Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Diyarbakır savcılarına güvenmiyorum Diyarbakır savcılarına güvenmiyorum Haber 25 Mayıs 2016 11:41 AK Parti Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, dokunulmazlık davaları konusunda Diyarbakır'daki başsavcılara güvenmediğini söyledi.
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
Erdoğan millet camiinde coşkuyla karşılandı Erdoğan millet camiinde coşkuyla karşılandı Haber 22 Temmuz 2016 20:16
Çarpılmadan mutlaka izleyin Çarpılmadan mutlaka izleyin Haber 02 Şubat 2016 16:42 Elektirk hatları ve iş makileri hakkında bilmediğimiz gerçekler.Önemli olduğunu düşünüyoruz
Küçük yaşta hayatının golünü attı! Küçük yaşta hayatının golünü attı! Haber 02 Şubat 2016 13:43
Yumurta 1 Yıl Kolanın İçinde Kalırsa Ne Olur? Yumurta 1 Yıl Kolanın İçinde Kalırsa Ne Olur? Pratik Bilgiler 01 Ekim 2015 12:06 Kolanın insan sağlığına ne kadar zararlı olduğu hepimizin malumu. Bu zararı gözler önüne sermek, insanlarda bu konuda bir duyarlılık oluşturmak amacıyla çok sayıda ve birbirinden ilginç deneye imza atıldı. Bu kez deney kola ve yumurta ile yapılıyor. Bu deneyin periyodu ise diğerlerine göre oldukça uzun: Tam 1 yıl! Kola dolu bir kaba konulan yumurta 1 yıl boyunca bekletiliyor. Sonucu ise aşağıdaki videoda… Videoyu izledikten sonra midemize kalan kolanın nelere sebep olabileceğini bir düşünmenizi istiyoruz…
Dış görünüş yanıltıcıdır. Dış görünüş yanıltıcıdır. Haber 16 Eylül 2016 21:30
Türkmen asker: Bunlar babamdan kalmadı Türkiye'den geldi Türkmen asker: Bunlar babamdan kalmadı Türkiye'den geldi Haber 24 Kasım 2015 07:38 Türkmen güçleri, Türkmen Dağı ve çevresinde direnişini sürdürürken, bir Türkmen askerin açıklaması ibret vericiydi.
Yüksek gerilimli fırlatıcı yatak.. Uyanamamak mı imkansız.. Yüksek gerilimli fırlatıcı yatak.. Uyanamamak mı imkansız.. Haber 19 Ağustos 2015 04:00 Colin Furze adlı çılgın icatci bir adamın fikrinin uygulamaya geçmiş hali. İcatın haddinden fazla iyi olduğunu söyleyebiliriz. Uyanmamak sizin elinizde değil..
Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır'da coşkuyla karşılandı Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır'da coşkuyla karşılandı Haber 28 Mayıs 2016 19:31 Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır'da coşkuyla karşılandı. A Haber muhabiri Cumhur Özen Diyarbakır'dan son durumu aktardı.
Gündelik yaşama dair pratik çözümler Gündelik yaşama dair pratik çözümler Pratik Bilgiler 07 Haziran 2016 13:36
Canlı yayında Kilis'e roket atıldı Canlı yayında Kilis'e roket atıldı Haber 29 Nisan 2016 20:55 Son haftalarda Suriye'deki DAEŞ mevzilerinden Kilis'e atılan roketler kentin çeşitli noktalarına isabet ederken, bugün akşam saatlerinde bölgede sıcak dakikalar yaşandı. A Haber, Kilis'ten canlı yayın yaparken, yayının yapıldığı bölgenin yakınlarına roket atıldı. Yaşananlar saniye saniye görüntülendi.