Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kabine külliyede toplandı Kabine külliyede toplandı Haber 23 Şubat 2016 14:27
TRT Yayınını Durdurmuştu. Böyle Yakalandı TRT Yayınını Durdurmuştu. Böyle Yakalandı Haber 19 Ağustos 2016 17:21
Bingöl'lü abimizin vatan sevgisi Bingöl'lü abimizin vatan sevgisi Haber 27 Mart 2016 15:10
Çatışma sırasında PKK paçavrası böyle indirildi! Çatışma sırasında PKK paçavrası böyle indirildi! Haber 16 Kasım 2015 16:54 Şırnak'ın Cizre ilçesinde Çarkendal Tepesi olarak bilinen bölgeye PKK'lı teröristlerin astığı bez parçası özel harekat polislerinin katıldığı bir operasyonla indirildi. Güvenlik güçleri bez parçalarını indirip aynı tepede Türk bayrağını bir süre dalgalandırdı. Operasyonun sonuna doğru çevreden güvenlik güçlerine ateş açıldı ve çatışma çıktı. O anlar kameralara an be an yansıdı. Çekim yapan habercilere doğru seken bir mermi büyük tehlike yarattı.
Şşş  bak hele Şşş bak hele Komik Videolar 26 Kasım 2016 14:58
Kürt Şehidin Babası : " Yeter Yeter Yeter!! hepimiz Türküz, hepimiz Kürdüz " Kürt Şehidin Babası : " Yeter Yeter Yeter!! hepimiz Türküz, hepimiz Kürdüz " Haber 03 Ocak 2016 21:46 24 Kasım 2015 tarihinde Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde teröristlerin hedefi olan trafik aracında ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede şehit düşen polis memuru Serdal Toprak'ın (31) baba ocağında acı halen taze. Her zaman oğlunun Doğanşehir Belediyesi Mezarlığı'nda bulunan mezarını ziyaret eden acılı baba Bekir Toprak, hem Türkçe hem de Kürtçe "Türkiye'yi bölenlere sesleniyorum. Hepimiz Türk'üz hepimiz Kürt'üz" diye seslendi. Şehit oğlunun mezarı başında dalgalanan Türk Bayrağını öperek yaşananlara tepki gösteren Bekir Toprak, "Benim kimseye sözüm yok, sadece Rabbim onları ıslah etsin, ıslah etmiyorsa Allah onları kahretsin" ifadelerini kullandı. Devlet ile milletin bir sorunu olmayacağını ifade eden acılı baba, "Türkiye'nin içinde böyle bir sorun olacağını sanmıyorum. Ne yazık ki böyle garibanlara, gençlere yazık ediyorlar" diye konuştu. Şehit oğlunu büyük çilelerle okutup büyüttüğünü söyleyen şehit babası Bekir Toprak, "Rabbim düşmanıma bu acıyı vermesin. Türkiye'yi bölmek isteyenlere sesleniyorum. Hepimiz Türk'üz hepimiz Kürt'üz, bu bayrak hepimizin" dedi. "Yeter bu yaptığınız yeter. Kürt diyorsanız ben Kürdüm, Türk diyorsanız da biz Türküm. Yazık ne istiyorsunuz bu gençlerden" diyerek Türkiye'yi bölmek isteyenlere seslenen şehit babası, Müslüman olan bir kimsenin masum bir cana kıyamayacağını söyledi. Bu tür eylemlerin dış güçlerin oyunu olduğunu savunan Bekir Toprak, "Düne kadar Doğanşehir Mezarlığında şehit yoktu, benim yüreğime ateş düşürdüler. Allah da onların yüreklerine ateş düşürsün. Devlet hepimizin, bayrak hepimizin bayrağı, hepimiz Müslümanız" diye konuştu. Şehidin amcasının oğlu olan Doğanşehir Sulama Birliği Başkanı Abuzer Toprak da 2015'i bu tür acılarla ve sıkıntılarla bitirdiklerini belirterek, "İnşallah 2016 yılı huzurlu mutlu bir şekilde geçer. İnşallah 2016'da artık şehitler vermeyiz. Allah'ın izniyle inanıyoruz, devletimize güveniyoruz" şeklinde konuştu. Şehit Serdal Torak'ın da Kürt bir ailenin çocuğu olduğunu belirten Abuzer Toprak, "İşte bakın şehidin babası annesi Kürt, ben bu oyunları Kürtlere hakaret olarak görüyorum. Kürtler bu oyunların içinde olmaz. Doğu'daki yapılan olayların görüyorsunuz yıkılan dükkanların yolların durumunu görüyorsunuz. Bu olayları yapan PKK'yı lanetliyoruz" ifadelerini kullandı.
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
HDP'lileri Sur esnafından polis korudu! HDP'lileri Sur esnafından polis korudu! Haber 23 Mayıs 2016 16:23 Diyarbakır’ın bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağının sürdüğü Sur ilçesini ziyaret eden HDP’li milletvekilleri, esnafın yoğun tepkisiyle karşılaştı. HDP’liler, tepki üzerine ziyaretlerini polis nezaretinde gerçekleştirebildi.
Bu video rekora koşuyor "Bahçeli Milliyetçiliği" Bu video rekora koşuyor "Bahçeli Milliyetçiliği" Haber 22 Ekim 2015 04:36 Sosyal medyada "Bahçeli Milleyetçiliği" videosu izlenme rekorları kırdı.Espri ile karışık siyasi göndermeler tüm hızıyla devam ediyor.
Ufak bir dokunuşla güzelleşen ev Ufak bir dokunuşla güzelleşen ev Pratik Bilgiler 11 Kasım 2016 11:40
Çalışırken kendinden geçenler Çalışırken kendinden geçenler Komik Videolar 04 Mayıs 2016 14:29
PKK Kürtler İçin Zarardır PKK Kürtler İçin Zarardır Haber 27 Ocak 2016 17:54

İlk defa volkanın yakınına çok yaklaşan iki genç muhteşem görüntüler almayı başardı..

27 Ağustos 2015 01:45 550 İzlenme


Sam Cossman ve George Kourounis adlı iki genç dünyanın en tehlikeli ve ulaşılmaz yerine gidip görüntü almayı başardı. Marum Krater, Güney Pasifik'te Ambrym adlı bir ada..