Bu Video Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kaplan bakıcıyı leopardan böyle korudu Kaplan bakıcıyı leopardan böyle korudu Hayvanlar Alemi 18 Ağustos 2016 04:09 Meksika'nın başkenti Meksiko'da bir hayvanat bahçesinde çekilen bu görüntüler yürekleri ağza getirdi. Hayvanat bahçesindeki aslanlarla ilgilenen görevliye arkadan leopar saldırdı. Leoparın saldırısını tehdit olarak algılayan kaplan üzerine atlayıp onu engelledi. O anlar kamera tarafından anbean kaydedildi. Kahraman kaplan inanılmaz bir şekilde leoparı durdurduktan sonra olayı fark eden bakıcı leopar ve kaplanın sırtına vurarak sakinleştirdi.
Trafik kazalarında kaydedilen en şanslı 9 kişi Trafik kazalarında kaydedilen en şanslı 9 kişi Haber 10 Şubat 2017 09:36 Araç içi kameralarına yansıyan dokuz kaza dünyada en çok izlenen kaza videoları listesine girdi. Kazazedeler bu kazalardan ufak yaralanmalarla kurtulsa da her kazada bu denli şanslı olunmuyor. İşte birbirinden korkunç dokuz kaza...
Ahşaptan 600 beygirlik otomobil Ahşaptan 600 beygirlik otomobil Teknoloji 15 Aralık 2015 21:23 Almanya Essen'de düzenlenen 2015 Motor Show Fuarı'na Splinter isimli ahşap otomobil damga vurdu. Otomobilin en dikkat çeken yönü ise 600 beygir gücünde bir motora sahip olması.
ıslanmamakta kararlı ıslanmamakta kararlı Hayvanlar Alemi 16 Eylül 2016 16:32
Darbeci general'den CHP itirafı Darbeci general'den CHP itirafı Haber 04 Şubat 2017 14:22 Bolu'da 15 Temmuz soruşturması kapsamında kabul edilen iddianamenin ayrıntıları ortaya çıktı. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eski yaveri Tuğgeneral İsmail Güneşer'in, 15 Temmuz gecesi "Bolu Belediye Başkanı AK Partili'dir, CHP il başkanını belediye başkanlığı makamına oturt" talimatı verdiği belirlendi.
Kedi'yi isyan ettiren çocuk Kedi'yi isyan ettiren çocuk Komik Videolar 25 Haziran 2016 15:48 Çalma diyorum sana , çalma şunu
"Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" "Kavgaların ortasında Zuntikâm’ın silahı Erdoğan" Haber 02 Ekim 2015 19:58 Yazmak kanımı kaynatmıyor artık. Yazmak bana keyif vermiyor. Sadece canımı acıtıyor yazmak. Öfkemi kabartıyor. Gözlerim yaşarıyor kalem tuttuğumda. Eksik olan bir şeyler olduğunu hissediyorum. Bir yandan da yazmak zorunda olduğumu. Çünkü her taraftan saldırıyorlar. Çünkü her taraftan gedik açıyorlar. Ellerimizde kum, toprak, su niyetine harfler ve cümleler. Birileri bu devletin planlarını ve öngörüsünü yazmalı. Birileri bu milleti belkilerden ve ihtimallerden kurtarmalı. Milletin planları ve olanları bilmesini yıllar boyunca tehlike olarak görenler yüzünden asıldı Menderes. Bu yüzden zehirlendi Özal. Şimdi yine ne olduğunu bilmeyen. Ne olacağını kestiremeyen bir millet ve bütün şer odaklarına karşı savaşan bir lider. Bu millet bu liderin arkasında dursun evet. Ama ne olur birileri bu millete neler olup bittiğini de anlatsın. Küçükken okula gittiğimde, medreseye giden abimin yol parası olmadığı için haftada bir defa gelmek yerine ayda bir defa da olsa eve gelişlerini özledim. Her geldiğinde getirdiği ezgi kasetlerini. Babam’ın 28 Şubat gecesi sobada yaktığı arapça kitapları ve kürtçe beyit kasetlerini özledim. Medresede diz çöktüğümde küçük olduğum için anlamadığım halde ezberlediğim nasara-yensuruları, darabe zeydun amran örneklerini, Şule Yüksel’in Huzur Sokağı kitabında Bilal’in dünyevi aşkına kavuşamayışı oldu beni sevindiren. Grup Maveranın “Adınla büyü bebeğim, adın şehadet” dediği her saniyeyi, her saliseyi zerre zerre oksijen gibi içime çekerek Çeçen dağlarında Şamil Basayev’i, Mashadov’u, Salman Raduyev’i düşündüğüm günleri özledim. Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını. Temürmelik’i özledim. Harzemşah Celaleddini. Sunguroğlu’nu. Çağrı filmini izlerken Hz. Hamza birkaç adım attıktan sonra düştüğünde ağlamayı. “Hz. Vahşi’ye kin besleme sakın, o da bir sahabe” diyerek duygularımı dengelemeye çalışan Babamın uyarısını. Erbakan’ın kendine özgü zafer işaretini yaparken kalbime anlam veremediğim o sıcaklığın düştüğü günleri. Belki de Endülüs’e veda etmemeliydi Yavuz Bahadıroğlu. O kitabı yazması için ona gerekçe veren tarihi olaylar hiç olmamalıydı. Müslümanların fethi unutup tembelliği, zevk-ü sefayı, şehveti ve keyfiyeti el üstünde tuttuğu andan itibaren ellerinden kayıp giden Endülüs’ü anlatan o kitabı yazdırmamalıydı Endülüs’ün sultanları. Ama şehadetin tadını çoktan unutmuşlardı. Tarık Bin Ziyad’ın gemileri neden yaktırdığını unutmuşlardı. Çünkü ellerinde hikâyeleri kalmamıştı. Kahramanları kalmamıştı. Tükenmişlerdi. Tıpkı elimizden Mevdudi’nin, Malcolm X’in, Seyyid Kutup’un, Ömer Muhtar’ın, Aliya’nın, Hasan El Benna’nın, İkbal’in, Hattab’ın, Dudayev’in gidişi gibi. Elimizde hiçbir şey bırakmamıştı modernizm. Çok güzel anlatıyordu Aliya İzzetbegoviç çağı kaybetmiş Müslümanları. “En kötü birleşim: Boş bir ruh ve dolu bir mide!” diyordu Aliya. Evet, birçok konuda rebeze çölünün kırık kanadı Ebuzer el-Gıfari’ye (r.a.) katılmak zorunda kalsam da bir konuda ona hak veremedim. "Evinde yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından ayrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyene şaşarım" diyen Ebuzer’e bu konuda hak veremiyordum. Bizler karnımız açken çok daha Müslüman olduğumuzu biliyorum çünkü. Güçsüzken aslında çok daha güçlü olduğumuzu biliyorum. Elimizden başörtümüz alındığında mesela, elimizden ezan alındığında, elimizden kutsallarımız alındığında bizler bugün olduğundan çok daha erkektik, bunu biliyorum. Ortalık yine çok karışık. Cizre’yi filan yazmayacağım. Diyarbakır’ı da. Hakkâri ya da Dağlıca’yı da. Buralar bizim. Bizim olana yoğunlaşmak, bizim olupta elimizden almak istedikleri başka yerleri ihmal etmemize neden oluyor. Bizler Halep’i konuşurken, Musul’u ve Kerkük’ü konuşurken Türkiye’nin medyası bütün dikkatleri Cizre’ye çekiyor. Bizim cenahın medyası da maalesef öyle. Salak diyorum kusura bakmasınlar. Salaksınız oğlum işte. Hepiniz salaksınız. Erdoğan’a yardım mı etmek istiyorsunuz? Doğan medyası gibi siz de saldırın en azından ki hangi tarafta olduğunuz netleşsin. Bu milletin size harcadığı paraya yazık ulan. Bütün dünyanın peşinde olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen gün yine bizim cenahtan bir kanalda canlı yayına çıkıyor. Sunucu’nun sorduğu soruyu aktarıyorum aynen : “Cumhurbaşkanım şu anda Reisçilik ve Hocacılık diye kavramlar var. Ne düşünüyorsunuz?” Şimdi diyorum ya. Bütün dünyanın peşinde olduğu Erdoğan tutup Ümmete faydası olsun diye senin kanalında, senin programında canlı yayına çıkıyor ve sen tutup Erdoğan’a bu soruyu soruyorsun. Milllet Halep’i sormanı bekliyor, Suriye’deki mücahitleri sormanı bekliyor, İran açık bir şekilde generallerini Esed ve PKK komutanlarına destek olsun diye gönderip fotoğrafları medyaya servis ederken Türkiye neden generallerini Suriye’de Ahraru Şam ya da Peşmerge’nin yanına göndermiyor? Türkiye neden generallerini Çeçen mücahitlerin yanına gönderip fotoğraflar servis etmiyor. Millet sunucudan kana kan, dişe diş sorular beklerken bizim geri zekâlı sunucu tutup Hocacı mı yoksa Reisci mi diye bir soru ile Erdoğan’ı dumura uğratıyor. Kardeşlerim ben
ihtiyar dedenin ilk tranvay macerası ihtiyar dedenin ilk tranvay macerası İlginç Videolar 16 Mayıs 2017 17:15
Safari'de sıradan bir sabah Safari'de sıradan bir sabah Hayvanlar Alemi 16 Ekim 2016 13:44
Ayakta çalışmak için özel olarak tasarlanan bilgisayar faresi Ayakta çalışmak için özel olarak tasarlanan bilgisayar faresi Teknoloji 04 Ağustos 2016 14:41 Kanada Üniversitesi tarafından geliştirilen sistemle ayak hareketleriyle bilgisayarda işlem yapmak mümkün. Ayakta çalışanlar için geliştirilen sistemde ayak pozisyonlarının değişmesiyle bilgisayar faresiyle yapılabilen işlemler yapılabiliyor.
Snapchat'e maruz kalan teyze... Snapchat'e maruz kalan teyze... Komik Videolar 27 Mart 2016 13:15
Erdoğan'ın suçu ne ? Erdoğan'ın suçu ne ? Haber 22 Ekim 2015 02:30 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarihi Davos konuşmasını çizgi film yaptılar