Çözüm süreci yüksek bir onay alıyor

Çözüm süreci yüksek bir onay alıyor


Başbakan Yardımcısı Atalay, "Yürüttüğümüz her konuyu mutlaka topluma sorarız. Toplumun onaylamadıklarından vazgeçeriz. Çözüm süreci şu anda çok yüksek bir onay alıyor" dedi.

 Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Yürüttüğümüz her konuyu mutlaka topluma sorarız. Toplumun onaylamadıklarından vazgeçeriz. Yüzde 50'nin üzerinde onay almayan tasarrufları biz yürütmeyiz. Çözüm süreci şu anda çok yüksek bir onay alıyor" dedi.

TBMM İçişleri Komisyonu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ilk 3 maddesi kabul edildi. 

Görüşmelerde söz alan CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, tasarının 2. maddesinde, uygulama, izleme ve koordinasyon görevinin hükümete verildiğini, ancak anayasada "hükümet" diye bir kavramın bulunmadığını, bu kavramın hukuki bir terim olmadığını ifade etti. Güler, ifadenin düzeltilmemesi halinde ileride sorun teşkil edebileceğini dile getirdi. 

MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, soruları yanıtlamadığını savundu. Tasarıdaki "Bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz" ifadesini eleştiren Oğan, Atalay'a yönelik, "Örneğin diyebilir misiniz, 'Bu MHP'liler çok oldu, sıkın ayaklarına bunların' diye. Hukuki, idari ve cezai sorumluluk doğmaz. Çözüm sürecine karşıyız diye bunları diyebilirsiniz" dedi. 

Kars'ın Kağızman ilçesinde, terör örgütü PKK'nın dağ köyünde çadır kurduğunu ve MHP'ye oy verenleri "Niye oy verdiniz" diye her gün sorguladığını anlatan Oğan, bu konuda emniyete, jandarmaya başvurduklarını, ancak bir sonuç alamadıklarını söyledi. Oğan, "Kağızman'daki bu sorun çözülmez ise herkes kendini korumaya başlayacak. Biz de mi terörist olalım? Vatandaş muhatap alınmak için terörist olup dağa mı çıksın? Vatandaş artık silahlanır. Şaka yapmıyorum" diye konuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, tasarıyla ilgili  "seçim rüşveti" şeklinde değerlendirmelere tepki gösterdi. Önder, "Biz partimizin Genel Başkanını aday göstermişiz. Rüşvet bunun neresinde?" dedi.

Birgül Ayman Güler, HDP'nin verdiği değişiklik önergesinde müzakerelerin yerli ya da yabancı heyetler tarafından takip edilmesine olanak sağlanmasının istendiğini belirterek, "Benim iç sorunumu yabancı temsilcilerin bulunduğu heyetlere çözdürmeye çalışan bir taraf var. O zaman bizim elimizdeki metnin şeffaf olmadığını söyleyebilirim" diye konuştu. 

"Çözüm sürecinin hedefini biz anlattık"

Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecine ilişkin yeterli bilgi verilmediği yönünde eleştiriler yapıldığını, ancak kendisinin aslında bu süreçle ve tasarıyla ilgili ayrıntılı bilgi verdiğini ifade ederek, "Söylediklerimize itibar olmayacaksa çok fazla bir şey söylemenin de bir anlamı yok" dedi.

Atalay, şöyle devam etti:

"Bizim hedeflerimizle, amaçlarımızla ilgili burada bir konuşma yaptık. Ama sonra söylenenlere bakıyorum, 'vatana ihanet, cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili bir yasa, gizli ajandanız var, bölme senaryoları...' Komik... Bütün bu ifadelerin içinde ben ne söyleyebilirim?

Neticede biz anlatırız, söyleriz. Ancak herkesin kendi kafasında önyargıları varsa, onları hiç etkileyemiyorsak, yapacağımız bir şey yok. O sizlerin takdirinizdir. 

Çözüm sürecinin hedefini biz anlattık. Bu sürecin hedefi, silahların bırakılması, şiddetin bitmesi ve eve dönüşün sağlanması. Başka bir hedefi yok bunun. 'Bunu nasıl yapacaksınız?' Zaten bunu çalışıyoruz işte. Bakanlar Kuruluna bunun yetkisini veriyoruz. Bunların bir kısmı tekrar yasa olarak size gelecek. Bu bir çerçeve yasa. Burada hiç karmaşık bir şey yok.

Ayrıca deniliyor ki 'Başbakanın İmralı ile görüşmesi...' Yani şimdi soru mu bu? Bu soruysa ben buna nasıl cevap vereceğim. Bunu kaç defa açıkladık. Böyle bir şey burada nasıl söylenebiliyor, hayret ediyorum. Sayın Başbakanımızın bir görüşmesi olmamıştır. MİT Müsteşarımız ve MİT mensupları görüşür İmralı ile. Biz siyasetkesimi ile görüşürüz. Bu, böyle yürür."

"Eve dönüşün nasıl olacağını biz şimdi çalışacağız"

Atalay, CHP'li Güler'in, HDP'nin değişiklik önergesi üzerinden tasarıyı eleştirmesine değinerek, "Siz bir öğretim üyesi olarak bunu nasıl yapabiliyorsunuz, anlayabilmiş değilim. Bir milletvekilinin verdiği önergeyle yasayı değerlendirmeniz, o sizin bileceğiniz iş. Üçüncü bir şahıs, üçüncü bir ülke, dışarıdan bir heyet burada yok. Türkiye ilk defa kendisi yürütüyor. Onun için de birilerinin rahatsızlığı vardır. Türkiye'nin kendisi bu sorunu çözmek için uğraşıyor" ifadelerini kullandı. 

Eve dönüşlerin nasıl olacağı konusuna da değinen Atalay, tasarının zaten bu konunun çalışılması görevini verdiğini ifade etti. Atalay, şöyle devam etti:

"O bir yasa tasarı olarak yarın huzurunuza gelecek. Eve dönüşün nasıl olacağını biz şimdi çalışacağız. Bir yol haritası hazırlıyoruz. O yol haritasında her şey zamanlı olacak. 'Şu tarihe kadar şu' şeklinde. Biz de onun gereğini yapacağız. Bu yol haritasının gerçekleşmesi için yasaysa yasa, başka çalışmalarsa başka çalışma. Bunlar şimdiden sonra yapılacak çalışmalar. Biz bunları anlatıyoruz ama siz bunlara inanıp inanmamakta özgürsünüz. 

Başka ne diyebilirim ben? Yani soru, 'Ayağa kurşun sıkma' falan gibi. Tehdit, şiddet, nefret bizim üslubumuz değil. Bizde bunlar yok. Bizim ne için çalıştığımız ben anlattım sizlere. Samimiyetle bu ülkenin büyük sorunlarını nasıl çözmeye çalıştığımızı anlattım. Ama burada hep böyle karanlık senaryolar... Hep en olumsuz ve en aykırı. Böyle bakış olunca biz ne diyebiliriz? Dinliyoruz sizi. Kimi hakaret, kimi tehdit. Herkesin üslubu kendine ait tabi. Biz o üslubu kullanmayız."

"Taraflar da burada sınavdadır"

Atalay, çözüm sürecinin topluma yeterince anlatılmadığına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.

Her ay aylık gündem araştırması yaptıklarını belirten Atalay, "Yürüttüğümüz her konuyu mutlaka topluma sorarız. Toplumun onaylamadıklarından vazgeçeriz. AK Parti'nin, hükümetin en önemli çalışma yöntemlerinden birisi toplumla sağlıklı diyalog. Yüzde 50'nin üzerinde onay almayan tasarrufları biz yürütmeyiz. Çözüm süreci şu anda çok yüksek bir onay alıyor. Toplum bizim ne yapmak istediğimizi biliyor. Her bölgede en az yüzde 50'nin üzerinde. İnsanlar umut içinde, bundan kurtulmak istiyor. Bazı arkadaşların kafasında, 'Vatana ihanet için uğraşıyoruz' Böyle düşünen düşünebilir, ne yapabiliriz? Rabbim biliyor, biz bu ülke için neler yapıyoruz" diye konuştu. 

Tasarının her kesimde büyük memnuniyet uyandırdığını anlatan Atalay, çözüm sürecinin şeffaf yürüyeceğini kaydetti. 

Atalay, daha önce çıkarılan demokratikleşme paketlerinin ardından ne tür sonuçlar elde edildiğine ilişkin soru üzerine, şunları söyledi:

"Demokratikleşme paketlerinin hiçbiri, birileri istedi diye yapılmadı. Bunu bütün vicdanımla söylüyorum. Bizim parti programımızda yazdıklarımız var. O programı yazanlardan biriyim. Bizim bir demokratikleşme sürecimiz var. Türkiye'yi normalleştirme süreci. Bu paketler odur. Yani paketlerin karşılığında, bilmem kimin dağdan inmesi gibi bir planımız yoktu bizim. Şundan emin olun, bu paketler birileriyle konuşularak çıkarılmış değildir. Ancak tasarının hedefi dağdan inişleri sağlamak. Taraflar da burada sınavdadır. Göreceğiz. 

Bunun dışında, tasarıyla PKK'ya suç işleme özgürlüğü verilmesi söz konusu değil. Bu yasa devlete, hükümete lazım. Bu yasa PKK'ya falan lazım değil. Ciddi bir devlet olarak, bilinmezleri ortadan kaldırarak bir çalışma yürütüyoruz. Bunu da yasal belge haline getirmek istiyoruz, çabamız bu.

Başbakan diyor ki MİT Müsteşarına, 'Git, örgüt mensuplarıyla görüş.' Ama sonra bir savcı o MİT Müsteşarını ifadeye çağırıyor. Neredeyse gözaltına alacak. Bizim derdimiz bu. O zaman bürokrata iş yaptıramıyorsun."

Tasarının ilk 3 maddesi kabul edildi

Görüşmelerde tasarının ilk 3 maddesi kabul edildi. Kabul edilen maddelerde, tasarının amacının, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için  yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirtiliyor. 

"Uygulama, izleme ve koordinasyon" başlığı altında, hükümetin, çözüm süreci kapsamında yürüteceği çalışmalar şöyle sıralanıyor: 

"Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirleyecek. Gerekli görülmesi halinde, yurt içindeki ve dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog,  görüşme ve  benzeri çalışmalar yapılmasına  karar verecek ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek.

Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.

Bu kanun kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlayacak. 

Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izleyecek ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak. Gerekli mevzuat çalışmalarını yapacak."

Yetki ve sekretarya başlığı altında ise Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli  kararları  almaya yetkili olacak.

Çözüm süreci kapsamındayapılan çalışmaların koordinasyonu  ve sekretarya hizmetleri Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecek.

Tasarının görüşmelerinde, MHP her madde için, "tasarı metninden çıkarılması" önergesi verdi. 

HDP ise Kamu Düzeni ve Güvenliği Müşteşarlığının adının "Toplumsal Barış ve Müzakere Bakanlığı" şeklinde değiştirilmesi, "karşılıklı silahsızlandırma" hükmünün tasarıya konulması, koruculuk sisteminin kaldırılması, müzakerelerin yerli ya da yabancı heyetlerin de takip edebileceğine ilişkin önergeler verdi. Her iki partinin önergeleri de kabul edilmedi.

Tasarının görüşmelerine bugün saat 14.00'de devam edilecek.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu