Bekleme salonundaki Almanlar

Bekleme salonundaki Almanlar


Hitler zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınanlar arasında Ernst Reuter de bulunuyordu. Magdeburg Belediye Başkanı’yken Türkiye’ye gelen Reuter, şehirleşmeye katkıda bulundu. Reiner Möckelmann’ın kaleminden çıkan “İkinci Vatan Türkiye” Reuter’in Ankara yıllarını konu alıyor.

Mecelle'nin büyük mimarı Cevdet Paşa, “Şayet” demişti, Avrupa bir ihtilalle alt üst olursa namuslu insanların sığınacağı tek ada Devlet-i Aliyye'dir”. Hiç kuşkusuz Cevdet Paşa'nın Osmanlı İmparatorluğu'nun insan merkezli politikasını tarif ederken “namuslu insanların sığınacağı” tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade etmesi, büyük bir tarihî birikimden kaynaklanıyordu.


Öyle ki, 1850 yılında Sultan Abdülmecid zamanında çıkarılan bir madalyon, bu tarihî ve kültürel misyonu açıkça ortaya koyuyor: Üzerinde azgın dalgaların dövdüğü ve bir Osmanlı kalesinin tasvir edildiği bu madalyonun kenarında, “mazlumların korunması” yazıyordu.


1845 yılında İrlanda'da başlayan ve yaklaşık bir milyon insanın hastalanmasına, göç etmesine hatta ölümüne yol açan büyük kıtlık karşısında Sultan Abdülmecid, 1857 yılında gemilerle İrlanda'ya buğday göndermiş; Sultan Abdülmecid'e mektup göndererek teşekkür eden İrlanda halkı ise, Drogheda şehrinin logosuna “Ayyıldız” ekleyerek şükranlarını belirtmişlerdi.


SEÇKİN KAFİLE
Türkiye, tarihî sorumluğunu Cumhuriyet devrinde de yerine getirmekten çekinmemiş; Hitler'in iktidara gelmesinin ardından ülkelerinde rahat nefes almakta zorlanan seçkin Alman entelektüellerine de kapılarını açmıştı.


Savaştan henüz çıkmış ve demokratik kurumsal altyapısını tamamlamaya çalışan bir devletin yeni başkentine gelenler arasında kimler yoktur ki?.. Ekonomist Fritiz Neumark, Erna Hirsch, P. Schwartz, Bruno Taut, Martin Wagner, opera ve tiyatro yönetmeni Carl Ebert, müzik teorisyeni Paul Hindemith, E. Praetorius, piyanist Ernst Zuckmayer... Mimar, üniversite hocası, doktor, sanatçı, ziraat uzmanı pek çok isim Ankara'ya sığınmış, hem kendilerine hem de Yeni Türkiye'ye yenice yaşam alanı açılmıştı.


Bu seçkin Alman kafilesi içinde dikkate değer isimlerden biri de Ernst Reuter'den başkası değildi. Magdeburg Belediye Başkanı'yken, Hitler'in iktidara gelmesinin hemen ardından modern Türkiye'ye iltica etmek zorunda kalan Reuter, seçkin kafilenin renkli simalarından biriydi ve Ankara'ya, Türkiye'nin önemli kurumlarına çok ciddi hizmetleri olmuştu.


Ankara yönetimi bu zorunlu iltica karşısında tarihî misyonunu yerine getirmesiyle Alman bilim ve sanat adamları, Türkiye'nin kurumlarının teşekkülünde ve Ankara'nın şehirleşmesine katkıda bulunmuştu.


FIRTINALI HAYAT
Almanya'nın eski diplomatlarından Reiner Möckelmann'ın, Ernst Reuter'in çalkantılı hayatını İkinci Vatan Türkiye: Ernst Reuter'ın Ankara Yılları ismiyle kitaplaştırdığı çalışmasında, modern Türkiye'nin başlangıç yıllarında yaşanan olayları Reuter'in anılarından, notlarından ve mektuplarından yola çıkarak anlatıyor. İkinci Vatan Türkiye, Ernst Reuter'in fırtınalı hayatını ve İkinci Dünya Savaşı'ndan ağır bir yenilgiyle çıkan Almanya'nın nasıl yenilendiğini de çarpıcı bir şekilde açıklıyor.
Hiç kuşkusuz İkinci Vatan Türkiye, zorunlu sebeplerle ülkesinden ayrılan, ancak ikinci vatanında da mutlu olan bir vatanseverin karamsarlığa kapılmadan geleceğe ümitle bakışını ortaya koyuyor. Ernst Reuter, Türk hükümetinin Alman bilim ve sanat adamlarına Türk vatandaşlığı teklifinde bulunduğunu belirtiyor, ancak bunu kabul etmemesini şöyle ifade ediyordu: “Bize sık sık Türk vatandaşlığını kabullenmemezin nedeni, günün birinde ne olursa olsun ülkemize döneceğimiz inancıydı. Ben yaratıcı gücümü orada kanıtlayabilirdim. Yaşım ve sağlığım kafamdan geçenleri gerçekleştirmeme olanak sağlıyor.”


TÜRKÇE DERSLER VERDİ
1935'te aşağı yukarı 46 yaşlarında iken Ankara'ya gelen Ernst Reuter, İktisat Vekâletinde birer yıllık sözleşme ile çalışmaya başlamış, Ankara Siyasal Bilgiler Okulunda 1938 yılında “Yerel Politika” derslerini Türkçe vermiş ve Ankara'nın şehirleşmesinde etkili olmuş büyük bir entellektüeldi.


Ernst Reuter'in Atatürk Türkiye'sindeki iktisat danışmanlığı ve şehir planlamacılığını dikkate değer bir çalışmayla anlatan İkinci Vatan Türkiye, aynı zamanda Reuter'in mücadeleci kişiliğini, Almanya'nın yeniden nasıl ayağa kaktığını ortaya koyuyor. Reuter'in anıları, mektupları, notları bu eserin kıymetini artırıyor. Genç Cumhuriyet'in gelişim ve değişim çizgisini merek edenlerin başucu kitabı olacağına şüphe etmediğim İkinci Vatan Türkiye, “vatansız” Alman bilim ve sanat adamlarının mücadelelerini anlatıyor.
 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Bursa'da askerler yemekten zehirlendi!
Türkiye
"Öksüz'ün serbest bırakılması" zanlılarından 2'si "ByLock"çu
Dünya
İsrail'den Suriye'ye hava saldırısı

Hava Durumu

32°
Detaylı Hava Raporu