Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Ruslar paraşütle atlayan Gürcü pilotu böyle vurmuştu Ruslar paraşütle atlayan Gürcü pilotu böyle vurmuştu Haber 02 Aralık 2015 22:52 Gürcistan savaşında Ruslar paraşütle atlayan Gürcü pilotu böyle vurmuştu
Uyurken üstü açılan bebeğin üzerini kapatmaya çalışan köpek Uyurken üstü açılan bebeğin üzerini kapatmaya çalışan köpek Haber 04 Kasım 2015 21:46 Küçük dostunun üzerinin açılmasına dayanamayan köpeğin tüm gayretiyle çocuğun üzerini kapatmaya çalışmasını izliyoruz...
İnsanlar evlerine dönüyordu: Tuzak böyle imha edildi İnsanlar evlerine dönüyordu: Tuzak böyle imha edildi Haber 31 Mart 2016 17:00 Sokağa çıkma yasağının bugünden itibaren kısmi olarak kaldırıldığı Şırnak'ın İdil ilçesinde faciadan dönüldü. Polisin fark ettiği tuzaklı el yapımı patlayıcı, kontrollü bir şekilde infilak ettirildi. Patlama anı, saniye saniye kaydedildi.
Araba mı Uçak mı ? :) Araba mı Uçak mı ? :) Teknoloji 29 Nisan 2015 14:54
Babasına özenen kız dünya şampiyonu oldu Babasına özenen kız dünya şampiyonu oldu Haber 24 Ekim 2015 14:32 Babasının kazandığı şampiyonluklara özenen 18 yaşındaki milli bilek güreşçi Aysu Melek Damar, Malezya’da yapılan 37. World Armwrestling Championships 2015 (WAF) da, büyük bir başarıya imza atarak dünya şampiyonluğunu kazandı. Milli sporcu Aysu Melek Damar, babasına özenerek başladığı spor yolculuğunda 37. World Armwrestling Championships 2015 (WAF) da 70 kilo ve üzeri Genç Bayanlarda sağ ve sol kol kategorisinde dünya şampiyonu oldu. Baba Erkan Damar'ın bedensel engelli oğlunun sosyal hayata adapte olabilmesi için bilek güreşi sporunu seçti. Oğluna yardımcı olmak maksadı ile başladığı spor dalında Avrupa 3'üncülüğüne kadar yükseldi. Başarılı spor hayatına kızını da dahil etmek isteyen baba, güreşin erkek sporu olduğuna savunan kızını ikna etmesi zaman aldı. Babasının ısrarları ve kazandığı madalyalara heves eden milli sporcu Aysu Melek Damar bilek güreşi sporuna başladı. Babası onun her zaman yanında olan uykudan beslenmeye kadar sıkı bir disipline sokan antrenörü oldu. PLAYSTATİON KAFEDEN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA Bağcılar da bir PlayStation Kafe'nin boş kısmında babası ile haftanın 4 günü 5'er saat antrenman yapan milli sporcu Aysu Melek Damar, zorluklar içerisinde şampiyonluğa adım adım ilerledi. Babası ile sık sık PlayStation kafe de maç yapan Aysu, babasına göz açtırmadan yenilgiye uğratıyor. "BABAMIN MADALYALARINA ÖZENDİM" Babasının yardımları ile bir çok şampiyonluk kazandığını dile getiren Milli Sporcu Aysu Melek Damar, " 2012 yılından bu yana profesyonel olarak bilek güreşi ile uğraşıyorum. Bilek güreşine babamın sayesinde başladım. Babam engelli kardeşimin yapabileceği bir spor olarak bilek güreşine başladı. Beni de bilek güreşi sporuna başlatmak istedi. Ben erkek sporu yapamam dedim. Babam başarılar almaya başlayınca ben de madalyalara özendim açıkçası. Bu spora başlamamda en çok beni heveslendiren şey, babamın kazandığı madalyalar oldu. Babamın aynı zamanda antrenörüm olması bazen sıkıcı olabiliyor ama profesyonellik bazı şeylerden ödün vermeyi gerektiriyor" dedi. "BOYNUZ KULAĞI GEÇER DERLER YA İŞTE TAM ÖYLE OLDU" Kızının şampiyon olduğu anları anlatırken duygulanan Milli sporcu ve aynı zamanda kızının antrenörü olan Erkan Damar, " Bilek güreşi müsabakalarında Avrupa 3.su oldum ama kızım beni geçti. Hani boynuz kulağı geçer dereler ya işte tam anlamıyla öyle oldu. Kızım şampiyonluklar aldıkça ben gururlanıyorum Aynı şampiyonlukları kendim alsam bu şekilde gururlanmam. Bütün milletimize şehitlerimize aldığımız madalyalar hediye olsun. Ben kızımın maçlarında o kadar bağırıp tezahürat yapıyorum ki kendi maçlarımda enerjim kalmıyor. Kızım birincilik alınca ben rahatlıyorum, benim kazanıp kazanmamam önemli değil. Azmi ve beni dinlediği için kızıma çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "BABASININ MESLEĞİ AMA ONU GEÇTİ" Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, " Baba mesleği olarak bu işi sürdürüyor ama babasını geçmiş durumda. Bağcılar ilçesinden böyle başarılı gençlerimizin çıkması bizi ziyadesi ile mutlu ediyor. Bu kızımızın başarısı diğer gençlere örnek olmasını diliyorum. Bu başarı bizim ülkemizin ve Bağcıların başarısı. Bağcılar Belediyemizin spor kulübü var. Bu kulübümüzün bünyesinde bir çok branşta oyuncularımızı gerek yurt içi gerek yurt dışı müsabakalara göndermek ve malzeme yardımı konusunda her türlü desteği veriyoruz" şeklinde ifadeler kullandı. ŞAMPİYONLUKLAR İLE DOLU 4 YIL Milli sporcu Aysu Melek Damar 2012 yılında Türkiye Bilek Güreşi Müsabakalarında 2'ncilik kazandı ve Avrupa'ya giderek 3'üncülük madalyası getirdi. 2 yıl ara verdiği spor hayatında 2015 de Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonu oldu. Ardından Malezya'da yapılan 37. World Armwrestling Championships 2015 (WAF) da dünya şampiyonluğu kazandı.
4,5G ile ilk görüşme 4,5G ile ilk görüşme Teknoloji 01 Nisan 2016 15:27 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington'da St. Regis otelinden cep telefonu aracılığıyla Türkiye'deki "4.5 G IMT – Advanced Hizmetlerinin Sunulmaya Başlaması" törenine canlı bağlantı yaparak, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile görüntülü olarak konuştu. Cumhurbaşkanı, bu suretle 4.5G teknolojisiyle söz konusu suretiyle etkinliğe iştirak etmiş oldu.
Arabasını Park Yerinden Çıkaramayınca Hulk'a Dönüşen Adam Arabasını Park Yerinden Çıkaramayınca Hulk'a Dönüşen Adam Haber 15 Eylül 2015 16:51
Terörist cenazesine gidenler Kur'an kursunda ölen çocukların cenazesine gelmedi! Terörist cenazesine gidenler Kur'an kursunda ölen çocukların cenazesine gelmedi! Haber 03 Aralık 2015 20:34 Kur'an kursunda ölen çocukların cenazesine gelmedile. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Diyarbakır Kulp'ta Kur'an kursunda yanarak ölen çocukların cenaze namazını kıldırdı. PKK'lı teröristlerin cenazelerini kaçırmayan Osman Baydemir ve Leyla Zana gibi isimlerin Kur'an kursundaki yangında ölen 6 çocuğun cenazelerinde yer almaması dikkatlerden kaçmadı
Melih Gökçek, Aylin Nazlıaka ile çok fena dalga geçti! Melih Gökçek, Aylin Nazlıaka ile çok fena dalga geçti! Haber 06 Mart 2016 09:50
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
Brezilya’da pitbull dehşeti Brezilya’da pitbull dehşeti Haber 22 Nisan 2016 21:40 Brezilya’da sahipsiz olduğu belirlenen pitbull, sokak ortasında Sibirya kurduna saldırdı. Çevrede bulunan vatandaşlar, pitbulla biber gazı sıkarak ve şok tabancası kullanarak durdurmaya çalışsa da başarılı olamadı.
Yaşayan Bir Füze doğan Yaşayan Bir Füze doğan Hayvanlar Alemi 15 Ekim 2016 09:48