Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
El bombası preslenirse ne olur? El bombası preslenirse ne olur? İlginç Videolar 11 Ekim 2016 23:10 Son zamanlarda başlayan press makinesi ile bir şeyler ezme çılgınlığının yeni konuğu el bombası oldu. İçi boşaltılan el bombası pres makinesiyle bakın ne hale getirildi.
Sen misin yavruları korkutan Sen misin yavruları korkutan Hayvanlar Alemi 22 Kasım 2016 11:56
Yemin metnini unutunca... Yemin metnini unutunca... Haber 18 Kasım 2015 04:25 AK Parti Sivas Milletvekili Mehmet Habib Soluk, yemin metnini unutunca meclis sıralarından kahkahalar yükseldi
TRT'nin basılma anı TRT'nin basılma anı Haber 16 Temmuz 2016 09:57
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
William Tell de kimmiş ? William Tell de kimmiş ? 08 Temmuz 2016 18:35
Ak Parti'nin İstanbul Fethi İçin Hazırladığı, Ayasofya  Şerefesinde Ezan Okunan Film Ak Parti'nin İstanbul Fethi İçin Hazırladığı, Ayasofya Şerefesinde Ezan Okunan Film Haber 29 Mayıs 2015 19:39 İstanbul'un Fatihi Fatih Sultan Mehmet Han'a Selam Olsun! Ak Parti'nin, İstanbul'un fethinin 562. yılı için hazırladığı film yayınlandı. Gerçek helikopterle ve özel kamera sistemiyle çekilmiş İstanbul manzaralarıyla hazırlanan filmde, görüntüler İstanbul Fethi'nin güzergahı ile izleyiciye aktarılıyor. Anadolu Hisar'ından başlayan ve sırasıyla İstanbul'dan görüntüler gördüğümüz film, Ayasofya Camii ve çevresiyle devam ederken izleyiciyi şaşırtıcı bir sürpriz bekliyor. Müziğin ve dış sesin aniden kesilmesiyle, Ayasofya şerefelerine çıkmış müezzinler ezan okumaya başlıyorlar. #562YılÖnce hashtagiyle sosyal medyada yayınlanan film, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kendi sesinden mesajıyla son buluyor.
Çamura saplanan arabayı bir tahta parçasıyla kurtarma Çamura saplanan arabayı bir tahta parçasıyla kurtarma Haber 06 Eylül 2015 17:07 Çamura saplanan arabayı pratik bir yöntemle çıkarabilirsiniz. İşte o yöntem..
Yahu Neyi ispatlamanın peşindesin ? Yahu Neyi ispatlamanın peşindesin ? 04 Ekim 2016 17:26
Bu aracın tam 288 tekerleği var! Bu aracın tam 288 tekerleği var! Haber 23 Ocak 2016 20:34
Eski güreşçiyi 7 polis güçlükle durdurabildi Eski güreşçiyi 7 polis güçlükle durdurabildi Haber 02 Mayıs 2016 20:24 Eski güreşçi Vyacheslav Oliynyk, Kiev'deki trafik kontrolünde alkollü yakalanınca olay çıkardı, 7 polis güçlükle durdurabildi.
Hollanda'da Bir Okulun Bahçesini Sabah 8:00-8:30'da Kameraya Aldılar. Bahçedeki Görüntü Şaşırttı.. Hollanda'da Bir Okulun Bahçesini Sabah 8:00-8:30'da Kameraya Aldılar. Bahçedeki Görüntü Şaşırttı.. Haber 28 Mayıs 2015 19:01 Den Bosch kentinde bir okulun bahçesini çekime aldılar. Bisiklet park yeri yarım saat içinde doluyor. Bu durum 8 ile 8:30 arasında ülkenin tüm okullarındada oluyorr. Çünkü Hollandalı öğrencilerin büyük çoğunluğu okula bisikletle gidip gelir.