Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Avrupa’nın göbeğinde bir insanlık ayıbı: ‘Fransa, Calais Mülteci Kampı’ Avrupa’nın göbeğinde bir insanlık ayıbı: ‘Fransa, Calais Mülteci Kampı’ Haber 14 Kasım 2015 02:59 Calais Ormanları’nda yine tanıdık bir manzara… Fransa’nın kuzeyinde bulunan bir mülteci kampındayız. Sudan, Eritre, Etiyopya, Afganistan ve Suriye’den gelen bu insanlar iç savaş ve dikta yönetiminden kaçmışlar. Sangatte’deki kabul merkezi 2002 yılında kapandığından beri, ülkedeki mülteciler ormanlara gruplar halinde yerleştirilmiş. Yerel sivil toplum örgütleri ellerinden gelen yardımı yapıyor. Ekibimiz ayrıldıktan sadece birkaç gün sonra bölgede büyük oranda tahliyeler yapıldı. Christian Salome, Mülteci Kampı Sorumlusu: ‘‘Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin savaştan kaçan göçmenler için kurduğu Ürdün’deki kamplarda kalmak istiyoruz. Oradaki şartlar zengin ülkelerdeki kamplardan daha iyi.’‘ Calais’de yaklaşık bin 500 mülteci yaşıyor. Bazıları Fransa’ya iltica etmek istiyor. Ancak birçoğunun hedefi denizin diğer tarafına, İngiltere’ye gitmek. Çünkü bu ülkenin dilini biliyorlar ve orada bekleyen bazı akrabaları var. Bu deniz çok tehlikeli ancak buraya gelene kadar birçok acıya katlanan bu insanlar her şeyi yapmaya hazır. Eritreli Mülteci, Fransa Calais: ‘‘Ben ülkemde hapishanedeydim. İçerisi gerçekten çok kötüydü… Hiçbir suçum olmamasına rağmen 3-4 ay boyunca yargılanmadan hapiste kaldım. Bunun sebebi politik görüşüm… Geri dönersem tekrar hapse atacaklar ve işkence göreceğim. Vücudum üzerinde ahlaka aykırı şeyler deneyecekler. İnsan gibi yaşamak için ülkemden kaçtım. Ailem ve işim vardı. Hayallerim vardı. Ancak bu artık önemli değil. Ben özgür olmak istiyorum.’‘ Onlar özgürlüğün bedelini ödediler. Sahra Çölü’nü geçerek Libya’ya ulaştılar. Avrupa’ya ulaşmak için de ölümü göze aldılar. Mülteci, Calais Kampı: ‘‘Hepsi Akdeniz’e ulaşıyor. Hatta bazıları kurtarma ekiplerinin gözleri önünde can veriyor. Buna birçok kere şahit oldum. Arkadaşlarımı ve kardeşimi kaybettim. Buraya vardığımızda Avrupalı ülkelere ve buranın insanlarına karşı iyi bir bakış açımız vardı. Adalet, politika ve insanlık adına büyük beklentilerimiz vardı. Ancak şu anda yaşadığımız hayat bir köpeğin yaşadığından daha da kötü durumda.’‘ Tepeleri aşıyoruz… Polisler otobanda bizi kovalıyor. Aniden bir telefon geliyor. Bizi kampın olduğu bölgeye götürüyorlar. Tepelerin ardında umut var. Yavaşlayan trafikten medet umarak İngiltere’ye giden bir kamyona gizlice binmek istiyorlar. Ancak polisler her an tetikte bekliyor. Yolu geçebilmek için daha maceralı bir gün geliyor. Kameralarımız kapalıyken bizlere polis yaklşınca herkesin kaçmak istediğini söylüyorlar. Polis üzerimizi arıyor ve mülteci grubu izlemeye alıyor. Kameralar kapalıyken birçoğu polisin yaptığı şiddeti gösteriyorlar. Bu durumu sivil toplum örgütleri ve Avrupa Konseyi daha önce gündeme getirmişti. Mülteci, Calais Kampı: ‘‘Oraya karaborsa yüzünden gidiyoruz. Çünkü bu işi orada yapabiliyoruz. İtalya’dan aldığımız belgelerimiz var ancak burada bize iş vermiyorlar ve Avrupa Birliği’ne üye diğer ülkelerde çalışamıyoruz. Eğer Schengen bölgesinde çalışabilseydim İngiltere’ye gitmeyi düşünmezdim.’‘ Dublin anlaşmasına göre AB’ne üye ülkeler kaçak göçmenleri ilk geldikleri ülkeye gönderebiliyorlar. Bu zararlı ancak etkisiz yas,a Calais’de bulunan göçmenlerin durumunu özetliyor. Philippe Wannesson, Calais Bölgesi: ‘‘Göçmenlerin girdikleri ilk ülke onlara sahip çıkmıyor ve sadece parmak izlerini alıyor. Biz yer değiştiren insanları seviyoruz. Bir yere götürülüyor ve sonra giriş yaptığımız ülkeye geri döndürülüyoruz. Çünkü bizi kabul edemiyorlar. İltica talebi alamayan ve belgesi olmayanlarsa ay ışının ulaştığı her yerde geziniyor.’‘ Avrupa Birliği sorumluluk almıyor ve Calais’in belediye başkanına direniyor. Söylediğine göre mültecilerin, tüm üye ülkelere kontenjan konusunu dayatması ve böylece Schengen Anlaşması’nın yeniden gözden geçirilmesi şart. Ayrıca bunu İngiltere’nin de kabul etmesi gerekiyor. Natacha Bouchart, Calais Şehri Belediye Başkanı: ‘‘Avrupa’da ya da değiliz. İngiltere’nin bir an önce çıkarlarına göre hareket etmesini bırakması gerekiyor. Çünkü bu durum tüm Avrupa’yı ilgilendiren bir mesele…’‘ Bu görüntüleri yayına hazırlarken Calais’in altı farklı ormanında tahliye işlemleri devam ediyordu. Tek çare şehrin merkezinden birkaç kilometre uzaklıktaki yardım merkezine gitmek. Burada yemekler günlük çıkıyor. Sağlık hizmeti yanında kadın ve çocuklara kalacak yer de sağlanıyor. Ancak erkekler bu merkeze yakın terkedilmiş ve birçok imkandan yoksun bir yerde yaşamak zorunda. Birçok kuruluş bunun çözüm olmadığını ve mülteciler de bu durumun kabul edilemez olduğunu söylüyor. Birçokları gibi, bu adam da hayattan bıkmış. Suriye’deki Esed rejiminden kaçan bu adam yaklaşık iki yıldır Avrupa’da sürgün hayatı yaşıyor. Fransa’ya iki gün önce gelen bu mülteci de diğerleri gibi İngiltere’ye gitmek istiyor. Suriyeli Mülteci, Calais Kampı: ‘‘Başka seçeneğim yok. Avrupa’ya gelip parmak izimi verdikten sonra sokakta gezebiliyorum. İnsanlık nerede? Peki ya yasalar? Söyledikleri o insan hakları nerede?’‘ Merkeze geri dönerken
Küçük hafız'ın sesi dinleyenleri hayran bırakıyor Küçük hafız'ın sesi dinleyenleri hayran bırakıyor Haber 25 Haziran 2016 16:13
"Allah eğer bu canı alacaksa " "Allah eğer bu canı alacaksa " Haber 01 Nisan 2016 14:41 Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyarbakır'da konuştu. Teröre karşı kararlılık mesajı veren Davutoğlu, "Terörle mücadelede bize bir adım dahi geri attıramayacaklar" dedi. Davutoğlu, “Meclis kürsüsünde söyledim burada da söylüyorum, korkmuyorum korkmayacağız. Allah eğer bu canı alacaksa dua ediyorum Diyarbakır’da alsın” dedi.
"Oğlum ne olur yapma gel in şuradan bak tutuklayacaklar sizi" "Oğlum ne olur yapma gel in şuradan bak tutuklayacaklar sizi" Haber 26 Temmuz 2016 20:50
OF'LU HOCA'DAN BOMBA KONUŞMA ? OF'LU HOCA'DAN BOMBA KONUŞMA ? Haber 10 Mayıs 2016 17:47 Kürsü yasağından dolayı uzun süredir cami kürsüsünden mahrum bırakılan Oflu Hoca lakaplı Yasin Gündoğdu, sürgün öncesi tekrar kürsüye çıktı ve kendisini hedef alanlara sert sözlerle yüklendi.
Özel Harekat Polisi'nden Beyaz'a- Yaptığını unutmayacağız! Özel Harekat Polisi'nden Beyaz'a- Yaptığını unutmayacağız! Haber 10 Ocak 2016 14:53
Dikkatli bakın! Normal bir ağaç gibi görünüyor olabilir ama; Dikkatli bakın! Normal bir ağaç gibi görünüyor olabilir ama; Haber 05 Temmuz 2015 20:21 Ağaçların dallarına dikkatli bakın.. Eğriliğini hemen farkedeceksiniz.. Eğriliğin sebebi videomuzda;
Hristiyanların Gizledikleri Utanç Kadın Papa Joan Hristiyanların Gizledikleri Utanç Kadın Papa Joan Haber 21 Kasım 2015 19:12 Latince bir kelime olan PAPA, "baba" anlamına gelmekte.Bu kelime aynı zamanda 4.yy dan beridir Katolik Hıristiyanların dini liderini tanımlamak için kullanılır. Katolik kilisesi, İsa peygamberin papalık görevini verdiği Aziz Petrus’tan beri papalığı, Katolik hristiyanlarının en yüce makamı olarak kabul eder ve tanrısal bir kurum olduğunu öne sürer.Vatikan'da Kardinaller tarafından seçilen papanın mutlak surette erkek olması,hiç evlenmemiş,çoluk çocuk sahibi olmamış, bekâret yemini etmiş ve kadınlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamış,ömürlerini dünya nimetlerinden el-etek çekerek geçirmiş olması gereklidir.2000 yıllık Papalar tarihi son derece enteresan olaylarla doludur. Tarih boyunca dini kullanarak büyük bir siyasi güç ve zenginlik elde eden papalar,dini liderliklerinin yanında genelde hep siyasetle de uğraşmış, iktidarları için oluk oluk kan akıtmaktan kaçınmamışlardır.Özellikle başlattıkları haçlı seferleri ve engizisyon mahkemeleri ile yüzyıllarca terör estirmişlerdir.Ama bu devasa güce sahip papalık kurumunun tarihindeki belki de en ilginç olay Vatikan'ın yüzkarası olarak görülen ve varlığı tarihten silinmeye çalışılan 'kadın papa' Joan olayıdır. Katolik kilisesi'ni yüzyıllardır rahatsız eden hikayenin baş kahramanı JOAN, 9. yüzyılda almanyada yaşayan dindar bir ailenin yanında evlatlık olarak büyüyen bir ingiliz kızıydı.Yakınları, onu "Gilberta" yahut "Jutta" diye de çağırıyorlardı. Oldukça zeki bir kız olan Joan, kadın olmasının kendisine dezavantaj yarattığını düşünür ve 12 yaşına geldiğinde erkek elbiseleri giymeye ve erkek çocuk gibi davranmaya başlar. Daha sonraki yıllarda Joan Hristiyan misyonerlere katılmış onlarla beraber gittiği Atina'da din ve felsefe öğrenmişti.Zamanla ilahiyat konusunda dönemin hemen bütün hıristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olmuştu.Ama Atinalı hıristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu bu kentten ayrılıp sakalın traş edildiği Roma'ya gitmeye zorladı. Roma'da kendini John Anglicus ismiyle, erkek olarak tanıtan Joan, Benedictine Manastırına girer.Bilgisi ile kısa sürede içinde rahip ve kardinallerin de bulunduğu geniş bir çevre edinir.Hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Papa IV. Leon'un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller, papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başlarlar. 853 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen, Joan seçilir ve 8.Joan adıyla göreve başlar.Papa Joan 2 sene 5 ay 4 gün boyunca Papalık tahtında oturmuştur.
2000 Anaokulu öğrencisinin camideki  görüntüleri rekor kırıyor! 2000 Anaokulu öğrencisinin camideki görüntüleri rekor kırıyor! Haber 30 Nisan 2016 13:25 "Uğur Dündar'ın kulakları çınlasın." Kanal 7'de Sabah programının sunucusu Zeki Kazım Arslan, 2 bin ana okulu öğrencisinin namaz kılmak için bir araya geldiği haberi böyle yorumladı.
Taylanda Oluşan Tsunami Taylanda Oluşan Tsunami Haber 31 Mart 2016 12:36
'Avrupa ikiyüzlülük yapıyor' 'Avrupa ikiyüzlülük yapıyor' Haber 20 Mayıs 2016 10:26
Dart'la balon patlatan fil Dart'la balon patlatan fil Komik Videolar 12 Haziran 2016 18:02

Almanya'nın eski Cumhurbaşkanı Wulff Müslüman Türkleri Savundu

22 Nisan 2016 15:14 154 İzlenme


Görevde bulunduğu sırada "İslam Almanya'ya da aittir" sözüyle yoğun bir tartışma başlatan Almanya'nın eski Cumurbaşkanı Christian Wulff, Almanya'da akredite olan Yabancı Gazeteciler Cemiyetinde düzenlenen toplantıda, küreselleşme, terör ve savaşlardan kaynaklanan korkulardan dolayı çok sayıda ülkede artan bir milliyetçiliğin görüldüğünü belirtti. Ayrıca Wulff, "Bu kadar çok Türk kökenli askerimiz olmasaydı ordumuz bu kadar etkin olmazdı" dedi.