img

Betül KURŞUN

27 Mart 2013 09:56

Masumiyetten mütevellid çocuklara


Sen. Masumiyetten mütevellid çocuk. Yüzüme bak şimdi biraz. Gözlerime bak ve dinle.

Gelecekten haber değildir sana vereceğim. Sana, ardımdan geleceğin yolların kenarındaki evlerden resimler çizmek niyetindeyim. Tualleri bu resmin, yaşamış ve nefes almış herkesin nasihat vermeye bayıldığı cinsten bir fırçayla beslenmiş biraz.

 Hangi çiçek ne kadar su sever söyleyip gideceğim. Dibinden ver menekşelerin suyunu diyeceğim mesela, kendi yolculuğuma çıkarken. Şimdi ben ayağını denk al şartlanmalarından ırak, hatalarından ders al oğul nasihatlerine dem vuran yol ayraçları vereceğim kitaplarına. Bu ayraçlar, geri dönüp de gelirsen eğer, nerede olduğunu hatırlatsın diye sana. Sen, okuduğun her kitaba bir belirteç koy. Her kitap bunu hak eder unutma. Bil ki emek vermediğin, yatırım yapmadığın hiçbir sayfa kendiliğinden düz gelmez sana.

Eline verilen bu dümenin, senden evvelki sahibi olarak ben, acemisi olma diye, sığ yerlerini işaretleyeceğim denizin. Mevsimin en fırtınalı günlerinde yelkenini kapat diyeceğim, gözlerini kapatıp kaçamayacağın acılar yerine. Koltuğunda oturduğun o kadim sabır arabasının debriyaj ve frenlerinin ehemmiyetinden değilse de; dipte mi, sonda mı tutar bundan bahsedeceğim. Söyleyeceklerim acı gelse de sana, sen acıdan da bir tat çıkarmayı bileceksin; gün gelecek bugün anlamasan da yarın, yansan bile güleceksin.

Hadasetten geçmeden sen, anlayacaksan da zaten, ben bir anne olarak ‘’elin yanacak’’ diyeceğim sen sıcağa gitmeden. Dokunmadan, yanmadan ikna olmayacağını bile bile birkaç cümle süzeceğim sana.

Bil ki, seni mükemmel bir hayat beklemiyor çocuk. Abaküslerdeki ile tutmayacak hiç hesapların. Fasulyeler ve çubuklar saymaya yetmeyecek imtihanlarını. Sana geçtiğim yolların kenar evlerinde ‘’iyi iyi, büyük büyük yürekler vardı’’ demek isterdim. Yazık ki dümen etmesi hayli zor bir yolculuk bekliyor seni. Yol kenarına ev yapan komşuların bir çoğu mezalim sunuyor yoldan geçen masumlarına.

Yarından, hiç gelmeyecek yarından çok umutlu olma. Beklentilerini azalt. Hayallerin için semada uçurtma uçurmasını umma sevdiklerinden. Tüm zamanlar güneşi getirsin diye beklemezken gökyüzünden, yine de yıldızları ser, indir yeryüzüne, hayallerinden. Ama gerçekte her gecede, bir yıldız bekleme. Çokça yıldızsız geçecek gecelerin. Yıldızları koymak yerlerine, senin görevin.

Hayallerin çabuk sönecek belki. Ölümden başkası yalan şarkısı erken çalacak fonda. Sevdiklerini toprağa, hayallerini rüzgara verdikçe mırıldanacaksın bir kez daha. Koyuverdiğin yerlerde bulacaksın tam da kendini. Tüm suretlerin, tüm anlamların, yüklediğin tüm manaların teker teker anlamsızlaşmasını seyredeceksin razı gele gele. Gençken sımsıkı tuttuğun parmakların, ipekten bir mendili bırakır kadar rahat bırakacak yapıştığın onca hayali. Gömdüğün, toprak örttüğün her sureti, bir hayale veda etmeyi, sabah kreşe bırakır kadar kandıksadığında şaşacaksın, emanetini.

Hayal kırıkların batmadığında içine, kaybettiğin kanama duyguların için kanadığını göreceksin şaşkınlıkla. Kanamak iyidir çocuk. Yanmak, kanamak ve acımak iyidir. Sen, geçmişe yanarak yaşamasan da, yanmaktan beri durma.

Anne babanı da gün gelecek anlamazken bulacaksın seni. Onlar da senin onları anlamadığından şikâyetçi zaten, dert etme. Sen, ortasında yaşarsan tüm duyguların ve teslim olmayı öğrenirsen Rabbine, amennanın güveninde kalırsın. Amenna, kıyıda kalmak, kaleye sur olmaktır. O surlar askere ihtiyaç duymayacağın kadar ferah, savaşsan da Tevekkel Allah diyeceğin kadar salah, ordusuz, komutansız ve fetih kokuludur. Savaşmadan kazanmak, uyuyarak uyanık kalmak,  sefere çıkmadan sınırlar kazanmaktır.

Çocukluğuna dair gördüğün her resim canını edecek bir kez daha yerinden. Nasıl kaydığını seyredeceksin zamanın ellerinden. Büyük amcalar öldükçe, ablalar evlendikçe o kadar da küçük olmadığını fısıldayacak hayat sana. Büyüdün diye okunduğunda kulağına, çocukken küçüksün diye eline verilmeyen tepsiler gelecek önüne bir bir. Elinden alsın diye beklerken biri yükünü, küçüksün diye, tutsun diye beklerken biri elini, sen dünyayı taşırken bulacaksın kendini. Acziyetini gördükçe, kaderle mücadele etmekten vazgeçeceksin. Cüz-i’ si küçücüktür bu iradenin çocuk. Belki de yoktur bizim anladığımız kadarı ile bile. Yaradan vermek istediği kadarını verir, almak istediği kadarını alır elinden. Nedenleri çıkar hayatının bir yerinden.

Yanlış insanların, şiirlerine eşlik etmelerini beklediğinde vuracaksın asıl dibe. Sen çocuk, asıl orda yanacaksın. Yandığın kadar değil, sandığın kadar kalacaksın. Gün olup sen yaralarını açamadığında ona, yaralarının tek tek nasıl açıldığını seyrettirecek hayat sana.

Geçmiş bakiyelerini yıl sonlarında temize çekerken sen, zararlarından karlar çıkarmayı da bil. Hani bil ki, barıştığın kadar nefes alabilirsin geçmişinle. Hiç biri tesadüf değildi unutma. Sana verilenler, vaadedilip de verilmeyenler birer tesbih tanesi düzeninde idi. İnci mercan dizmesini bekleme kaderden her dem. Tesadüflerin peşine takılma, kainatta sebepsiz yaprak dahi kımıldamazken.

Sen hangi yolda olursan ol edepten ayrılma. Kirlenmeye başladımı yüreğin, temizlemek gün be gün zorlaşır unutma. Firavunun esfel-i safilini başka seninkisi bambaşkadır. Sen bir damla suyla sarhoş olursun, firavunu okyanus içinde susuz bulursun. Bir damlasını esfel-i safilindeyim say, say ki günahın batağına düştün diye ağla, öyle yakar rabbine.

Denklem basit çocuk. Çok karıştırma hesapları. Yönettiğini sanacaksın, yönetildiğini anlayacak, razı olacaksın. Hayallerini vurduklarında ve uçurtmaların rüzgar almazken de gülümse.

Ahmet gibi yaşarsan, Safa sürersin kefilim. Öğrenmeye ve yürümeye razı olursan uzak bir yolu, muadili bir hayat verecektir sana yaradan. Her zaman tek bir hayatı yoktur insanın, buna inan. Tek bir annesi, tek bir kardeşi yoktur. Bazen aynı karında uyumasan da kardeş olduğun çocuklar vardır kaderden ve annelerinden sebep.

Şimdi, dön ardını. Sıra sende çocuk. Omuzlarımın yüklerinden sebep doğrulamadığım bugünlerde sıra senin. Ama büyüyene dek daha çok oyna çelik çomak oyunlarını. Rüzgârda uçurtmanı hayallerin başlamadan uçur. Daha çok toza bulan, daha çok kirlen, büyüdükçe kirleneceksin zaten. En saf halinle bulaşsın tüm kirler sana. Bir su ile temizlenecek cinsten.

Sen çocuk. O güne dek daha çok uyu, daha çok uyan. Büyümeye çalışma öyle hemen. Daha çok çocuk ol. Frensiz bisikletlere binecek yüreğin varken, en dik yokuşlardan bile sal kendini…

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Uçmayı göze aldıysan, düşmeyi de bileceksin. Çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır. Hayat dediğin hep yarım yamalaktır. Bu yaşında, böyle sanmazsın hiç bir şeyi. Her şey senindir. Hayat senin, kader senin sanırsın. Sarsıldın mı bir kez derinden, her şeyin ve her şerrin nasıl kaydığını görürsün ellerinden.

İzlemek, çabalamak ve tevekkül etmektir hayat. Orada teslimiyet bekler seni. Ya teslim olur huzur bulursun ya da neden der durursun.

Belki iyi gider hayat, belki kötü, bilemem. Sana yarın için iyi şeyler vaad edemem. Başına gelenler için ne iyi şeyler de diyemem. Kötü şeyler bunlar elbet, zor şeyler. Ağır imtihanlara tabisin. Lakin böyle de yaşamayı bilmeli, sana sunulanı sevmelisin.

Betül Kurşun

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu