img

Mustafa Güldağı

18 Nisan 2017 21:54

Kaos İttifakı


Anlatacaklarım aramızda kalmasın.

Tarih 1970’lerin ortalarını gösteriyordu. CIA ajanları Amerika’dan gelip Ankara ve İstanbul’a yerleşmişlerdi. Görevleri ne miydi? El Cevap:

Gerginlik, İç savaş, olabildiğince kargaşa ve sonunda darbe.

CIA ajanları bir silahı sabah, bir silahı solcunun eline veriyor ülkücü-sağcı öldürsün diye, aynı silahı öğleden sonra ülkücü-sağcının eline veriyor, solcu öldürsün diye. Sebep, darbe için şartlar olgunlaşsın.

Darbeye imanın 3 şartı vardır:

  • Gerginlik
  • Şiddet
  • İç çatışma

Bunlar olmadan hiçbir darbe başarıya ulaşmaz. CIA karargâhında ilk önce “gerginliği” sağlayacak taraftarlar tespit edilir.

 

Tarafların bir birine “şiddet” uygulaması için her şey yapılır.

Daha sonra “İç çatışma” alevlendirilir. Sonunda ordu içindeki kukla yapılanma küresel odaklar adına yönetime el kor. CIA, tüm bunları yaparken, sağ-sol fark etmeden herkesi yönlendirmeye çalışır, kullanır.

Hayır, size bugün 80 Darbesi’nin detaylarını anlatmayacağım. “Mevzuyu nereye getirecek bu” diyorsun. Okumaya devam et.

 

Tarih 28 Mayıs 2013’ü gösteriyordu.

Taksim Meydanı’na cami dikilecek, Gezi Parkı’nın olduğu yere tarihi Topçu Kışlası’nı yapılacaktı. Kepçeler Gezi Parkı’na girince 8 ağaç için bir anda büyük bir gürültü koptu.

Gürültünün adım “vesayet” idi.

Sanki bu gürültü daha önceden ayarlanmıştı da bir bahane bekliyorlardı. O da bu oldu.

Nasıl olduğu ne için olduğu anlaşılmadan bir anda tüm illerde ulusalcı-sol-Kemalist kesim meydanlara sokaklara indi.

Tamamen profesyonel şekilde ayarlanmıştı isyan.

Plan sadece solcu-Kemalist-ulusalcıların sokağa dökülüp isyan etmeleri miydi?

Hayır değil! Yanıldınız?

Bahsettiğimiz “derin üst aklın” amacı çok farklıydı.

Solcu-Kemalist halkı sokağa, meydanlara indirip “sağın-muhafazakârın-İslamcının” damarına basılacak ve onların da sokağa inmesi tetiklenip büyük “iç savaşın” başlamasını sağlayacaklardı. Ardından planda yer alan askeriyedeki darbeci kadro yönetime el koyacaktı. Fakat oyun bozuldu. Nasıl mı? O halde dikkatli okuyun yazacaklarımı.

 

Gezi olaylarından 5 ay önce Avrupa, Asya ve kimi zengin ülkelerdeki çok zengin şirketlerin Türkiye’deki yatırımları durmuştu. Erdoğan, bunun sebebini öğrenmek için Avrupa’da çevresi olan zengin bir Türk dostundan yardım istedi. Erdoğan’ın bu Türk dostu sebebini öğrenmek için zaman istedi. Aradan 3 hafta geçtiğinde Türk dostu apar topar Türkiye’ye gelip acilen Erdoğan ile görüşme talep etti. Söyleyeceği önemli şeyler vardı. Erdoğan’a şunları anlattı:

“Türkiye’ye yatırım yapmayan çok zengin şirketlerin ağzını aradım ve yatırım yapmaları için teşvik ettim. Fakat bana şunu dediler: 3-5 ay içinde Türkiye’de kaos oluşturularak bir iç savaşın çıkartılıp darbe yapılması sağlanacak. Bize gelen haber böyle, bu sebepten yatırımlarımızı durdurduk.”

Erdoğan bunları duyunca şaşkınlık yaşadı ve bunu engellemek için önlem alma yoluna gitti. Fakat iç savaşı nasıl başlatacaklarını bilmiyordu. Yapması gereken iç savaşı ve çatışmayı önlemekti. Bunu başarabilirse darbeyi de önlemiş olacak ve oyun bozulacaktı.

Tarih 28 Mayıs 2013’ü gösterdiğinde Gezi Parkı’ndaki 8 ağacı bahane eden “derin akıl” iç savaş ve kaos için düğmeye bastı. Bir anda Türkiye’nin her iline isyan dalga dalga yayıldı. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük şehirlerde şiddet ve kargaşa arttı. Her şey bir anda olmuştu. Bir anda!

Sadece sol fraksiyonların sokağa inmesiyle mi olacaktı her şey? Bu muydu plan? Değil!

Sağ ve dindar kesimin damarlarına basılacak ve onlar sokağa çekilecekti. İç savaş büyütülecek ve planın içinde olan ordu yönetime el koyacaktı. Küresel odakların kimi planları için pürüz çıkarmaya başlayan “Erdoğan” sözde götürülecekti.

 

Erdoğan, kendi planını ortaya koydu. Sağ ve dindar kesimin, solcuların yaptıkları yüzünden sokağa ve meydanlara inmesini engellemek için her şeyi yapacaktı. İsyan eden sol fraksiyonlara açtı ağzını yumdu gözünü gerekeni söyledi. “Çapulcu” söylemlerini hatırlayın. Bu aslında şu demekti: “Ey sağ ve dindar kesim siz oturun oturduğunuz yerde, ben sizin yerinize gerekeni söyleyeceğim ve yapacağım”

 

O sıralar “Yüzde elliyi evinde zor tutuyorum” dediğini hatırlıyorsunuz değil mi? Birçoğumuz bunu, sol fraksiyonlara tehdit olarak söylediğini sandık. Hayır, Erdoğan sağcı ve dindarları evinde tutmak için elinden geleni yaptı. Ama isyancılar ısrarla devletin malını yakıp yıktılar, dini değerlere saldırıp küfrettiler. Artık sağ ve dindar kesim patlayıp meydanlara ve sokaklara inmek üzereydi. Özellikle İstanbul’da... Erdoğan ikinci planını devreye soktu. Ve adeta dedi ki “Meydana inecekseniz hadi o zaman Yenikapı’da buluşuyoruz, haydin mitinge, hadi kızgınlığınız orada sloganlar atarak giderin” dedi ve mitingini yaptı.

 

Böylece iç savaşı bir kez daha önlemiş oldu. Eğer ki Erdoğan, sağcı ve dindar kesimi evinde tutamasaydı, Mısır’daki gibi iç çatışma ve ardından planda olduğu gibi rolü darbeci ekip alacaktı. Mursi’nin başına gelenler Erdoğan’ın da başına gelecekti.

 

Ve 16 Nisan Referandumu.

PKK’ya bir senedir o kadar büyük darbe vuruldu ki yüzlerce militanı öldü. Artık dağda savaşacak adam bulamıyor ve tükenişe gidiyor. Referandumdan HAYIR çıkarsa Erdoğan’ın PKK’ya yönelik başlattığı operasyonlar duracak ve PKK “karizma tazeleyip” tekrar güçlenmeyi deneyecekti.

FETÖ, 5 bin kripto elemanıyla hala aktif olarak çalışmakta. FETÖ, HAYIR çıktığı takdirde tekrar hortlayıp dönme peşindeydi.

“Ulusalcı ve vesayetçi yapılanma” ise referandumdan Hayır çıkarmak olmuyorsa da EVET oranını olabildiğince düşük çıkarmayı kendilerine amaç edindiler. Böylece Eveti’i meşru kabul etmeyeceklerdi.

 

%48 Hayır, %52 Evet çıkınca meşru kabul etmeyip eylem yapma yoluna gidecekler. “Eyalet sistemi” yalanı ile buna MHP tabanını da dahil etmek istiyorlar.

Özellikle Almanya ve Amerika’daki bazı derin lobilerin desteğini de alarak yeni palanları için destek de buldular.

%48 Hayır çıkmasından sonra,
• FETÖ
• PKK
• CHP Vesayeti
• Askeriyedeki “ulusalcı” kesime öz güven geldi.
Saldırı için daha da öz güvenle planlarını işletecekler.
Ulusalcı-Vesayetçi hücreler uyandı ve harekete geçmeyi canı gönülden istiyor.
FETÖ, 5 bin özel fedai kriptoları ile hala aktif ve her şeyi karıştırmaya devam ediyor.
Yapacakları darbenin kodlarını faaliyete geçirmek için 7 ay önce düğmeye bastılar bile.
Kontrollü Darbe için son aşamaya geldiler. Kontrolsüzlük ile başlatmak istiyorlar.

Herkesin görevi 7 ay önceden dağıtıldı.

“KAOS İTTİFAKI” devrede.
Kontrolsüzlük, gerginlik ve şiddet.
Şiddet ve gerginlikten uzak durun. Provokasyona gelmeyin.

İnanın derin akıl bunu istiyor.

Her şeyi yazmak zor. Şimdilik bu kadar.

 

Mustafa Güldağı

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Darbe girişimi davasında avukat krizi
Türkiye
İstanbul'da ticari taksilere denetim
Dünya
Suriyeli aşiretler PYD'ye karşı direniş başlattı

Hava Durumu

24°
Detaylı Hava Raporu