Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Rüşvet alırken kameralara yakalandı Rüşvet alırken kameralara yakalandı Haber 21 Aralık 2016 13:55 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda İş Başmüfettişi olarak görev yaptığı belirlenen M. S. A. isimli şahıs, Düzce'de ki bir temizlik firmasına giderek denetim yapmak istedi. Denetim yaptığı iş yerinden rüşvet istediği iddia edilen şahıs polis ekipleri tarafından suçüstü yakalattı.
Hollanda Bakanı Geert Wilders'dan türklere inanılmaz sözler ! Hollanda Bakanı Geert Wilders'dan türklere inanılmaz sözler ! Haber 24 Mayıs 2016 01:45 hollanda bakanı geert wilders türk halkına sert mesajı
Ermeni Milletvekili'ne sert tepki Ermeni Milletvekili'ne sert tepki Haber 21 Kasım 2016 08:50
Balığın savunma mekanizması hayrette bıraktı Balığın savunma mekanizması hayrette bıraktı Hayvanlar Alemi 15 Temmuz 2016 19:24
Yangında sadece ‘Kuran-ı Kerim’ yanmadı Yangında sadece ‘Kuran-ı Kerim’ yanmadı Haber 05 Aralık 2016 13:27 Manisa'da üç katlı bir binanın üçüncü katında çıkan yangında evde bulunan Kuran'ı Kerim'in yanmadığı görüldü. Olay saat 20:00 sıralarında Manisa'nın Yunus Emre ilçesi Atatürk Mahallesi 4488 sokakta meydana geldi. Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ali Gül, “Üç katlı bir binada yangın olayı yaşadık çatı çöktü kargı tavan olmasıyla çatı çökmüş durumda yangın bacadan yada sobadan çıktığını tahmin ediyoruz. İçeride yine daha önce gittiğimiz yerlerde olduğu gibi Kuran-ı Kerim'in yanmadan kurtarıldığını gördük bu kuranın mucizesidir.” dedi.
Kamp ateşini harlamanın pratik yolu Kamp ateşini harlamanın pratik yolu Pratik Bilgiler 09 Ocak 2017 13:47
Suriye'de Türkiye haklı çıktı Suriye'de Türkiye haklı çıktı Haber 06 Mart 2016 07:52
İran'ın "Ninja" kadınları. İran'ın "Ninja" kadınları. Haber 03 Mayıs 2016 15:35 İran'da ülke genelinde 4 bin kadın, öz güvenlerini artırmak ve kendilerini korumak için "Ninja" eğitimi alıyor..
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
Milyonları ağlattı Milyonları ağlattı Haber 22 Ekim 2015 23:38 Hristiyan kız, müslüman olurken duygu dolu anlar yaşadı...İzleyenler şahit olanlar gözyaşlarını tutamadı.
Kedi'deki keyfe bak Kedi'deki keyfe bak Hayvanlar Alemi 27 Eylül 2016 14:08
Aküsü biten aracı ilginç çalıştırma yöntemi Aküsü biten aracı ilginç çalıştırma yöntemi Pratik Bilgiler 08 Ocak 2016 16:25

astropay