında etkin olma çabasında. Ama bu da Gürcistan'la dominant ilişki demek değil. Gerçekçi olalım.

Tüm bunlara bakınca İsrail'li Friedmann'ın teorisinin bir sacayağı boşa düşüyor.

Telaki selase ile hem de!

Ama asıl programı kapattıran konu bu değil.

O çok çok çok daha vahim ne yazık ki!

Bir soru aldılar izleyici telefonu ile. İzleyici biraz reklam yaptıktan sonra sorusunu sordu.

Program yorumcularını Obama, Putin ve Erdoğan ittifakını ilk belirten kişiler oldukları için tebrik etti. Sonra ekledi: Madem böyle bir ittifak var  Obama Mısır'da, Putin de Suriye'de Türkiye'yi neden yalnız bıraktı?

'Aile içi kavgalar olur ya hani' ile başlayan cevap felaket derecesindeki 'üst perdeden' yorumlarla devam etti.

Obama Mısır'da sesini çıkarmamış ama biz Mısır'da bir verip İran'la el sıkışmaya çalışan Obama sayesinde İran'dan bin almışız!

Allah kimseyi kendi teorisinin esiri yapmasın!

Dahası 'komplo teorisi'nin bile bir ahlaki matematiği olmalı!

Siyasal verili durumlar okunurken ve hele Uluslararası durumlar okunurken bilinen tek şeyin değişken olması ilkesi var. Değişkeni bilmek ise bilinmeyenin varlığını bilmektir. Yani bu durumun her an değişebileceği gerçeği vardır, nasıl değişeceği asıl bilinmeyendir.

Böylesi katmanlı ve kaygan bir zeminde nasıl bir akıl teori kutsamaya girer ve Mısır'da bir verdik İran'da bin aldık der. Hem de Obama sayesinde..

Obama'nın NeoCon akımla arasının iyi olmadığı aşikar. Ama bir dostumun dediği gibi düşünüyorum ben de : Obama dünyanın anasını gülümseyerek ağlatacak!

Öyle de yapıyor. FED kararlarının öncesine ve FED'in gelişmekte olan ülkeleri umursamadığını anlatan açıklamalarına bakmalı.

İttifaktan epey karlıyız(!)

Siyasal fenomenler fermante olmaz, ani değişkenler ve çoklu bileşenler içerir. En büyük bileşen ve değişken 'sermaye eğilimleri'dir. Tüm dünyayı küreselleştirirken kendini koruma derdindeki ABD'nin borçlanma çıtası sorunları hala bitmiş değil. Bu evrede NeoCon'ların planları ile riske girecek olan bir ABD ekonomisi riskini almıyor Obama, o kadar.

Büyük ittifak dağılıyor mu ne?!

Teorisini filan geçtim zaten.

Nasıl bir siyasal akıl böylesi cümle kurabilir!

Hangi siyasal ahlakın matematiğidir bu!

Kimse kusura bakmasın ama gerilim zamanlarında en çok ihtiyaç duyulan şey öz-eleştiri ve iç eleştiridir. Ben de bunu yapıyorum. Hem de oldukça ahlaki bir nedenle.

Çünkü şuna inanıyorum hiçbir ittifak Mısır'da kaybedilenler kadar değerli değildir ve zaten Başbakan Erdoğan da böylesi bir “alış-verişe” girmedi.

Kendi teorileriniz için ne Mısır'daki demokrasi mücadelesinde Obama arayın ne de Erdoğan'a böylesi bir rol biçin.

Herkes teori üretebilir. Ama teorilerin genel geçer araçları vardır. Matematikteki gibi.

Ve siyasal verili durumlar için de geçerli analitik araçlar vardır.

Bazen tüm istatistiki veriler ve söylenceler sizi destekliyor gibi görünse de ve 'kriminal soruşturmalarınız' size bir mantık dizisi sunsa da bahsettiğiniz şey emperyalizm değildir.

Çünkü emperyalizmin kriminal boyutu ekonomiktir. Ekonomik kriminal ise yatırım oranları-değişkenleri, para hareketleri ve banka sermayesi, pazar içi emek ve pazar dengesi, sermayenin biçimi ve niteliği ve bunların örgütlenme şekli üzerine olur.

Bunlarla reel olarak desteklenmeyen her türden siyasal teori sadece komplo teorisidir.

Birkaç holding ismi ya da banka adı ile de ekonomik kriminal gerçekleşmiş olmaz.

Ve işte bunlar nedeni ile de Mısır'da bir verip İran'da on aldık,bin aldık der insan.

Ayıp eder demokrasiye, Mısır'a, bu ülke insanlarına ve Erdoğan'a karşı...

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP'li Çerçioğlu'ndan Türk lirasına destek.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Haşdi Şabi, PKK’ya tanksavar ve uçaksavar verdi!.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu