Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Fetullah Gülen’in 3. olduğu sınava soruşturma Fetullah Gülen’in 3. olduğu sınava soruşturma Haber 13 Kasım 2015 05:08 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullah Gülen'in akrabası olan ve aynı adı taşıyan bir öğrencinin 3. olduğu sınavın sorularının sızdırıldığı iddiaları üzerine harekete geçti. Savcının 'kuvvetli usulsüzlük şüpheleri' bulduğu, sınavın soru kitapçıkları ve cevap anahtarlarının inceleme altına alındığı öğrenildi.
Benzinle soba yakmak Benzinle soba yakmak Haber 02 Şubat 2016 13:42
Diyarbakırlı yaşlı teyze: Seninle gurur duyuyorum Diyarbakırlı yaşlı teyze: Seninle gurur duyuyorum Haber 01 Nisan 2016 18:56 Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cuma namazını kıldığı Tarihi Ulu Cami'ye gelişinde vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı. Yaşlı bir teyze Davutoğlu'nun boynuna sarılarak "Seninle gurur duyuyorum, senin yoluna canım feda " dedi.
Dedikodu ya bak Dedikodu ya bak Komik Videolar 04 Ekim 2016 18:07
Açılır Köprü Projesi Açılır Köprü Projesi Haber 27 Mart 2015 01:29 Süper bir açılabilir köprü projesi..
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
Bağdat Caddesi'ndeki tecavüze ait yeni görüntüler  yayınlandı Bağdat Caddesi'ndeki tecavüze ait yeni görüntüler yayınlandı Haber 28 Ocak 2016 05:25
Sürat teknesiyle dirift yapmak Sürat teknesiyle dirift yapmak Komik Videolar 08 Temmuz 2016 18:10
500 yıllık geminin enkazı bulundu 500 yıllık geminin enkazı bulundu Teknoloji 27 Nisan 2016 13:12 Vasco da Gama'nın Esmeralda isimli gemisinin enkazına tam 500 yıl sonra National Geographic ekibi tarafından ulaşıldı
Camdan düşen bebeği böyle yakaladı Camdan düşen bebeği böyle yakaladı Haber 04 Aralık 2015 14:00 Bir apartmanın penceresinden düşen bebeği havada yakaladı. Çin'de, bir apartman penceresinden, metrelerce yüksekten aşağı düşen 1 yaşındaki bebeği, o sırada aşağıda olan bir vatandaş böyle yakaladı.
Ekrem Dumanlı ve haşhaşilerden özgür basına inanılmaz saldırı..  Gazeteciyi dövdüler.. Ekrem Dumanlı ve haşhaşilerden özgür basına inanılmaz saldırı.. Gazeteciyi dövdüler.. Haber 15 Eylül 2015 22:59 Paralel devlet yapılanmasının sözcüsü Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve adamları TÜYAP Kitap Fuarında yüzlerce kişinin gözü önünde şehir eşkiyalığına soyunup muhabirleridarp etti. Saniye saniye kaydedilen görüntülerde, Dumanlı ve gözü dönmüş çetesi, muhabir Mehmet Özmen’in sorusuna sinirlenip “münafıklar” diye bağırdıktan sonra darp eylemini gerçekleştiriyor. Görüntülerde Dumanlı’nın muhabirinin çenesine avcunun içi ile vurduğu, kameranın görüş açısında olduğunu fark edince de ayırmaya çalışır gibi yaptığı açıkça görülüyor. Olay sonrası Emniyete giden Muhabirimiz örgüt militanları hakkında şikayetçi oldu ve Büyükçekmece Devlet Hastanesinden ise iş göremezlik raporu verildi.
Özür dilemenin en sevimli hali Özür dilemenin en sevimli hali Hayvanlar Alemi 06 Mayıs 2016 17:54

Erdoğan eleştirilince sahneye çıkmak istemedi

31 Mayıs 2016 14:47 678 İzlenme


Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde konser veren Resul Dindar, konser öncesi yapılan siyasi konuşmalara kızınca sahneye çıkmak istemedi. protokolde bulunan CHP yönetiminden birileri, “Şarkı söyleyeceksen söyle uzatma” ifadelerini kullanınca, Resul Dindar da, “Bu konuşmalarımdan rahatsızlık duyanlar varsa konser alanını terk edebilirler. Karadeniz kocaman bir coğrafya. Ben Karadeniz’in kültürünü, şivesi ve değerlerini ne burada ne de başka bir yerde hiçbir siyasi partiye meze yapmam. Bu bana yakışmaz” diye konuştu.