Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Millet Eğilmedi Millet Eğilmedi Fragman 16 Temmuz 2016 18:58
Shakespeare'de Müslümandı' Shakespeare'de Müslümandı' Haber 04 Temmuz 2016 12:15 Tarihçi Kadir Mısırlıoğlu, William Shakespeare'in gizli Müslüman olduğunu iddia etti.
Uyuyan bebeğin üzerini örten düşünceli köpek Uyuyan bebeğin üzerini örten düşünceli köpek Komik Videolar 05 Mayıs 2016 15:13
Etkileyici Etkileyici Hayvanlar Alemi 15 Ekim 2016 20:56
İngilizler İstanbul’u tek kurşun atmadan nasıl terk etti İngilizler İstanbul’u tek kurşun atmadan nasıl terk etti Sesli Makale 10 Ekim 2016 18:33 Mustafa Armağan İngilizler İstanbul’u tek kurşun atmadan nasıl terk etti
İşte Diktatörlük böyle olur ! İşte Diktatörlük böyle olur ! Haber 10 Nisan 2016 13:48
Bilgisayarı çok takılan bir genç bilgisayar kasasını tamirciye götürdü. İçinden çıkanlar ise herkesi şoke etti.. Bilgisayarı çok takılan bir genç bilgisayar kasasını tamirciye götürdü. İçinden çıkanlar ise herkesi şoke etti.. Haber 25 Haziran 2015 22:11 Tamirci olanlara şaşırmamış gibi görünüyor..
Midyat'tan ilk görüntüler Midyat'tan ilk görüntüler Haber 08 Haziran 2016 15:06
Yürüyen merdivene kapılan küçük kız Yürüyen merdivene kapılan küçük kız Haber 28 Ekim 2015 14:27 Rusya'da Solnechny alışveriş merkezinde yürüyen merdivenle oynayan 5 yaşındaki kız ikinci kattan aşağıya düştü. Yürüyen merdivenin hareket eden kolluğuna kapılıp aşağıya düşen kız hemen hastaneye kaldırıldı. Küçük kızın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.
Paranın kıymetini bilen kedi Paranın kıymetini bilen kedi Komik Videolar 06 Mayıs 2016 17:31
Uzayda Nasıl Yemek Yenir:  Yerçekimsiz ortamda Atıştırma Vakti Uzayda Nasıl Yemek Yenir: Yerçekimsiz ortamda Atıştırma Vakti Haber 24 Nisan 2015 19:58 Uzayın derinliklerinde araştırma yapmak insanı epey acıktırıyor anlaşılan. Astronotlar da normal öğünlerinin dışında envai çeşit atıştırmalarla açlıklarını yatıştırmaya çalışıyor. Ve o sırada ortaya son derece keyifli görüntüler çıkıyor. Avrupa Uzay Ajansı astronotlarından Samantha Cristoforetti, görevde bulunduğu Node 1 isimli uzay aracında astronotların nasıl beslendiklerini anlatan bir video kaydetti. Öğün aralarında mümkün olduğunca sağlıklı beslenmeye çalıştıklarını belirten İtalyan astronot, vakumlu poşetlerde saklanan o besinleri bir bir sayarken ağzına bir iki fıstık atmayı da ihmal etmiyor. Samantha Cristoforetti’nin eğlenceli yemek sunumunu hemen yukarıdan izleyebilirsiniz. Fizikist
Dünyanın en güzel dostluğu! Dünyanın en güzel dostluğu! Hayvanlar Alemi 05 Mayıs 2016 11:05

"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan"

02 Ekim 2015 19:58 602 İzlenme


Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben