Kürtlerin özerklik planının içeriğinde ne var?

Kürtlerin özerklik planının içeriğinde ne var?


Dün Taraf ve Radikal gazetelerinde ‘Kürtlerin özerklik planı’ başlığıyla yer alan haberler ‘özerklik’ söylemini tartışmaya açtı. ‘Özerkliğin yol haritası’ olarak verilen bu haberlerin ne ifade ettiğini ve ‘özerklik’ söyleminin içeriğini BDP Genel Başkan Yardımcısı Demir Çelik, RS FM’de anlattı.

30 Mart yerel seçimleri sırasında ‘demokratik özerkliği inşa edeceğiz’ söylemlerine sıklıkla yer veren BDP, seçimlerden belediye sayısını 102’ye yükselterek çıkmıştı. Dün ise Taraf ve Radikal gazetelerinde BDP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Demir Çelik’in ‘demokratik özerkliğe’ ilişkin söylemleri yer buldu. Peki, ‘demokratik özerklik’ ile nasıl bir sistem hedefleniyor, sıradaki adım ne olacak?

“Atilla Güner’le Akşam Postası”na konuk olan BDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Muş Milletvekili Demir Çelik anlattı.

“MEVCUT SINIRLAR ÜZERİNDEN ‘DEMOKRATİK ORTAK VATAN’”

Türkiye’nin büyük nüfusunun tek merkezden yönetilmesinin hem toplumsal ihtiyaçların zamanından önce, az maliyet ve yüksek fayda ile karşılanması koşulunu yaratmadığını, hem de merkezi sistemde ısrar etmenin demokratik olmadığını söyleyen Çelik; birçok kimlik, inanç ve kültürün de kendini özgür ve mutlu hissedemeyeceği ötekileştirme politikalarına tabi tutulduğunu ifade etti. Çelik, demokratik özerkliği hem dünyadaki, hem Türkiye’deki gelişmelerin, hem de Kürtlerin kendi statüsünün talep ettiğini belirtti. Çelik, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yüzden biz yeni sınırlar olmaksızın, yeni devlet ve devletçilik ihtiyaçları olmaksızın, mevcut sınırlar esası üzerinden ‘demokratik ortak vatan’ olarak ifade ettiğimiz 780 bin kilometrekarelik Türkiye'de, bölgesel yönetimlerin olması gerektiğini savunuyoruz. Savunduğumuz şey, düşünceden ibaret. Bölgesel yönetimler, Türkiye'nin bölünüp parçalanması, içinden birkaç tane devletin çıkarılması değil. ‘Demokratik ortak vatan’ dediğimiz, Ankara'da hepimizin eşit haklarla bağlı kalacağımız bölgesel bir yönetimin olması. Bu bölgesel yönetimler, anayasada yerini bulan ama kendi yasama faaliyetini yürütebilen ve yasama faaliyeti üzerinden turizm, kültür, eğitim, sağlık, sosyal politikalarını yürüten bölgesel yönetimler olmalı.”

“REDDETMENİN BEDELİNİ FAZLASIYLA ÖDEDİK”

Türkiye’nin bahsedilen idari yapıyla bir yüzyılını kurtardığını ifade eden Çelik, böylesi bir idari yapılanmanın yanı sıra toplumun gerçekleri olduğuna da dikkat çekti ve “Toplum çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı canlı bir organizma gibidir ve ihtiyaçları her zaman çeşitlenebilir. Bu ihtiyaçların temelde karşılanması mı esastır yoksa reddederek direnç göstermek mi? Direnç göstermenin, karşı çıkmanın, reddetmenin bedelini fazlasıyla ödedik”dedi.

“BÖLGE PROJELERİNE ORADA YAŞAYAN HALK KARAR VERMELİ”

Şu anda Sinop'ta nükleer santral yapıldığını anımsatan Çelik, “Buna acaba orada yaşayanlar mı karar verdi yoksa Ankara'da oturan bürokratlar mı? Oradaki halkın iradesi ve duyarlılığı, şehrin bitki çeşitliliği ve hayvan çeşitliliği nerede kaldı? Biz diyoruz ki; Karadeniz, yeşiliyle, ormanıyla, deresiyle kendi özgünlüğünü nasıl kullanacağına, nasıl yöneteceğine kendisi karar versin. Şu anda Karadeniz'de 600 civarında hidroelektrik santral yapılıyor. Köylüye, halka danışılmıyor. Senelerce orada yaşayan insanların bu günlere taşıdığı değerleri, bir kısım çıkar odaklarına hizmet etmek için yıkıp yakmaya ne hakları var?”ifadelerini kullandı. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler doğan, olan ne var ise bitirdik. Bitirdiklerimizle yetinmedik, coğrafyamıza kurduğumuz barajlar ve hidroelektrik santralleri ile insanları göç etmeye zorladık ve İstanbul'a yığdık. Bu sefer de trafik sorunu var, eğitim sorunu var, sağlık sorunu var, hava kirliliği var, çevre kirliliği var. Biz herkesin, yaşadığı yerde eğitiminin nasıl olacağına, sağlık sorunlarının nasıl çözülebileceğine ya da üretim alanlarının nasıl sağlanabileceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini düşünüyoruz.”

“TÜRKİYE'NİN BİR ARADA VE BARIŞ İÇERİSİNDE YAŞAMASININ PROJESİ”

Daha önce yaptığı açıklamalarında BDP’nin hedeflediği modele göre Türkiye’de 25 civarında bölgesel yönetim olması gerektiğini belirten Çelik, 25 bölgesel yönetimden bahsedilmesini şu sözlerle açıkladı: “Bizim 25 dememizin sebebi, Türkiye'nin bölünmesi ve parçalanması değil; aksine Türkiye'nin demokratikleşmesi projesi. Asıl olarak önemsediğimiz, ülkede çok sayıda insanın iktidar dışı kalmış olması, mağduriyet yaşıyor olması, mazlum ve haklı talep sahibi olması. Bizim isteğimiz, kişiler ve kesimlerden çok, 70 milyon civarındaki insanın, tüm ezilenlerin, yoksulların, emekçilerin, yönetim dışı kalmış, ötekileştirilmiş, Kürt’ün, Türk’ün, Arap’ın, Çerkez’in, Laz’ın ama aynı zamanda Alevi’nin, Sünni’nin ve tümünün demokratik ortak vatanda, eşit özgür vatandaş olma temelini sağlayan siyasal bir formülasyon. Biz bunun, Türkiye'nin tümünün bir arada barış içerisinde yaşamasının projesi olduğunu söylüyoruz. Bu da sadece bizim ortaya çıkardığımız bir durum değil. Bu, dünyanın gelmiş olduğu noktadır.”

Kaynak: rsfmradio.com

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Soylu'dan Dünya İnsan Hakları Günü mesajı
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

12°
Detaylı Hava Raporu