İNSANLIĞIN KAYBETTİĞİ YER: KUSAYR

İNSANLIĞIN KAYBETTİĞİ YER: KUSAYR


Bu mektup size gönderildi... Yaralıların çoğu yarası ağır olduğu için değil, tıbbi imkansızlıktan müdahale edilemediği içinı hayatını kaybetti. Biz, tek isteği biraz su olan bir çocuğun son isteğini bile yerine getiremedik.

Al-Kusayr Hastanesi yöneticisi Doktor Kasım el-Zein, Humus’ta Hizbulesed teröristlerinin ve rejim güçlerinin işlediği korkunç suçları anlatıyor.

Suriye rejiminin ve Hizbulesed’ın cehenneme devam eden yolculuğu...

En kötü günlerimiz 19 Mayıs 2013 tarihinde, rejim güçlerinin ve Hizbulesed’ın en barbarca saldırdığı ve gün geçtikçe şiddetlenen,hayatı felç eden ablukanın başladığı tarih. 
Rejim havadan ve karadan her şekilde saldırdı. Parça tesirli bombalar, termobarik bombalar, kimyasal silahlar, tanklar, havan topları, füzeler ve dahası...
Hergün şehid olanlar, sakatlananlar ve yaralananlar… Yaklaşık 1300 kişi ciddi yaralar aldı ve 300 ev, bina yok edildi. 

İnsanların üzerindeki yük çok ağırdı. Hergün yaklaşan katliam söylentileri ve rejimin fiziksel olarak uyguladığı savaş kadar etkili olan psikolojik savaş. Sürekli devam eden tükenmişlik ve kayıplar çok yorucuydu. Rejimin ve Hizbulesed’ın katliamları ve yıkımları her geçen gün çoğalıyordu.

Dünya bizden yüz çevirdi. 
Kusayr’dan çekilme trajik ve üzücü fakat daha fazla kan akmasını önlemek için gerekli bir adımdı. Sivillerin, yaralıların ve muhaliflerin bölgeden tahliyesi ölüm ve acıyla başladı. 

4 Haziran gecesi Buwayda ilçesine gittik.  Hizbulesed teröristleri ve rejim güçleri el- Kusayr’ı temizlemek için gelmişti.  Öldürmek, yağmalamak ve çalıp çırpmak için...

Onlar el- Kusayr düştü diyorlar. Doğrusu, insanlık düştü.

5 Haziran gecesi, el- Kusayr göçü, biz güvenliğe doğru yolculuğa çıkarken başladı. Güvenlik mi ölüm mü bilinmez. Omuzlarımızda yüzlerce yaralı, gece karanlığında, sessizce dua ederek, altı saatten daha uzun bir süre bombalar altında yürüdük. 

Al- Fatha’ya geçmek istedik, fakat gözetleniyorduk. Sıcak yaz gecesini açık alandaki meyve bahçelerinde, yerde uyuyarak geçirdik. 
Bir sonraki gün güneş doğduğunda henüz uyuyorduk ki, tank, bomba ve diğer silahların saldırısına uğradık. Yanımızda sivil, yaralı, yaşlı, kadın, çocuk ve bizi koruyan kahramanlarımız muhalifler ile beraber 15000’den fazla kişiydik.

Çatışmalar gün boyu sürdü. Sekiz kişi savaşırken öldü, yanımızdaki yedi yaralı tıbbı destek olmadığı için hayatını kaybetti. 

Bu çatışma sonrası yiyecek ve su aramak için yeniden ilerlemeye başladk. Fakat biz yürüdükçe şiddetlenen açlığımız ve susuzluğumuzla bu arayış hüsranla sonuçlandı

Bir sonraki gün, yolculuğumuzun ikinci günü, saldırılar farklı yönlerden devam etti. Şiddetli çatışmalarda kahramanlarımız bizi korudu. 
Onyedi kişi şehid oldu. Yaralıların çoğu yarası ağır olduğu için değil, tıbbi imkansızlıktan müdahale edemediğimiz için
hayatını kaybetti. Biz, tek isteği biraz su olan bir çocuğun son isteğini bile yerine getiremedik. 

Rejim güçlerinin ve Hizbulesed’ın saldırılarının ardından, daha çok yaralı bırakarak devam ettik. 

Akşam olunca, ölüm yürüyüşümüz yine başladı. Aramızdaki yürüyebilen yaralılar, yürüyemeyecek olanlara yardım ediyordu. Onlar grubun başındaydı. Al-Fatha’ya varmak üzereydik ki, rejim güçleri ve Hizbulesed militanları tank ve ateşle bize saldırdı.

Bize saldıranlar, kadın, çocuk ve yaşlı ayırmadığından insanlar savrulmaya başladı. Ağır yaralılarla onları taşıyan yarası hafif olanlar bu saldırıda birlikte öldürüldü. Hala bu saldırılarda kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. 

Bu bir insanlık suçudur. İnsanlar çığlık atıyordu. Bazıları da açlıktan ve susuzluktan ölmek ile bombardıman ve havasaldırısından dolayı ölmek arasında bir seçim yapmaları gerektiğine inanarak bağırıyordu : 
“Zillettense Ölüm!”

Bizi koruyacak az sayıda hafif silahımız kalmışken, Allah’ın yardımı ve cesaret ile silahlanan kahramanlarımız al-Fatha girişinde bir rejim tankı imha etti ve biz köye ulaştırdı.
Bundan sonra,yaralı olanlar ve onlara yolculuğa devam etmeleri, yiyecek ve su bulmaları için eşlik edenlerden oluşan 150 kişilik gruba engel olmak için rejim güçleri yeni tanklarla geldi. 
O gün arkamızda kalan grupta ölenler arasında Ammar’ın annesi ve onun kızı vardı. Birçok kişi yaralanmıştı. 

Biz tüm dünyadaki insani yardım kuruluşlarına ulaşmaya çalıştık ama ne fayda. 
Allah tek başına bize yeter.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu