Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kemençe eşliğinde horon tepen köpek... Kemençe eşliğinde horon tepen köpek... Hayvanlar Alemi 07 Ocak 2016 15:51
Millet Eğilmedi Millet Eğilmedi Fragman 16 Temmuz 2016 18:58
Bavula çokça kıyafet nasıl sığdırılır ? Bavula çokça kıyafet nasıl sığdırılır ? Pratik Bilgiler 09 Ocak 2017 13:53
Yüzme  keyfi Yüzme keyfi Hayvanlar Alemi 27 Eylül 2016 14:41
Bu  musluk bir harika dostum Bu musluk bir harika dostum Pratik Bilgiler 22 Şubat 2017 16:24
Güçlüyü değil haklıyı koruyacak bir sistem Güçlüyü değil haklıyı koruyacak bir sistem Haber 16 Haziran 2016 14:59 Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Büyükelçiler ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyi Başkanları ile iftarda bir araya gelenCumhurbaşkanı Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nde halkı Müslüman olan hiç bir ülkenin olmamasına dikkat çekerek, 'Böyle bir güvenlik konseyinden adalet çıkarmı? Tüm dünyanın ülkelerinin olduğu bir güvenlik konseyi olmalı. Dünya çok değişti, şartların güncellenmesi lazım. Güçlü olanın değil haklı olanın, zalimin değil haklı olanan hukukunu koruyacak bir uluslararası güvenlik sistemini oluşturup işler hale getirmeliyiz' diye konuştu.
Vatan Kutsaldır ! Vatan Kutsaldır ! Haber 22 Temmuz 2016 22:16 Vatan kutsaldır, nöbet kutsaldır! Vatanı hainlere bırakma!
Erdoğan'ın unutmayacağı iki bilezik... Erdoğan'ın unutmayacağı iki bilezik... Haber 30 Nisan 2016 02:59 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasete giriş dönemlerinde yaşadığı bir anektod üzerinden 22 yıl geçmiş olmasına rağmen unutulmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz yıllarda bizzat hatırlattığı hikaye tam olarak şöyle: "1994 yılında seçim çalışmalarını canla başla yürütüyorduk. İstanbul'un her semtine ulaşmaya çalışıyorduk. Fakir bir semte gittik. 8-9 yaşlarında bir kız çocuğu yanıma geldi. Annem dediki ''seçildikten sonra bizi unutmasın dedi''. ve elinde annesinin iki bileziğini bana verdi. Sonra kendi elindeki oyuncak bileziği verdi. Ak partiyi kurarken, attığım her imzada, gece yatağıma yattığımda o yavrucağın gözleri hep karşımda hep aklımdaydı. Annesi seçildikten sonra bizi unutmasın demişti ya. O çocuğun bakışlarını hiç unutamadım. Pınarhisar'da o çocuğun bakışlarını unutamadım. Başbakan olduğumda yine o masum bakışlarını unutmadım."
Tüm duygularıyla bir bebeğin uyanması Tüm duygularıyla bir bebeğin uyanması Komik Videolar 04 Mayıs 2016 18:38
Aylan bebeğin dramı kısa film oldu Aylan bebeğin dramı kısa film oldu Fragman 19 Kasım 2015 15:43 Yunanistan'a geçmeye çalışırken 2 Eylül'de ailesiyle bindiği lastik botun batması sonucu hayatını kaybeden ve cesedi Muğla'nın Bodrum ilçesinde kıyıya vuran 3 yaşındaki Aylan Kurdi'nin dramı, Bursa'nın Orhangazi ilçesinde çekilen kısa filme konu edildi.
Paralel kanaldan millete hakaret ! Paralel kanaldan millete hakaret ! Haber 19 Eylül 2015 06:18 "AKP MUHTEŞEM BİR TOPLUMDAN ÇIKMAZ" Türk toplumunun çok muhteşem olduğundan bahsedildiğini söyleyen Ahmet Altan, "Bu toplum çok muhteşem değil" dedi. AK Parti'nin muhteşem bir toplumdan çıkamayacağını savunan Altan, "Daha doğrusu son 5 yılda çok muhteşem bana herhangi bir gelişmiş ülke söyleyin ki Erdoğan gibi bir adam Cumhurbaşkanı olsun AKP gibi de bir parti iktidarda olsun ve bütün bu hırsızlıkları yakalandıktan sonra da yüzde 40 oy alsın. Böyle bir ülke yok. Var da gelişmiş, uygar anlamda yok" diye konuştu. "TOPLUMUN DİNİYLE AHLAKIYLA SORUNU VAR" Ahmet Altan sözlerinin devamında AK Parti yüzde 40 aldığı için Türk insanın dini ve ahlaki sorunları olduğunu savundu: "Böyle bir toplum olduğunda o toplumun diniyle de sorunu var ahlakı ile de sorunu var. geleneği ile ilgili cesareti ile ilgili sorunu var parayla ilişkisinde sorunu var. Sorunlu bir toplum olduğumuzu röntgen gibi gösterdi. Siyasi olarak AKP'ye karşı çıkıyoruz çünkü ondan kurtulmak istiyoruz. Ama hayat onunla bitmeyecek. Bununla ilgili toplumla ilgili gerçeği de görmemiz gerekecek. En kızdıkları budur toplumun. Ama doğrusu bu" Altan'ın tüm bu sözlerine sunucu Pelin Batu da destek verdi.
iPhone SE modelini slime ile kaplayıp 30 metreden attılar iPhone SE modelini slime ile kaplayıp 30 metreden attılar İlginç Videolar 27 Ekim 2016 21:30 Slime yapımı son aylarda özellikle ülkemizin YouTube kanallarında adeta milyonları peşinden sürükledi. Ancak bu sefer slime ile yapımış ilginç bir videoyla karşınızdayız. Videoda yapılan yarı akışkan madde “flubber” olarak biliniyor. Ancak temelde slime ile tamamen aynı diyebiliriz. Borax, su ve tutkaldan yapılan bu ilginç nesnenin içine bir iPhone yerleştirilse ne olur? Aşağıdaki eğlenceli video bunu gösteriyor.

"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan"

02 Ekim 2015 19:58 728 İzlenme


Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben