img

Mücahit Yiğit

29 Mart 2017 11:13

Referandumdaki 2 yol


Türkiye bu evrende öyle müşkil ve sıkışmış durumdaki.

Bir yandan Haçlı zulmüne maruz kalmakta olan dindaşlarına kardeşlik elini uzatma çalışmaları olsun.

Afrika’yı kölelikten kurtarma çalışmaları olsun.

Aynı zamanda topraklarındaki hainlerle mücadele etme ve Ümmeti terörden kurtarma çalışmaları olsun.

Irkçılığı yok etme çalışmaları olsun, Peygamberin yasakladığı bölücülüğün tümünü ortadan kaldırma çalışmaları olsun.

Gençlerini en iyi şekilde yetiştirip hayallerini gerçekleştirme çalışmaları olsun.

100 yıllık Cahiliye döneminden çıkarıp, aydınlık ve refaha kavuşturma çalışmaları olsun.  

En önemlisi ise İslam Ümmetine liderlik yapma peygamber ve O’nun ümmetinin koruyuculuğunu yapması  gibi hayalleri olsun,

Her alanda çalışmasının yanında, şeytanın bir insanın işlerine karışıp vesvese verip yoldan çıkarmaya çalışması gibi Türkiye’nin muhalefetinin de bu işlere adeta yalanları, vesveseleriyle devletini zayıflatan ve muhalefet kavramını düşman olarak kafalarına kazmış olan ve her defasında halkı, yalanlar üzerine kurulmuş siyasetleriyle, çok bilmişlikleriyle, aldatan muhalefetle ileri ki adımların atılmayacağını anlayan Ak parti, Başkanlık sistemini getirmek için ilk adımı attı. Size maddeleri anlatmayacağım. Fakat bilinmelidir ki; Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’de olan Sancak sistemi gibi bugünün gençlerini tecrübe kazanmaları ve sorumluluk üstlenmelerini arzu eden devletimiz, temsili olarak gençleri cesaretlendirmek adına 18 yaş sınırını getirdi.

Bize referandumda iki yol gösterildi. Anlatılması gereken bu 2 yoldan geleceğimiz adına bize ne düşeceği?

“Evet” yolunu seçenlere şu vaadler de bulunuluyor;

Maddelere bakıldığında, bu yol üzerinde kanun ve nizama uyma zorunluluğu vardır. Fakat külfetle dolu olan bu yol İslam ümmeti için çalışıp çabalamak, kazandığını din kardeşiyle paylaşma yolu vardır. Bu yolda hiç zarar olmamakla birlikte, hem kendine hem de din kardeşine kâr ve rahatlık sağlama yolu ve liderlik vardır. Sorumluluğu alan EVET’çilerin kalbi ve ruhu kendini borçlu bilmesinden kurtulur ve korkulardan kurtulur.

“Hayır” yolunu seçenlere ise şu vaadler de bulunuluyor;

Bu yolda ise serbestlik, özgür yaşam ve hürriyet vardır. Ama bu yolda hiç menfaat olmamakla beraber, serbestlik içinde, bir bedbahtlık vardır. Belli bir düzen ve hükümetin olmadığı bu yolda hiç sorumluluk alınmaması şarttır. Dedikodu yapmak, giyim kuşama dil uzatmak, siyasi tartışmaların sonu olmaması, “acaba bu gün dolar ne olur?“ sorusunu merak etme, birer oyalanmadan ibaret olan, görünürde güzel gibi görülen bu düzen ve sorularla uğraşma gibi yalancı bir rahatlama vardır. İnsanlara faydalı olmama düşüncesi vardır. Sorumluluktan kurtulan HAYIR’cılar kalbi ve ruhu daima kendini borçlu bilecek ve sınırsız korkularla baş başa kalacaktır. Türkiye’nin dışına baktığımızda yabancı medyayla yani ülkesi başkanlık sitemiyle yönetilen devletlerin medyası yoluyla, müslüman çocukların açlıktan ölüme terk edilmelerini, müslüman gençlerin ve erkeklerin savaşlarda öldürülmelerine, müslüman kadınlara tecavüz etmeleri haberlerine göz yumulacak veya dışarıdan izlenecek.. Bu büyük hayal kırırklığıyla yaşanılacak. Tıpkı bugünkü gibi!

Hepimiz bir değişimin farkındayız ve bu değişiklikle Allah’ın yardımı ve fethi unutulmamalı.

Taa ki Allah’ın ümmetim için “ne yaptınız?” sorusu sorulana kadar.

Şimdi karar sizlerin.

 Sorumluluk alıp bu yükten kurtulmak mı, yoksa vicdan azabıyla, zillet ve meskenete mahkum olmak mı??

Her neyse Hâyırlısı olsun! Hadi Eyvallah!

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ile 4,5 saat görüştü
Türkiye
Terörist sevici vekil hakkında savcılık fezleke hazırladı
Dünya
"Kalpten kalbe bu aşkı hiçbir güç engelleyemez"

Hava Durumu

25°
Detaylı Hava Raporu