Üretimde kölelik dönemi bitmeli!

Üretimde kölelik dönemi bitmeli!


Başbakan Yardımcısı Babacan, "Türkiye için artık ihracatta, üretimde kölelik dönemi bitmeli, efendilik dönemi başlamalı" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye için artık ihracatta, üretimde "kölelik döneminin" bitmesi, "efendilik döneminin" başlaması gerektiğini belirterek, "Efendilik nedir? Kendi markanızı, kendi ürününüzü, kendi teknolojinizi, kendi katma değerinizi yansıttığınız ürünleri üretiyor olmak. İşte bu dönüşü sağladığımız anda Türkiye’nin ihracatının niteliği de ürettiği katma değeri de artacaktır" dedi. 

Babacan, Hazine Müsteşarlığı ile Dünya Bankasınca, Ramada Otel'de düzenlenen "Yüksek Gelir Statüsüne Geçişte Dış Ticaretin Rolü" Türkiye Ülke Ekonomik Raporu’nun tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, raporun hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. 

Raporun konusunun Türkiye için son derece önemli olduğunu vurgulayan Babacan, Türkiye’nin 2002 yılında Dünya Bankasının 4 gelir sınıflamasına göre alt-orta gelir sınıflamasında olduğunu hatırlattı. 

Türkiye’nin şu anda ise üst-orta gelir sınıfında olduğunu belirten Babacan, bunun da üst sınırına yakın olunduğunu ifade etti. "Dolayısıyla milli gelirimiz 2 bin-2 bin 500 dolar daha arttığında artık resmen yüksek gelir sınıfına girmiş olacağız" diyen Babacan, bunun kendiliğinden olmayacağını, çok çalışmak gerektiğini kaydetti.

Son 30 yılda dünya ticaretinde çok ciddi bir artış olduğunu ancak küresel kriz dönemlerinde ciddi sıkıntıların yaşandığını belirten Babacan, bu dönemlerde yaşanan düşüşler sonrasında ciddi bir toparlanma olmadığını bildirdi. 

Bunun da küresel ekonominin hala toparlanamadığını gösterdiğini dile getiren Babacan, toparlanmanın ABD’de daha hızlı, Avrupa’da daha yavaş olduğunu, gelişmekte olan ülkelerde ise büyüme hızlarının artık daha yavaş seyrettiğini söyledi.

Babacan, Çin’de artık yüzde 9-10’luk büyüme oranlarının görülmeyeceğini belirterek, 2009 krizi öncesi ve sonrasında ekonomi politikalarında çok ciddi değişikliklerin olduğunu ve yeni döneme adaptasyon sürecinin yaşandığını kaydetti. 

Avrupa Birliği’ndeki (AB) toparlanmanın ise Türkiye’nin ihracatına çok büyük katkı sağladığını aktaran Babacan, "Biz de G-20 toplantıları başta olmak üzere pek çok ortamda Avrupalı dostlarımıza uyarılarda bulunuyoruz. Aman diyoruz, reform süreci önemli. Avrupa Merkez Bankası’nın bol dağıttığı likiditeyle riskler düşmüş durumda ama gerekenleri bugünlerde yapmazsanız, riskler ileride büyüyecek ve başımıza problem olarak gelebilecek diye uyarılarımızı yapıyoruz" diye konuştu.

- "Korumacılık tuzağına düşmemek lazım"

Tüm bu kriz döneminde dünyada korumacılık akımları riski belirdiğini anımsatan Babacan, bunu çok büyük bir tehlike olarak gördüklerini söyledi. 

Türkiye’nin, bunun tam tersine çok sayıda ülkeyle serbest ticaret, vize kolaylaştırma anlaşmaları yaptıklarını anlatan Babacan, dev pazarların birleştiği bu dönemde asla ve asla korumacılık tuzağına düşmemek gerektiğini ifade etti. 

Korumacılığa ülke ve sektör bazında bakıldığında hoş görünebileceğini ama aslında bunun popülizmin bir örneği olduğunu vurgulayan Babacan, böyle dönemlerde asla bu tuzaklara düşmemek gerektiğini bildirdi. 

- "Kölelik dönemi bitmeli, efendilik dönemi başlamalı"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’de son 12 yılda ihracattaki artışın çok kayda değer olduğunu belirterek, şunları kaydetti: 

"Ancak ihracatımızın sadece rakamı değil, bundan sonra niteliği çok önemli olacak. Ar-Ge, inovasyon, markalaşma… Bunlar çok önemli konular. Geçenlerde Çinli bir üst düzey yöneticiden öğrendiğim tabiri sizlerle paylaşmak istiyorum. Onlar kendileri için bunu kullanıyorlar. Türkiye için de aslında artık ihracatta, üretimde kölelik dönemi bitmeli, artık efendilik dönemi başlamalı. Kölelik dönemiyle neyi ifade ediyoruz? Kölelik dönemi dediğimiz, başkasının reçetesiyle başkasının ürünün çok ciddi bir rekabet ortamında üretip, ihraç etmeye çalışmak. Yani fason üretim, başkasının malını sizin üretiyor olmanız. Efendilik nedir? Kendi markanızı, kendi ürününüzü, kendi teknolojinizi, kendi katma değerinizi yansıttığınız ürünleri üretiyor olmak. İşte bu dönüşü sağladığımız anda Türkiye’nin ihracatının niteliği de ürettiği katma değeri de artacaktır ve Türkiye’nin en önemli makroekonomik sorunlarından biri olan cari açıkla ilgili sorunlarımız da azalacaktır." 

Bunu sağlamak için de çok önemli çalışmalar yapmak gerektiğinin altını çizen Babacan, hem Kalkınma Planı’nın hem de Orta Vadeli Program'ın odak noktasının da bu konular olduğunu söyledi. 

- İhracat ve Ar-Ge destekleriyle ilgili yeni çalışma

Babacan, ihracat destekleriyle ilgili başlatılan yeni bir çalışma olduğunu belirterek, bu konu üzerinde teknik çalışmaların yapıldığını bildirdi. 

Öte yandan, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda (EKK) arka arkaya 3 hafta Ar-Ge desteklerini ele aldıklarını anlatan Babacan, "Bu konuda da çalışmalar önemli bir noktaya geldi. Önümüzdeki bir ay içinde yapacağımız başka bir EKK’da tüm bu Ar-Ge desteklerimizin konsolidasyonu, etkinleştirilmesi ve yeni Ar-Ge destekleriyle ilgili de bu çalışmayı ilerletmek istiyoruz ki hedeflerimize ulaşabilelim" dedi. 

- "Babam, 'Denizli’de 1 kilo, 900 gramdır. 1 metre de 90 santimdir' derdi"

Şimdiye kadarki dönemde ihracatın artışının, kalitenin de artışıyla beraber olduğuna işaret eden Babacan, Türkiye’nin artık çok kaliteli mal üretmeyi öğrendiğini söyledi. 

Ortaokul yıllarında, 1980’lerde Denizli’ye, Gaziantep’e, Bursa’ya, İstanbul’a alışverişe gittiklerini anımsatan Babacan, o dönemde Bursa ve İstanbul üretiminin daha kaliteli ama Denizli ile Gaziantep’te üretilen ürünlerin pek iyi olmadığını ifade etti. 

O yıllarda, buralardan aldıkları ürünlerin ölçüsünün, belirtildiği gibi çıkmadığını anlatan Babacan, "Hatta babam, 'Oğlum bu Denizli’de 1 kilo, 900 gramdır. 1 metre de 90 santimdir. Aman ona göre dikkatli alışveriş edelim' derdi ama çok şükür bugün Denizli ve Gaziantep artık dünya standartlarında üretim yapıyor. Bu kaliteyi artıran ihracat oldu. İhracat Anadolu’ya yaygınlaştıkça, kalite de arttı" diye konuştu. 

- "Türkiye üretim, yatırım ve ihracatla büyüyecek"

Babacan, önümüzdeki dönemin, Türkiye’nin üretim, yatırım ve ihracatla büyüyeceği bir dönem olacağını vurgulayarak, ithalata dayalı tüketimin ise Türkiye ekonomisi için en büyük risk olduğunu söyledi. 

Geçen yıl alınan tedbirlerin sonuçlarını gördüklerini aktaran Babacan, "Bu yıl büyümemiz iyi olsun, yüzde 4’lük hedefimize ulaşalım istiyoruz ama nasıl ulaşalım diyoruz? 'İhracatla ulaşalım' diyoruz. Yani bu yüzde 4’lük hedefimizi tutturacaksak, ihracatımızın gerçekten çok yüksek bir performans göstermesi gerekiyor. Aksi halde iç tüketimle olan büyümeye sırtımızı dayadığımız anda karşımıza büyük bir cari açık çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Üretip ihraç etmedikçe, içeride tüketip hazır yeme gibi bir modelle büyümeyi önümüzdeki dönemde istemediklerini belirten Babacan, "Dolayısıyla bir tüketim, bir israf ekonomisi değil bir verim, üretim, ihracat ekonomisi olmak zorundayız" dedi. 

- "Kurumlarımız özgürce, gerektiğinde, gerekli adımları attığı zaman bunların hepsini aşarız"

Dünyadaki genel tablonun da bu modeli desteklemeye uygun şartları şu an önümüze koyduğunu belirten Babacan, ABD Merkez Bankası’nın (FED) önümüzdeki dönemde para politikalarında daha sıkılaştırmaya gideceğini bildirdi. 

FED’in şu ana kadar likiditeyi düşürdüğünü ancak bundan sonra faiz artırımına başlayacağını belirten Babacan, şöyle konuştu: 

"Bunun zamanlaması tam belli değil sadece. Şunu unutmayalım ki bu faiz artışı, işler düzeldiği için, Amerikan ekonomisi toparlandığı için oluyor. Burada hiç endişeye kapılmamamız lazım. Burada bir numaralı kurumumuz Merkez Bankası’dır. Arkasından Hazine, BDDK gelir. Makroekonomik konularda ve finansal istikrar konularında sorumlu kurumlarımız belli. Bu kurumlarımız özgürce, gerektiğinde, gerekli adımları attığı zaman biz bunların hepsini aşarız."

Önümüzdeki dönemin, Türkiye için iyi bir dönem olacağını belirten Babacan, ekonominin yanında demokrasi, hukuk, temel hak ve özgürlükler alanlarında atılan adımların da önemli olduğunu ifade etti. 

Bu alanlarda da Türkiye'nin ilerlemeye devam edeceğini anlatan Babacan, "Yargıya güven olmaz, Türkiye'de hukuki güvenlik olmazsa, Türkiye'nin hem kendi iş dünyasından hem de uluslararası iş dünyasından yatırım çekmesi çok çok zor olacaktır" dedi. 

Babacan, eğitimin de diğer bir önemli alan olduğunu vurgulayarak, genç neslin eğitimine daha fazla önem vereceklerini kaydetti.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Terörseviciler yine işbaşında!.
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Somali'de bombalı saldırı: 11 ölü

Hava Durumu

12°
Detaylı Hava Raporu