Irak ve IŞİD Denklemi

Irak ve IŞİD Denklemi


Yıllardır faaliyette olmasına rağmen Suriye'deki icraatlarıyla gündeme gelen IŞİD, Irak'ta neler yapıyor? Aktör mü figüran mı? Haberseyret'in özel olarak hazırladığı analiz bu konuyu bütün detaylarıyla ele alıyor.

Aralık 2012 tarihinde el-Irakiyye Grubundan Maliye Bakanı olan Rafi el-İsavi’nin bakanlığının basılması ve 28 Aralık 2013 tarihinde Maliki’ye bağlı milis güçlerin evine baskın yaptığı Sünni milletvekili Ahmet el-Elvani’nin saldırıda erkek kardeşi, kız kardeşinin öldürülmesi ile Sünniler hali hazırda Irak'ta Anti-terör yasasının 4. maddesi üzerinden gördükleri baskıya kaşı ayaklanmıştı.

Maliki'nin devlet televizyonunda kendilerinin Hz. Hüseyin’in takipçileri olduğunu ve Yezid ordusuyla savaşacaklarını, bir hafta içinde el-Enbar’da barışçıl gösterilerin yapıldığı meydanlardaki çadırlar kaldırılmaz, insanlar evlerine dönmez ise gerekenleri yapacakları yönündeki açıklamaları da bu ayaklanmayı genişletti.

Bunlar olurken 2003 ABD işgaline karşı aktif rol alan Sünni alimlerden Abdülmelik Es-Saadi başta olmak üzere Rafi El-Ruafi da Sünni aşiret ve gruplara Maliki şiddetine karşı meşru müdafaa haklarını kullanmalarını önerdi. Bunların hepsi yönetim sadece % 20 söz alabilen ve Şii'leri koruyan terör yasaları üzerinden ezilen Sünnilerin 10 yıllık suskunluğunun bozulması ile oldu.

Bu gelişmeler ile 2013 yılında Aşiretler bir ittifak kurarak Aşiretler Devrimci Askeri Meclisleri kurdu. (Aşağıdaki fotoda görüldüğü gibi Aşiret mensupları tek tip değil, yüzleri maskeli değil)

 

Bazı bölgeler Maliki ve Şii menşeili ordu güçlerinden – zaten temizlenmişken IŞİD dünya medyasında bazı kanallar ile Irak'ta isyan önderi pozisyonunda servis edildi.

Peki IŞİD ne zamandır Irak'ta?

Aslında kuruluşu (2004) ve birinci evre gelişimi ile Irak kökenli bir örgüt IŞİD. Kurulduktan bir süre sonra (2005) El Kaide'ye biat ediyor. O zamanlar en güçlü örgüt olan El Kaide çünkü. Bu biat sonrası Mezopotamya El Kaidesi adının yanısıra Irak İslam Devleti adını da taşımaya başlıyor. Uzunca bir süre Irak'ta kısıtlı faaliyetlerde bulunan IŞİD işgalin ardından gelen süreçte göze çarpmıyor. Oysa ortada bir şii-sünni gerilimi var. Bu gerilimde sessiz kalan, birkaç eylem ötesine gitmeyen IŞİD, Suriye savaşında ortaya çıkıyor.

Suriye'de ÖSO, Nusra (ki IŞİD ile çatışma içinde) ve diğer gruplarla savaşan, Esad ile çatışmaları adeta tiyatro olan IŞİD DeyrZor ve Rakka'da “kalıcı teşkilatlanma”ya gidiyor. Jerablus bölgesinde de sıkışmış durumda bir kontrol alanı var. Bunların dışında “devlet kurma iddiasında” olan örgütün kalıcı merkezi – henüz – yok. Diğer yandan muhacir denen yabancı savaşçılardan oluşan IŞİD'in suriye'de Esad lehine boşalttığı bölgeler de biliniyor.

Irak konusundaki varlık durumu bu Suriye gediği ile değerlendirilince örgütün en büyük insani kaynağı diye servis edilen Irak'ta aslında o kadar güçlü olmadığı da ortada. Irak'taki güçlerinin Suriye'den gelenlerle birlikte yaklaşık 10.000 olduğu bilinen örgütün Rakka – Tikrit – Musul üçgeninde (alanı 1000 kmkare üzerindeki üçgende) kontrolü tamamen ele geçirdiği ise tamamen stratejik bir servis.

Peki IŞİD neden Irak'ta?

Girişte belirttiğimiz Irak portresindeki isyana Maliki müdahalesi mevcut koşullarda zaten enerji siyaseti ile zorda olan Maliki iktidarını zora sokacaktı. Maliki bu eşikten sonra çeşitli bahanelerle terör yasaları çıkardı. Ocak 2014'te Felluce'de bir anda ortaya çıkan IŞİD'e operasyon yapıldı. Elli ölü bilançosu ile Irak güvenlik güçleri başarılı bir operasyona imza attı açıklaması yapıldı. Oysa operasyon IŞİD'e değildi. Şubat 2014 tarihli Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) raporunda da görüleceği üzere Irak o süreçte tamamen aşiretlerin eline geçen Felluce'deki sivil hedeflere yönelik saldırılar düzenledi.(Aşağıdaki fotoğraf Felluce Hastanesi)


           

Diğer yandan Maliki hükümeti Şii güvenlik mensuplarını aşiret savaşçısı gibi giydirip aşiret bölgelerinde IŞİD adına eylemler gerçekleştiriyordu. Vasit bölgesinden ve diğer bölgelerden Çevik kuvvet ve Özel kuvvetler Anbar ve diğer bölgelerdeki aşiretlerin hakimiyet noktalarına gidip eylemleri gerçekleştiriyordu. (Aşağıdaki resim Vasit eyaletinden bir birim Anbar'a yola çıkarken foto çektiriyor)

Aşağıdaki resim Basra bölgesinden yola çıkan Maliki'ye bağlı ekipten


           

Bunlar sayesinde Maliki (üç boyut teorisindeki gibi) asıl hedefini örterek IŞİD'i soktu devreye. Bilndiği gibi IŞİD Esad için de aynı şekilde sahneye çıkmıştı Suriye'de.

Diğer yandan Maliki Mayıs başında Suriye'den gelen teröristlerden dem vurup sınırda gereken önlemi alacağını duyumuş, ancak IŞİD yaklaşık 250 km'lik sınır – Samarra hattını hiç bir engele takılmadan geçmişti.

O zaman IŞİD mikser bir Şii örgütü müdür?

Mehzepsel olarak IŞİD'e bir kaftan biçmek zor zira inanç temellerinden çok sansayonel eylemleri ile gündeme geliyor. Ancak mikser olduğu kesin. Beri yandan iddia edilenin aksine büyük bir kurmay akla sahip olmadığı da kesin. Eğer o akla sahip olsaydı Suriye'de Esad'la gerçekten savaşır ve mazlumların olumlu tepkisini alarak hızla büyürdü. Devlet iddiasındaki hele de adında Şam geçen bir devlet iddasındaki örgütün aymaz bir mikser olduğunun en bariz kanıtı budur. Diğer yandan aşağıdaki belge de bunu kanıtlar niteliktedir.      

          

Belgenin orjinali arşivlerimizde olmakla beraber bu belge IŞİD'in aslında selefi-El Kaide ile olan ilişkisinin ne minvalde olduğunu ve İran-Esad bağlantısını ortaya koyar. Bu bakımdan IŞİD için şii de selefi de sünni de denemez. Ancak provokatif bir örgüt denebilir.

Peki IŞİD bahsedildiği kadar büyük mü?

IŞİD'in iki ülkedeki toplam silahlı gücü 20.000 civarında. Silahları avrupa menşeili. Silah satış rapolarını incelerseniz hangi ülke hangi ülkeye silahı satmış ve o ülkede IŞİD'e nasıl geçirmiş anlarsınız. Diğer yandan IŞİD'in güçlü görünmesine neden olan şey Avrupalı (muhacir) savaşçıların medya araçlarını kullanmaktaki başarısı. Irak özelinde ise IŞİD yukarıda bahsettiğimiz zaten Maliki rejiminden alınmış – yağmalanmamış,soyulmamış – alanlara girdi. Aşiretlerin kimi güç histerisi ile IŞİD ile ittifak kurdu ancak unutulmamalıki aşiretler peşmerge – Türkmen ve Kürt kökenli. Yani sonuçta IŞİD medyada Maliki tarafından ve kendi medya araçları ile şişirildi. IŞİD hesaplarını takip eden kullanıcılar bu hesapların olumsuz bir gelişmeyi yazmadıklarını bilir. Köy yağmalanır ama bu hesaplar İstanbul'u fethetmiş gibi sevinir. Hülasa IŞİD şişirildiği kadar büyük değil.

Son Irak girişiminde neden Musul, Tikrit ? Neden Türk konsolosluğu?

Önce Tikrit'ten başlayalım. Buranın manevi – siyasi bir anlamı var Saddam'dan kalan. Kim ne derse desin Saddam Irak'ta hala yaşıyor. Özellikle Şii kayırmacı Maliki iktidarı Saddam'ı canlandırdı diyebiliriz. Tikrit'i alır ve Maliki'den söktük aldık dersen Sünniler içinde popülerleşirsin. Propaganda açın genişler. Diğer yandan Tikrit siyasi olarak aşiret devrimcilerinin elindeki timsallerdendi. Bu açıdan IŞİD'in Bir şey aldığı da yok aslında. Musul da hakeza aşiretleri bastırmak için girilen yerlerden. Kürtlere de gözdağı vermek için bir hamle bunun yanısıra. Ama temel olan aşiret devrimcilerinin isyanını manipüle edip üzerine konmak. Yoksa şimdiye kdar basılıp soyulmamış Musul bankasındaki 420 milyon $'a koşa koşa gitmezlerdi. Türkiye zaten IŞİD'in tagutlar listesinde. Konsolosluğun gündeme girmesi ise orada tek olması. Fakat Musul'da hali hazırda ABD vatandaşları var ve henüz ses çıkmadı. Sanırım birileri neler olacağını biliyordu.

ABD'nin işine gelir mi bölgede IŞİD?

ABD'nin uzun menzilli süreçte işine gelmez ancak Türkiye'nin rahatsızlığı bakımından ve Kürt bölgesinin karışması açısından enerji konusunda yararlı bir kart olarak görüyor. Uzun manada ise IŞİD'in burada olması İran'a yarayacaktır karşı propaganda ve direk müdahale açısından. ABD bunu da istemez. Kaldıki IŞİD'in yayılım-yağma yaptığı bölge ABD için gerekli. Bu da kısa vadede çözümü zorunlu kılacaktır. Bir açı da şu ki bölgede IŞİD'in varlığının ABD için sürekli bir müdahale nedeni olarak durması İran'ı da ABD'yi de rahatsız eder.

Türkiye'nin müdahalesi?

Türkiye IŞİD'e müdahale edecek konumda değil kanımca. Karadan imkansız hatta. Zira barış süreci ve Barzani'nin egemenliğini zedelemesi sözkonusu. Hava operasyonu ise kalıcı bir çözüm getirir demek zor. Türkiye bölgedeki aşiretlere ulaşıp alanı düzenlemeli tüm hamlelerinden önce.

IŞİD eylemleri arkasında Türkiye'nin olma ihtimali, oyun kurucu olarak?

Bu imkansıza yakın. Hükümetin böyle bir girişimi intihar demek olur. Orta Irak bu derece riskli ve Kuzey Irak'ın da çatışmalı olması, diğer yandan İran ve ABD'nin IŞİD üzerinden bölgede aktifleşmesini istemez Türkiye. Oyun kurucu olmak için Irak'ta daha nitelikli ve daha yakın bağları olan yapılar da var Türkiye'nin elinde. Daha iç bir dinamikle oyun kurmak her zaman en iyisidir. Bu iddiaların stratejik akıldan yoksun olduğu kesin.

Peki ya kurduysa?     

Kurduysa demek aslında farazi. Yine de bir cevap istiyorsanız. Türkiye'nin Suriye politikasının intihar etmesi demek olduğu kesin.

Haberseyret Özel Haber

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu