Beklentiyi aşağı çekmek birinci öncelik

Beklentiyi aşağı çekmek birinci öncelik


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, Enflasyon beklentilerini aşağı çekmek birinci önceliğimiz. Bu, uzun vadeli faizlerin azalmasına yol açacak dedi.

Başçı, TCMB, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası ve Dünya Gazetesi işbirliği ile Kastamonu Ticaret Odası Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıda yaptığı Ekonomik Görünüm ve Para Politikaları konulu sunumda, bu toplantıları üç ayda bir gayri safi hasıla rakamları açıklandıktan sonra yaptıklarını, konjonktürel değerlendirmeler ve diğer hususlardaki düşüncelerini de açıkladıklarını söyledi.

Başçı,  iş adamlarıyla yüz yüze görüşmek suretiyle "Resim" projesi dedikleri çalışma başlattıklarını belirterek "Bu proje reel sektörü doğrudan doğruya dinlemek şeklinde. Anket değil de sohbet. Bir rapor haline getirerek onları da para politikası üyelerine bir sunumla paylaşıyoruz" diye konuştu.

Yaptığı sunumun 5 mesajının olduğunu anlatan Başçı, şunları kaydetti:

Türkiye’nin dünya ihracatı içindeki payı artmakta, ihracat büyümeye ve dengelenmeye olumlu katkı yapmaktadır. Merkez Bankası, reeskont kredileri yoluyla ihracatımıza destek sağlamaktadır. Gıda fiyatlarındaki geçici hareketlerin etkisini kaybetmesinden sonra enflasyonun düşmeye başlaması beklenmektedir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir Türkiye'de ve yurt dışında önemli gelişmeler var. İçinde bulunduğumuz dönem değişim dönemi. Bütün dünyada çok ciddi, tarihte dikkate değer bir şekilde tarihçiler tarafından incelenecek önemli değişiklikler oluyor. Bu değişiklikler içinde Türkiye ekonomisi nispeten iyi durumda.

İhracat odaklı büyüme süreci başladı

 Erdem Başçı, ihracat odaklı büyümenin gözlenmeye başlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:

Türkiye ihracat pazarlarında giderek daha fazla söz sahibi oluyor, payını artırıyor. Türkiye dış ticaret açığı veriyor. Açık veriyoruz ama bir iyileşme var. Dış ticaret açığı makası kapanıyor. Bu olumlu bir gelişme. Alınan tedbirlerin meyvelerini gösterdiği görülüyor. Meyvelerini toplamaya başlıyoruz. Her türlü dış jeopolitik riske rağmen Türkiye büyüme, ihracat odaklı büyüme sürecine başladı diyebiliriz. 2014 yılının iyi haberi bu.

Dış ticaret açığı makasının kapanması için alınan önlemlere değinen Başçı, ihracatı desteklemeye ve tasarrufları artırmaya yönelik olmak üzere iki türlü önlem aldıklarını anlattı.

İskoçya'nın ayrılma ihtimali piyasalarda önemli bir belirsizlik yaratıyor

Dünyada büyümenin yavaşladığını ifade eden Başçı, sözlerine şöyle sürdürdü:

Tüm analizlerimizde, uygulayacağımız politikalarda bunları görerek hareket etmemiz lazım. Dünyaya çok daha mal satacağız, ihracatçıların daha çok gayret etmesi, kamunun da önlerindeki engelleri kaldırması gerekiyor. Küresel kriz döneminde işsizlik oranları arttı. Hem Amerika'da hem de Avrupa'da yüzde 10'lara kadar çıkmıştı. Bu Amerika'da kademeli olarak düşüyor. Avrupa'da daha yeni düşmeye başladı.

Dünya ülkelerindeki büyüme beklentilerini oranlar vererek aktaran Başçı, İngiltere'den İskoçya'nın ayrılma ihtimali piyasalarda önemli bir belirsizlik yaratıyor. Burada böyle bir enteresan gelişme var. G-7 ülkelerindeki oynaklık bu yüzden yakın dönemde arttı. İlave bir durumda Avrupa Merkez Bankası geniş bir paket açıklanacağını belirtti ancak detaylarını vermedi. Bu nedenle belirsizlik oluştu. Bu durum döviz kurlarında hızlı değişikliklere neden oluyor, bize de yansıması oldu diye düşünüyoruz. Burada bir trend oluşmadığı sürece biz oynaklığı izleriz, tedbir almak gerekirse de anında alırız şeklinde konuştu.

Başçı, ihracatın ithalatı karşılama oranının düzenli bir şekilde arttığını vurguladı.

Faizi ocak ayında neden kuvvetli artırdınız kademeli bir şekilde indiriyorsunuz? sorusu üzerine Başçı, Eğer faizi çok sert bir şekilde eski seviyesine getirseydik, ocaktaki aynı durumu bir defa daha yaşardık. İki kere iki dört. Bu kesin dedi.

İş gücüne katılımdaki artış

Gelişmiş ülkelere karşı açık arayla istihdam oranımızın arttığını gösteriyor, yüzde 4'ün üzerinde kriz dönemi de dahil olmak üzere 2007-2013 arasında yüzde 4'ün üzerinde istihdam artışı, gelişmiş ülkelerin rüyalarında bile göremeyecekleri bir artış" diyen Başçı, gelişmekte olan ülkelerde hem arz hem de talep yönünde istihdam arttığını bildirdi.

Başçı, iş gücüne katılım oranında da yakın dönemde artış olduğunu belirterek, 15 yaş üzeri nüfusta ne kadarı çalışıyor veya iş arıyor diye düşünüldüğünde onun yüzde 50'yi geçtiğinin görüldüğünü kaydetti.

Bu durumun Türkiye'nin bir avantajı olduğunu ifade eden Başçı, şunları söyledi:

Enteresan olan buradaki payın giderek artma eğiliminde olmasıdır. Bu ücretler üzerinde enflasyonist bir baskı olmasını önlüyor. Ücret kanalından gelen bir enflasyon baskısı burada olmuyor. Bu iş gücüne katılımdaki artış sayesinde... İşsizlik oranında mevsimsellikten arındırılmış olarak bakmak gerekir. Burada kriz öncesi seviyeler 9-10 arasında dalgalanırdı. Küresel krizde yüzde 14'e kadar bu çıkmıştı. Daha sonra kademeli bir şekilde tekrar 9-10 arası bantta işsizlik oranımız seyretmeye devam ediyor. İş gücüne katılımdaki artış sayesinde. Eğer iş gücüne bu kadar hızlı katılım olmasaydı, işsizlik oranımız hızla düşebilirdi.

2013 yılından itibaren yeni kurulan firmaların sayısı artıyor

Türkiye'nin öncü göstergelerinin jeopolitik risklerin, avro bölgesindeki imve kaybının, ihracata ilişkin anket göstergelerine de yansıdığını dile getiren Başçı, bunların PMI verisinin yüzde 50'nin üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

Başçı, PMI'nın önceki ay da yüzde 50'nin altında olduğunu ve 3. çeyrekte ihracat siparişleri açısından çok kuvvetli bir talep olmadığını gösterdiğini kaydederek, bunun büyümeyi aşağıya çeken faktörlerden bir tanesinin de ihracat olduğunu, jeopolitik risklerin etkili olduğunu anlattığını bildirdi.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin, Irak'a ihracata ilişkin açıklamasına değinen Başçı, şöyle konuştu:

Bu da yine sevindirici. Keza Rusya ile Ekonomi Bakanlığımız ticaret anlamında görüşmeye başladılar. Dolayısıyla hem kuzey hem de güneyimizdeki zayıf pazarlarımıza 'ne yapılabiliriz' çalışılıyor. Oradan iyi haberler geldikçe 50'nin hat üzerindeki ihracat siparişleri öncü göstergesi, 50'nin üzerinde kalmaya devam edebilecektir. Yeni ihracat siparişleri anketi, bizim anketimiz, benzer bir görünüm teyit edebiliyoruz. Orada da geçici bir jeopolitik risklerin etkisi oldu, 'önümüzdeki 3 ay ne bekliyorsunuz' diye iş adamlarımıza sorduğumuzda ılımlı bir iyimserlik var. 'Çok değil ama daha iyi olacak' diye cevaplıyorlar. Kurulan firma sayısındaki artış aslında iyi bir gösterge. 2013 yılından itibaren yeni kurulan firmaların sayısı artıyor. Tahsili geçikmiş alacak oranlarına baktığımızda yüzde 3'ün altında seyretmeye devam ediyor. Hem bankacılık sektöründe hem bu reel sektör açısından da çok da işlerin kötü gitmediğini gösteriyor. Hem de bankacılık açısından çok büyük bir problemle karşılaşmayacağını gösteriyor. Bir miktar yavaşlamaya rağmen... Karşılıksız çek oranları bunu teyit ediyor. Orada da çok yatay ve dalgalı bir seyir var.

Reel sektörün dış borcunun konuşulduğunu, herkesin de bunu merak ettiğini belirten Başçı, Türkiye'de cari açığın nasıl finanse edildiğinin merak konusu olduğunu dile getirerek, "Firmaların ağırlıklı olarak doğrudan yurt dışından borçlanmaları, hem de bankalarımız aracılığıyla yurt dışından borçlanmalarıyla, artı doğrudan yatırımların hafif bir şekilde artmasıyla şu anda finanse ediliyor dedi.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu