Havva Yücel ERGÜN

Mimhece
  • img

    Arz, Talep ve Diğerleri

    • 30 Ekim 2016 01:21

    Koşmayı o kadar çok istersin ki, koşmaya başlasan duramayacağını sanırsın. Ben de konuşmak istiyordum, konuşmaya bir başlasam duramayacağımı düşünüyordum. Hayatın, bütün olan bitenin anlamını… Konuşursam, paylaşabilecektim ama bu ekmeğini bölüşmeye pek benzemiyor. Çünkü bazı şeyle sadece burada anlamlı, kafamda… Şimdi deliler gibi konuşmak istemiyorum.  Bütün olan bitenin aslında ne anlama geldiğini, almamız gereken dersleri, kendimizi bir başkasına nasıl yansıttığımızı, nasıl büyük bir ustalıkla kendimizi kandırdığımızı anlamaya çalışırken duyduğum o koşma ihtiyacını hissetmiyorum art..

  • img

    Geçmiş Evimizdir

    • 23 Ekim 2016 21:13

    Her zaman bir kaçış planımız vardır. Bir tartışmanın eşiğine geldiğimizde, bizi kaygılandıran bir durumla karşılaştığımızda otomatik olarak b planını devreye sokarız farkında olmadan. Çocukken öğrendiğimiz bu kalıp davranışlar bizim için hayat kurtaran emniyet kemeri gibidir ama genelde kaza sonrası o kemerin tutukluk yaptığını, bizi korumakla birlikte bize zarar da verdiğini fark ederiz ya da etmeyiz. Her zaman bir kaçış planımız vardır. Çocuklar korktuklarında ya da kaygılandıklarında evlerine koşarlar. Biz de çocuklar gibi, çocuklukta öğrendiğimiz davranışlara koşarız. Alınganlık gö..

  • img

    İyiler Neden Kazanamaz?

    • 23 Eylül 2016 18:03

    Kötülüğü cesaretle ilişkilendiririz genellikle. Cesur olmayan bir kişinin kötülük yapamayacağını düşünürüz. Oysa kötülüğün asıl problemi cürettir. Kötülük başlı başına haddi aşmaya cüret etmektir. Sanırım cüret ve cesaret kelimeleri bu anlamda birbirlerini destekleyen kelimeler. Cüret etmek fiili cesareti etmeyi de kapsar. Ne ki yaşam kötülüğü korkakların cüretkarlığı olarak tanımlamıştır. Firavun, tüm cüret ve cesaretine rağmen bir korkaktır, hakikat karşısında gerçeği değil, yanılsamasını sürdürmeyi tercih etmiş, yaşam tarzını değiştirmekten, sahip olduklarını yitirmekten korkmuş, eşyanın ve..

  • img

    Engellemek İçin Genelle

    • 09 Mart 2016 18:48

    Önyargı dediğimiz şeyin zeminini ‘genellemeler’ oluşturuyor sanırım.  Genellemeler düşünme işinin olmazsa olmazlarından sayılırken, psikoloji biliminde bir düşünce hatası, bilişsel çarpıtma yollarından biri olarak tanımlanıyor. Genelleme, tek bir olumsuz davranışı kişinin kişiliğine yayma, olumlu yanları filtreleyerek hata olarak algılanan davranışlara odaklanma şeklinde çevremizle yaşadığımız iletişim sorunlarına damgasını vuruyor. Konuşup dertleştiğimiz insanların hemen hepsi, çevresiyle yaşadığı sorunlar hakkında şunları söyler: ‘Beni olduğum gibi görmüyor’, derdimi anlatamıyorum, b..

  • img

    Dertleşme

    • 08 Mart 2016 12:23

    Sene bilmem kaç. Çocuklar köle olarak, işçi olarak çalıştırılıyor. Çocuklara yapılan zulüm, nihayet kamuoyunun ve üst makamların vicdanına dokununca, kanun çıkıyor ve çocukların çalıştırılması yasaklanıyor. Sene bilmem kaç. Kadın işçiler ağır şartlar altında insaf sınırlarını aşacak şekilde çalıştırılıyor. Bir takım isyanlar netice veriyor ve çalışma saatleri insaf sınırlarına yaklaştırılıyor. Sene bilmem kaç. Afrika’dan Avrupa’ya köle taşınıyor. İnsanlar bir anda deri renklerinden ötürü yakalanıp köle olarak alınıp satılıyor. Sonra, bir takım beyazlar insafa geliyor, kanun çıkıyor ve kö..

  • img

    Modern ve O

    • 16 Şubat 2016 20:58

    Elips biçiminde bir yürüyüş yolunda, civarda oturanlarla birlikte yürüyüş yaparken sergilediğimiz görüntüye uzaktan bakıyorum ve beni bir gülme tutuyor. İstisnasız hepimiz bir yere yetişircesine hızlı hızlı yürüyoruz, terliyoruz, o elips biçimindeki yolu on tur yürümek için enerji harcıyoruz ve yaptığımız işi ciddiye alıyoruz; çünkü sağlıklı yaşamak, formda kalmak gibi hedeflerimiz var; fakat beni güldüren kısmı şu ki, hiçbir yere gitmiyoruz, hiçbir iş yapmış olmuyoruz, o kadar yolu yürüyüp yerimizde sayıyoruz ve sonra yaptığımız bu işten dolayı kendimizi ödüllendiriyoruz. Bir keresinde o y..

  • img

    Yansıma

    • 13 Şubat 2016 01:42

    Bazen asıldan çok suretine önem veriyoruz. Görüntünün ya da sesin kaynağından çok yansımaya ya da yansıyana… Sanırım dünyada yaşamanın doğasında bu var, bir yansımalar dünyasında yaşıyoruz. Gördüğümüz, duyduğumuz, dokunduğumuz ve algıladığımız her şey beynimize çarparak biz de bir şey yaratıyor, bir duygu, his, düşünce, algı… Güneşe bakamıyoruz çıplak gözle, bu gözlerimiz için çok tehlikeli ama onun yaydığı ışık sayesinde bir görüntü elde ediyoruz baktığımız yönün manzarasına dair. Kendimize bakışımızda da bu alışkanlığı sürdürüyor beynimiz. Kendini görmek için bir aynaya, bir nesneye, bir..

  • img

    Göbek Bağı

    • 24 Aralık 2015 23:10

    Bir şeyi isimlendirmekle o şeyle tanışmış oluyorum. Böylece kendimle dışımdaki şeyin ilişkisi başlıyor. İsimlerini bilip hiç tanımadığım, görmediğim şeylerle bile tanışmış oluyorum. Zihnimde o isimle ilgili bir görüntü oluşuyor. Gerçeğiyle ilgisi olmasa bile, o şeyin aslına hiç benzemese bile, isimlendirdiğim şey zihnimde bir oda kiralamış oluyor böylece. İsimlendirmek, onu içimize almamızın, onu sindirmemizin, onu kendimize katmamızın, yutmamızın bir yolu... İsimlendirmek, bir nevi ağzın yemek yemekteki işlevini görüyor. Bir isim koy ve onu yut. Onu kendine ait bir şey kıl. Bir şeyi isi..

  • img

    A'dan B'ye Giderken

    • 24 Aralık 2015 18:52

    Yolun kenarına oturmuş iki arkadaş, karşı kaldırımda olup bitenleri seyrediyordu. Seyredenlerden A kişisi B kişisine “Ne laf anlamaz bir kadın!” diyordu. B kişisi A kişisine “Sadece bak!” dedi. A: Bakıyorum ya, kadın laf anlamıyor, adama acıdım şimdi. B: Hayır hayır, bak neler oluyor, bildiklerini unut da bir bak. A: Bakıyorum işte! Bakarak söylüyorum. Sen ne görüyorsun ki? B: Kadın, adamın her dediğine hakaretle karşılık veriyor değil mi? A: Evet, aynı şeyi görüyormuşuz işte. B: Adam da sürekli kendini savunuyor. A: Zavallı adam… B: O zavallı değil. A: Abicim sen ka..

  • img

    İçimdeki Mezhepler

    • 23 Aralık 2015 20:18

    “Onlar dinlerini bölük pörçük ettiler. Öyle ki, her kısım, kendi elinin altındakiyle sevinir.” Mevlana’nın anlattığı fil hikâyesinde dönüp duruyorum. Karanlık bir çadırda, daha önce hiç fil görmemiş insanlar, filin neresinden tuttularsa fili öyle tanımlıyorlardı ya hani, işte o fil çadırında dönüp duruyorum. Kâh sırtına dokunuyorum kâh kulağına… Her seferinde yeni bir yüzünü görüyorum insanın. Hâlbuki insanım ben, aynaya bakıyorum, neye benzediğimi görüyorum, neye benzemediğimi de. Ama işte, nasıl da uzağım kendime. Şu karaciğerim mesela, ondan bihaberim, arızalansa, onu tanıyan birini bulm..

Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu