Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Muharrem İnce'den CHP yönetimine sert sözler! Muharrem İnce'den CHP yönetimine sert sözler! Haber 09 Kasım 2015 15:28 CHP'li vekil Muharrem İnce TBMM'de yaptığı basın toplantısında CHP Genel Başkan adaylığını açıkladı. "Herkesi ciddiyete davet ediyorum. CHP'nin olağanüstü kurultayının toplanmasını istiyorum" diyen İnce adaylık için yarından itibaren imza toplayacaklarını açıkladı.
Bir ödülü haketmiş Bir ödülü haketmiş İlginç Videolar 06 Kasım 2016 12:19
Çizgili Şahin Çizgili Şahin Hayvanlar Alemi 07 Haziran 2016 15:19 Yeniden kuluçkaya yatmak için yuvadan ve av bölgesinden ebeveynleri tarafından kovulan genç şahinler güçlerini birleştiriyorlar. Kalabalık halinde av bölgelerine saldırarak karınlarını doyuruyorlar.
Biri yüreğinde şefkat taşır; diğeri gözlerinde minnet Biri yüreğinde şefkat taşır; diğeri gözlerinde minnet Komik Videolar 25 Ekim 2014 11:25
Davutoğlu o sloganı düzeltti Davutoğlu o sloganı düzeltti Haber 03 Kasım 2015 17:24 AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesiyle beraber Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu teşekkür turuna çıktı. Davutoğlu 'Kıskananlar çatlasın' sloganı atan vatandaşları "Hiç kimse kıskanmasın hiç kimse çatlamasın sadece gıpta etsinler" diyerek düzeltti.
Güzel vuruş Güzel vuruş Komik Videolar 11 Ekim 2016 15:38
Sahra'da yeniden canlanan bitki Sahra'da yeniden canlanan bitki Haber 30 Mayıs 2016 18:51
Belçika asker devleti gibi oldu Belçika asker devleti gibi oldu Haber 28 Mart 2016 18:48 Her bombalı eylem sonrası Türkiye'ye demokrasi hatırlatması yapan avrupa birliği bomba kendi evlerinde patlayınca birden fabrika ayarlarına döndü
yeter len başım döndü yeter len başım döndü Hayvanlar Alemi 15 Ekim 2016 09:37
Kürtçe şarkılarla askere uğurlandılar Kürtçe şarkılarla askere uğurlandılar Haber 06 Kasım 2015 21:29 Van'da vatani görevlerini yapmak üzere askere giden gençler, şarkılar eşliğinde halaylar çekti. Van'ın İpekyolu ilçesinde 95/4 tertip askerler, askeri birliklerine gitmek için Milli Savunma Bakanlığı İpekyolu İlçesi Askerlik Şubesi Başkanlığı'na geldi. Askerlik şubesi bahçesinde işlemlerinin tamamlanmasını bekleyen askerler, Kürtçe ve Türkçe şarkılar eşliğinde halaylar çekerek askere gitmenin mutluluğunu yaşadı.
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
Nasıl Telefon kılıfı yaparım ? Nasıl Telefon kılıfı yaparım ? Pratik Bilgiler 15 Ekim 2016 09:16