"Şu anda inlerine girdik"

"Şu anda inlerine girdik"


Erdoğan, Gülen Cemaati'ne yönelik soruşturmalar için, "İnlerine gireceğiz dedim. Şu anda inlerine girdik. Bütün pisliklerini ortaya döküyoruz. Saklandıkları inlerinden de sorumlularını çıkarıp adalete teslim edeceğiz." dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmeler ilişkin değerlendirmeler bulundu. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sorumlu tuttuğu ve darbe girişimiyle suçladığı Gülen cemaatine yönelik soruşturmalarla ilgili mesajlar verdi. Daha önce "inlerine gireceğiz" dediğini hazırlatan Erdoğan şunları söyledi: 

"İnlerine gireceğiz dedim. Şu anda inlerine girdik. Bütün pisliklerini ortaya döküyoruz. Saklandıkları inlerinden de sorumlularını çıkarıp adalete teslim edeceğiz." 

"CNN'in dalkavuğu"

Erdoğan Gezi anmalarında canlı yayın yaparken polis tarafından engellenen CNN International Muhabir, Ivan Watson’a hitaben şunu söyledi;

“Bir tane o CNN’nin dalkavuğu oralarda bir şeyler yapmaya çalışıyor. CNN International yerlisi, geçen yıl 8 saat aralıksız yayın yaptı. Niye? Ülkemi karıştırmak için. Şimdi de suçüstü yakalandı. Bunların böyle hani özgür tarafsız bağımsız basın diye bir şeyleri yok. Bunlar görevli görevli, bunlar adeta ajan görevi icra ediyorlar.”

“Avuçlarını yaladılar”

Erdoğan Gezi eylemleri anmasında eylemcilerin hüsrana uğradığını söyledi ve;

“Pensilvanya’dan kaos çıkması için avuçlarını ovuşturanlar gazetelerini TV’lerini Twitter’daki maskeli korkaklarını görevlendirenler de onlar da avuçlarını yaladılar. Gezi olaylarının yıl dönümünde, nefret dilini faşizmin İslamafobinin dilini kullananlar avucunu yaladılar. Biz bunları konuşunda, bu başbakan çok gerilimci. Sokakta polisime kurşun sıkacak, polisimi yakacak. Bir tanesi hayati tehlike içinde. Bunu konuşmayacaklar ama farklı bir şey olduğu  zaman polis şamar oğlanı, öldür vur yarala. Bunun için her yol meşru. Polisin savunma hakkı bile yok. Böyle bir şey olabilir mi?"

Erdoğan diğer ülkelerde toplumsal olaylara nasıl müdahale edildiğini bir grup toplantıısnda göstermek istediğini de açıkladı.

Erdoğan ayrıca Gezi eylemlerine destek veren sanatçıları da “sanatçı müsveddesi” olarak tanımladı.

“Camiye ayakkabılarıyla girdiler”

Erdoğan Gezi eylemlerinde polisten kaçan ve Valide Sultan Camii'ne kaçan eylemcilerle ilgili ithamını da uzun süre sonra tekrarladı;

“Orada her türlü bira şişelerine varıncaya kadar, ayakkabılarıyla camiye girenleri nasipsiz olarak savunanlar var. Hemen ilerisinde dozerle yaya kaldırımlarını söktüler. Biraz ileri gittiler başbakanlık ofisimizi yakma girişiminde bulundular. Duvarlara yazdıkları yazılar unutulamaz. Onlar tamamıyla küfürname.”

"Menderes, Necip Fazıl'ı dinlemedi"

Başbakan kendisine bir darbe girişimi gerçekleştirildiğini ve bunun Adnan Menderes'e yapılan darbenin bir benzeri olduğunu savundu;

"Bizim kararlılığımız bu darbe sevdalılarına karşı geri adım attırdı. 1960 yılı nisan ayı. İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencileri gösteri yapıyor. CHP medyası yalanlar yazıyordu. Menderes Necip Fazıl’ı ziyaret ediyor. Gösterileri bastırmasını istiyor. Menderes ise mevcut tavrını sürdürmeyi tercih ediyor. Biz geçen yıl darbe tehdidine karşı Menderes gibi sessiz kalmadık. Mısır ve Ukrayna’da yaşananların olmasına izin vermedik."

"Demek ki haşhaş almaya başladılar"

Daha önce Gülen Cemaati'ne yaptığı "haşhaşi" benzetmesinin bir benzerini bu defa CHP milletvekillerine yaptı;

"4 CHP milletvekili basın toplantısı düzenledi. Genelkurmay Başkanı'na sırf dedikodulardan yola çıkarak hakaret edecek düzeye geldiler. Demek ki haşhaş almaya başladılar. Yeni yol arkadaşlarına çok hızlı uyum sağladılar. Bizden hukuka müdahale etmemizi istiyorlarsa çok beklerler. Pensilvanya’nın dizinin dibinden kalksınlar.Hem Pensilvanya’yla iş tutup, yalan ve iftiralarla gündemi değiştiremezler. Bu tavşana kaç, tazıya tut demektir. Balyoz davası sanıklarının duygularını istismar etmekten vazgeçsinler." 

“Demokrasi sandık değilse ne ?”

Erdoğan konuşmasında PKK ve ona yakın BDP/HDP’yi de uzun süre eleştirdi.

Söyleyenler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de olduğu “Demokrasi sadece sandık değildir” ifadesini eleştirdi ve;

“Adama sorarlar demokrasi sandık değilse ne? Bunu bana anlat derler. Ha o zaman şurada gidersin. Dağda eli silahlı olanlarla mezrayı basarsın, dersin ki bak her ne kadar sandık önüne getiriliyorsa da bilesiniz ki sadece sandık değildir bak silahımız ensemizdedir. Buna mı evet diyeceğiz? Sadece sandık değil diyenlerin dediği budur. Sadece sandıktır, halkın iradesini birileri ipotek alma girişimine girmesin.” dedi.

“Terörün desteği ile başkan seçildin”

Başbakan, 1 Haziran’da Ağrı Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanan Sırrı Sakık ve PKK’ya yönelik;

Şu anda bakıyorsunuz Ağrı’da belediye başkanı seçilen kişi “devlet terörü” diyor. Ağrı’da devlet terörü estirilmiş… Sen bir defa terörün desteğiyle belediye başkanı seçilen birisisin. Kan varsa sizin olduğunuz yerde var. Bak Diyarbakır’da ağlayan annelerin, belediye başkanlığı önünde oturmalarına tahammül edemediniz.” dedi.

On binlerce insanın katili sizsiniz

Başbakan, çocuklarının dağa kaçırıldığı ya da kandırıldığı iddia edilen ve Diyarbakır Belediyesi önünde oturma eylemi yapan ailelerle ilgili olaraksa;

“Devamlı TOMA’lardan sıkılan sudan rahatsız oluyordunuz. Orada sizler köpükle oraları yıkama bahanesiyle kovdunuz. Orta refüje soktular, yol düzenlemesi yapacaklarmış. Tehdide başladılar. Dediler ki çocukları halledeceğiz, bize bu kadar müsaade. AK Parti olarak bunun takipçisi olmaya mecburuz. Hadi bakalım, şu anda da bu çocukları getirip anne babalarına teslim etmeniz lazım. Adreslerini gayet iyi biliyorsunuz.” dedi.

Başbakan önceki grup toplantısında bu çocukların getirilmemesi durumunda başka yöntemleri kullanacaklarını söylemişti. Bu ikazını tekrarladı ve;

“Dedim ya B planı C planı devreye girecektir. Şu anda Hür Demokrat Partili milletvekillerinin bu işin yakın takipçisi olarak bu süreci kendilerinin çözme sorumluluğu var. Bizim çözüm yolumuz farklı olacak. Bir tarafta çözüm süreci diyeceksin sonra engellemenin mücadelesini vereceksin. Bir tarafta barış barış barış diyeceksin. Biz olmazsak kan olur burada, lafa bak ya. Barış barış diyorsun yavruları analarından alıp pikniğe götürüyoruz diyerek dağa götürüyorsun. Bu nasıl barış? Bazıları taciz bu nasıl barış? On binlerce insanın katili sizsiniz, bu terör örgütü. Bunları görmeyecek miyiz?”

"Terör de sokak eylemleri de hiçbir zaman sonuç alamamıştır."

Başbakan Erdoğan PKK tarafından öldürüldüğü iddia edilen 5 kadına da değindi;

"2010 yılında, beş kadın terörist dağdaki zorbalığa dayanamayarak örgütten kaçma kararı aldı. Diyarbakır kırsalında yakalandılar. Hatırlayın. Bu beş kadını bir mağaraya hapsettiler. Günlerce işkence yaptılar. Ardından acımasızca katlettiler. Cansız bedenlerini bilinmeyen yerlere gömdüler. Anneleri babaları yavrularının öldürüldüğünden habersizdi. Bu katliama şahit olan İranlı kadın bir terörist dayanamadı, anneleri aradı ve katledildiğini duyurdu.Terör örgütü ne dedi biliyor musunuz? Kış hazırlıkları sırasında jeneratör gazından zehirlendiler ve öldüler dedi. Bir yıl geçtikten sonra bu kadın teröristler için cenaze töreni düzenlediler. Hale bak. Çünkü karakterleri bu. BDP’nin bazı milletvekilleri, kadın milletvekilleri buna sahip çıktılar. BDP bunu sorgulamadı. Hani barıştan yanayız diyorlar ya. Kadın hakları yanlısı vekilleri bu katliamı sorgulamadılar. Halktan gizlemeye çalıştılar."

Erdoğan, çatışmalarda ele geçirilen bir diğer PKK'lıyı da örnek verdi;

"2011 yılında Cudi dağındaki, bir mağarada teröristler kıstırılıyor, askerimiz saatlerce dil döküyor. Nihayet teröristler teslim oluyor. Bir tanesine subayımız soruyor. Annen baban sağ mı? Terörist bilmiyorum diyor. Subayımız kaç yıldır görüşmüyorsun diyor. Terörist beş yıldır diyor. Bunlar üzeri örtülemeyen yüzlerce hikayeden iki tanesi. Buna benzer çok acı yaşandı. Aile trajedisi yaşandı. Ölmeye ve öldürmeye gönderdiler. İşlerine gelmeyince de vahşice katlettiler... Biz terör örgütünden ne vicdan bekliyoruz ne insaf bekliyoruz ne de acıma duygusu bekliyoruz. Ben BDP’nin HDP’nin vekillerine soruyorum. Sizin çocuğunuz yok mu? İnsafınız vicdanınız yok mu? Kaçıyorlar, dağa götürüyorlar, kendi çocuklarını da ABD’ye İngiltere’ye gönderiyorlar. Fark bu."

Başbakan "Kan tüccarına dönüşen terör örgütü" olarak tanımladığı PKK'ya ve BDP-HDPye seslenerek şunları söyledi:

"Dürüstseniz, samimiyseniz… Siyasi Kürtçülük yapmayan tüm Kürt kardeşlerime ve diğerlerine de sesleniyorum. Siz acaba bu yol kesmelere ne diyorsunuz? İnsani midir? Yol kesmek eşkıyanın işi olarak bilinir. Biz bu çocukların kaçırılıp orada birer robot haline getirilmesine seyirci kalamayız. Bu şımarıklığın sırtını sıvazlayacaksa BDP-HDP bilelim. Bu sorunu çözmek ve o çocukları anneleriyle kucaklaştırmak için yöntemlerimiz var. Ama biz bunlara gerek kalmadan BDP’nin bu işi çözmesini bekliyoruz. Korkuyorlarsa, tehdit varsa, o yürekli anneler gibi cesaretleri yoksa bunu da söylesinler."

"Güvenlik güçlerimizin yakın takibinde"

Başbakan Erdoğan grup konuşması bittikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. "HDP’ye belli bir süre tanıyor musunuz? 'Bizim de yöntemlerimiz var' dediniz. Yöntemden kasıt askeri operasyon mu?" sorusuna şöyle karşılık verdi:

"Yapılacak şeyler söylendiği zaman bundan netice alınabilir mi? Bütün bu süreç şu anda güvenlik güçlerimiz tarafından da yakın bir takipte. Bu olayın tabii birçok boyutu var. Bunların hazırlıkları içerisindeyiz. Ve bunlarla birlikte hem parlamento hem parlamento dışı bütün adımlar bu noktada atılmış olacak."

Kaynak: Al Jazeera

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Buz tutan göl üzerinde çay ve kızak keyfi
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu