img

Levent Kemal

01 Şubat 2014 10:39

Solun Tuzu Kokunca


Fısıltı gazetesi sosyal medyada çalışadursun asıl hengame cemaatin evlerinde,

sol mahfillerde ve holding plazalarında. Neler neler konuşuluyor, izahı mümkün değil.

Eski tüfek solcular plazadan plazaya geziyor. Cemaat ABD'de bazı odaklarla safları sıklaştırıyor. Kapalı toplantılar yapıyor. Jammer bile kurduruyor. Bunlar fısıltı değil.

Yani yine odun topluyorlar. Ateşi düşürmeyelim diyorlar.

Kimin ne olmadığını gösteren bu süreç adeta maskelerini düşürüyor müzminlerin.

Malumunuz Türkiye'de gelişmiş bir burjuvazi yok. Yeni yeni oluşmaya başlayan rekabete açık pazar sayesinde kımıldayan Anadolu sermayesi için de geçerli bu. Ama asıl konumuz kadim patronlar. Hadi kemalist jargonla söyleyelim, devlet eliyle ihya edilmiş grup.

Genelde distribütörlük işiyle meşguller. Üretim araçlarının sahipliğindense zamanında kemalistlerin batırdıkları KİT'leri devralmayı tercih etmiş büyük pazarlamacılar bunlar. TÜSİAD adı altında toplanmışlar. Üçüncü nesil ürünleri ülkeye senelerce birinci nesilmiş gibi misli fiyatlara satan bu grup enteresan şekilde "kapalı ekonomi" taraftarı.

Ama yıllardır Türkiye solu bu pazarlamacı gruba oligarşinin bileşeni, faşist diktanın sermaye kolu dedi. Aslında kapalı ekonomiyi de savunsalar temelde kapitalizm isteyen bu sınıfı solun karşısında görmek gerekiyor. Zira küresel şirketlerin montaj fabrikalarını da işleten bir işveren grubu sonuçta.

Son süreçte ikisinin de asıl safı belli oldu.

Kendilerini modern ve liberal gibi tanıtan TÜSİAD grubunun aslında tekelci devlet kapitalizmini çok sevdiği, faiz ve kur getirisinin oluşturacağı küçülme ile ucuza kapatabileceği yeni kamu teşekküllerinin hayalini kurduğu, işsizlik ortamındaki ucuz iş gücü piyasasından ne kadar hoşlandığı ortaya çıktı. Bunlar doğası gereği mi? Bir yere kadar, evet.

Peki bu ülke TÜSİAD'ın doğasının gereğinin acısını çekmek zorunda mı?

Sol'a göre evet!

Son yıllarda AB ile ulus devlet arasında gidip gelen TÜSİAD'ın aslında neyi istediği açığa çıktı. Rekabetçi piyasa istemiyorlar. Ekonomik meali ile AB'ye kapıdan bakalım,böyle iyi, diyorlar. Neden, üretim ve pazar endekslerinin rekabetçi ortamda düşeceğini biliyorlar. E, tamam istemesinler. O zaman neden her fırsatta AB uyumu filan dillerinde?

Hikaye yani!

Peki sol bunun neresinde?

Neresinde değil, daha doğru olur sanırım.

Türkiye solu yıllarca milli demokratik devrim üzerine konuştu. Milli burjuvaziyi inşa edelim gerisini hallederiz dedi yani. Hoş, onu da yapacak ne siyasi güçleri var ne de yetenekleri. Milli burjuvazi olmadan devrime gidilmez safsatası ile kemalizme devşirdiler her seferinde kendilerini. Son süreçte kendi kendilerini düşürdükleri kuyu yine aynı.

TÜSİAD ve cemaat medyası ile elele faiz yükseltilsin dediler. Yükseltilince de aman aman krize girdik işte, diye feryat figan etmeye başladılar. Bunu yemediğimizi görünce devrim durumu koşullarını olgunlaştırma teorileri savurmaya başladılar.

Hadi ona tamam, diyelim. Devrim durumu masalına. Krizleri derinleştirme filan. Ama ya gerisi? TÜSİAD'la yapılan devrim neyin devrimi olur? Ya da cemaatin medya aygıtları ile örülen psikolojik hat nereye taşır devriminizi?

Ben söyleyeyim : ekonomik olarak korporatizm'e ve kaçınılmaz sonuç olarak faşizm'e!

Zaten teoriniz kokmuştu, şimdi Chavez'e diktatör diyenler ve Marks'a karşı Keynes diyenlerle bir olunca tuzunuz da koktu!

Solmuş(!) Siz şuna kavramla temaşa ederken kör olmuş lümpenler kütlesi desenize!

Sola neden kızıyorum söyleyeyim.

Bu ülkede gerçekten kendini sol addeden ve bu ülkeyi seven insanlar olsa idi bugüne kadar yaşanan pek çok şeyi yaşamazdık. Hem son süreç için hem de daha öncesi için. Ama sol her zaman önce kendi ürettiği saçma laf kalabalıklarına hem de kemalizme yenildi. Kemalizm kendini sola ikame etti. Bunların sonunda hastalıklı iki siyasal kütlemiz oldu :İdeolojilerini bu ülkeden daha çok seven kemalistler ve solcular.

Sonuç : Milli irade uluslararası platformda tartışmaya açıldı! Yani rezalet!

Milli iradenin tartışmaya açılmasında tetikçi kim? Tabiki cemaat! Yardakçı kim? TÜSİAD,Kemalistler ve solcular!Ama cemaat jönlüğü kimseye bırakmıyor. Figüranlar ise "karın tokluğuna" onun peşinde.

Cemaat ne yapmayı planlıyor? Hükümet gitsin, biz yönetelim diyor.

Mealen artık askeri vesayetin yerine biz geldik demek istiyor. Figüranlar da çanak tutuyor. Ama bir türlü olmadı gelme işi.Ocak başında geliyorlardı, Şubat için tarih verdiler.

15 Şubat dediler. Içeriyi yokladık, baktık. Dışarıyı yokladık, baktık.

Birçok senaryo var bu tarihe dair.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
'Türkiye ile gizli bilgileri paylaşacağız!'

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu