Kucaklamak zorundayız

Kucaklamak zorundayız


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bugün geldiğimiz nokta, sağ sol olayı olmanın ötesinde bir noktaya geldik biz. Cumhuriyet, demokrasi bunlar tartışılır hale geldi. Toplumun Cumhuriyetten yana, demokrasiden, seküler sistemden, kadın erkek eşitliğinden yana, bütün güçlerini kucaklamak zorundayız" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bugün geldiğimiz nokta, sağ sol olayı olmanın ötesinde bir noktaya geldik biz. Cumhuriyet, demokrasi bunlar tartışılır hale geldi. Toplumun Cumhuriyetten yana, demokrasiden, seküler sistemden, kadın erkek eşitliğinden yana, bütün güçlerini kucaklamak zorundayız" dedi. 

Kılıçdaroğlu, genel merkezde yapılan Parti Meclisi (PM) toplantısında, seçimlerden sonra PM'yi topladıklarını ve değerlendirme yapacaklarını belirterek, eksiklikleri ve artılarını, onları özgürce tartışacaklarını söyledi. 

Hukuk devleti kavramı üzerinde herzamankinden daha fazla durmak zorunda olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, hukuku egemen kılmanın, toplumu güvence altına almak olduğunu belirtti.

26 Mart 1994 tarihinde iki savaş uçağının 38 köylüyü öldürdüğünü, 13 kişinin de yaralandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, o dönem araştırma yapıldığını ancak olayı kimin gerçekleştirdiği konusunda sonuç alınamadığını kaydetti. 

2008 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün "Oraya iki askeri uçak gitti ve Şırnak'ın Kuşkonar ve Koçarlı köylerinde 38 yurttaşı öldürdü" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, bu davanın 2014 yılının Mart ayında zaman aşımına uğradığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Kendi ülkesinde kendi insanını öldüren bir anlayıştan hesap sormadık. Neden? Hani demokrasiden, insan haklarından söz ediyorduk, ne oldu da bu dava zaman aşımına uğradı. İki arkadaşımız, 'bu tür olaylarda zaman aşımı olmasın' diye kanun teklifi verdi. Ama o teklif AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. AİHM rekor bir ceza ile Türkiye'yi cezalandırdı. 2 milyon 305 bin avro. Gerçi sıfırlandıktan sonra arta kalan 30 milyon avroya göre çok düşük bir rakam ama tüyü bitmemiş yetimin hakkının bu şekliyle harcanmasını doğru bulmadığımızı da ifade etmek isterim."  

-MİT Yasası

Dün Parlamento'da MİT Yasası'nda önemli değişiklikler yapan teklifin kanunlaştığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu yasanın 12 Eylül sonrası hazırlanan ve uygulamaya konan bir yasa olduğunu anımsattı.

O dönemin herkesin belleklerinde olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "O döneme uygun hazırlanan bir yasaydı ama yetersiz görünüyordu bu hükümet tarafından. İçerde ve dışarda sıkışan hükümet, içerde farklı anlayışların içine girmeye başladı. İnsanlar konuşmasın, seslerini çıkarmasınlar... 12 Eylül askeri darbenin yapamadığını, şimdi halkın oylarıyla gelmiş bir siyasal iktidar yapıyor, darbecilerden daha ağır bir istihbarat devleti oluşturuyorlar" diye konuştu.  

'Darbenin tortularını ortadan kaldıralım' derken, daha ağır yaptırımların Türkiye'nin gündemine geldiğini savunan Kılıçdaroğlu, teklifin Bakanlar Kurulu'nda konuşulmadan, AK Partili iki milletvekilinin teklifi ve bir "oldu bitti" içinde Parlamento'dan geçirildiğini ileri sürdü.

Yapılan düzenleme ile MİT'e yurt içinde ve dışında operasyon yapma yetkisi verildiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Ne demek bu? Yani adam öldürme yetkisi veriyoruz. Yeni Yeşil'ler çıkacak. Her türlü silah verilecek ve 'buyur git sen operasyonu yap' denilecek. Bugüne kadar MİT'e böyle bir yetki verilmemişti, yetkiler olağanüstü arttırıldı, tam bir istihbarat devleti, tam bir hukuksuzluk. Fişleme yetkisi, yapıyorlardı yasa dışıydı şimdi yasal olarak dinleme yetkisi almaya başladılar. Bir ülkenin insanları fişleniyorsa demokrasi yok demektir, 'kendisiyle ilgisi olmayan soruşturma dosyalarına müdahale yetkisi.' Yapılan düzenlemeyle artık hiç bir soruşturma MİT için gizli değil. Neden? 17 Aralık operasyonunu örtme girişimi mi acaba bunlar? Buna izin veremeyeceğiz. Yargı kararı olmaksızın bütün kuruluşlardan her türlü bilgiyi alacaksın, ticari sır bitti. Yabancı sermaye niye gelecek Türkiye'ye? Burası bir hukuk devleti mi başka bir ülkemi? Demokrasi için ağır bedeller ödemiş bir Türkiye Cumhuriyeti'nin önüne böyle bir yasa getirilmesi başlı başına bir ayıptır." 

Yasada MİT'i denetleyecek hiç bir mekanizma da olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, baskıcı rejimlerin dünyanın hiçbir ülkesinde başarıya ulaşamadığını, Türkiye'de de ulaşmasının mümkün olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Öyle bir tablo yaratıldı ki sıradan yurttaş borç batağında, ne olup bittiğini yeterince sorgulayamıyor. Aybaşını nasıl getireceği ve akşam eve nasıl gideceğini düşünüyor" değerlendirmesini yaptı. 

-"Osmanlının medreseleri daha cesurdu" 

Anayasaya aykırılığı denetleyen Anayasa Mahkemesi'nin milli olmamakla suçlandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, böyle bir tablo içinde en büyük görevin CHP'lilere düştüğünü söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Madem ki 'bu ülkeye çok partili yaşamı, demokrasiyi getirdik' diye övünüyoruz, ayaklarımızın altından kayan demokrasiyi yeniden inşa etmek için mücadele edeceğiz" açıklamasını yaptı.  

Demokrasiyi güçlendirmenin her yurttaşın, özellikle de CHP'lilerin görevi olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, üniversiteleri eleştirdi. 

Üniversitelerin tüm olup bitenler karşısında sessizliğini koruduğunu, tek bir açıklama dahi yapmadığını savunan Kılıçdaroğlu, "Bu üniversiteleri affetmek mümkün değil. Bu üniversiteler şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacak. Anayasa Mahkemesi'nin yaptığı bir iptal kararına karşılık, en ağır siyasal saldırıya muhatap olması karşısında hukuk fakültelerinin en azından 'burada Anayasaya aykırılık var' diye masum bir sözcüğü dahi dillendirmekten korkuyorlar. Emin olun Osmanlının medreseleri daha cesurdu. Tabelalarındaki üniversiteyi kaldırsınlar" dedi. 

Toplumun bütün gözünün "CHP ne yapacak" diye kendilerinin üstünde olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, her türlü mücadeleyi yapacaklarını söyledi.

Bu düzenlemelere onay veren AK Parti milletvekillerine de seslenmek istediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bu milletvekillerinin çocuklarına çok ağır bir miras bıraktığını ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "İlerde sizin çocuklarınız, 'benim babam totaliter demokrasinin gelmesi konusunda Parlamento'da el kaldırdı, ben onun çoçuğuyum' diyemeyecektir" ifadesini kullandı. 

-"Arka arkaya kapanacaklar"

Bu tablonun vahim bir tablo olduğunu değerlendiren Kılıçdaroğlu, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve meslek kuruluşlarının da tabanlarına güven vermedikleri için bir süre sonra arka arkaya kapanacaklarını iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"İşçinin parasıyla gazeteye ilan veren sendika, altına lüks araçlar alıp eğlenen sendika liderleri... Demokrasinin bittiği gün siz zaten biteceksiniz, şimdi konuşmuyorsunuz, bundan sonra zaten hiç konuşamayacaksınız. İşveren kuruluşlarının tepe örgütü var, TOBB. Hukukun üstünlüğünü daha savunmaktan aciz hale gelmiş durumda, ticari sır kavramı elinizden alınıyor, neden konuşmuyorsunuz. Bilançolarınıza her türlü müdahale yapılıyor. Neden konuşmuyorsunuz? Siz çocuklarınıza neyi anlatacaksınız? Geldiğimiz noktaya baksınlar, tarihin hiç bir döneminde bu kadar yalnızlaşan bir Türkiye hiç olmadı. Kim Türkiye lehine bir cümle kullanabiliyor, hiç kimse. Böyle bir Türkiye'yi mi biz çocuklarımıza bırakacaktık. AB'yi biz bir çağdaşlaşma projesi olarak gördük, 1963'te büyük umutlarla Ankara Antlaşması'nı imzaladık, bugün AB yetkilileri 'sizde hukuk, adalet yok, siz bizim standartlarımıza uymuyorsunuz' diyorlar. Ahlaksızlık diz boyu, neden sizi uygar toplumlarla aynı kefeye koysunlar? Süreç iyi bir süreç değil, baskıyla susturmak istiyorlar, baskıyla toplumlar susturulamaz. Bu konuda bize büyük görevler düşüyor."

Daha fazla çalışacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan da umutsuzluğa kapılmamasını istedi.

Türkiye'nin büyük bir ülke olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Türkiye kendi coğrafyasında saygın bir ülkedir. Bir iktadarın yasaları değiştirmesi bizi umutsuzluğa sürüklememelidir. Biz birikimimizle, tarihimizle, öngörümüzle bu sorunları aşabiliriz, tek amacımız bu sorunları hukuk, demokrasi içinde aşmak. Herkesin kazanacağı, huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye'yi kurmak mümkündür, bunu biz yapacağız. Yapmadığımız takdirde, çocuklarımıza hesap veremeyiz" diye konuştu. 

-"Ökkeş de fişlenecek..."

Hiç bir ayrım yapmaksızın bütün yurttaşları kucaklamaları gerektiğini de vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Zaman zaman şu eleştiriler geliyor; 'CHP sağa mı kayıyor?' diye. Bugün geldiğimiz nokta, sağ sol olayı olmanın ötesinde bir noktaya geldik biz. Cumhuriyet, demokrasi bunlar tartışılır hale geldi. Toplumun Cumhuriyetten yana, demokrasiden, seküler sistemden, kadın erkek eşitliğinden yana, bütün güçlerini kucaklamak zorundayız. İşçi de olur, esnaf da memur da sanayici de olur. Toplumun geleceğinden endişe duyan bütün güçlerini, bütün bireylerini kucaklamak zorundayız. Demokrasi gidiyor, başka işlerle uğraşıyoruz. Yarın hepinizin fişlendiğini göreceksiniz. Bir gazetemiz CHP milletvekillerinin nasıl fişlendiğine dair belgeleri yayınladı, üstelik bu yasa daha yokken. Suçtu, şimdi onları yasal hale getirdiler. Erzurum'da kahvede oturan Mehmet Efendi de fişlenecek. Kayseri'de kahvehanede oturan Adem'de fişlenecek, Kahramanmaraş'ta kahvede oturan Ökkeş de fişlenecek. Bir fişlenme dönemi. Bu süreci başlattılar. Bunu aşmak zorundayız. Gücümüzle, birikimmizle aşmak zorundayız."

Toplantı daha sonra basına kapalı devam etti.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
İstanbul'da şiddetli patlama!
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu