Eşim kucağımda şehit düştü.

Eşim kucağımda şehit düştü.


Ben inancım gereği o gemiye bindim. Biliyordum ki o topraklar işgal edilmiş ve mazlumlar bizi bekliyordu...

Mavi Marmara davasının 3. duruşması sırasında Mavi Marmara yolcularının ifadesi de alınmaya devam ediliyor.

Gemide şehit edilen Çetin Topçuoğlu'nun eşi Mavi Marmara yolcularından Çiğdem Topçuoğlu  anlatıyor:

"Mavi Marmara gemisindeydim. Eşim kucağımda şehit düştü. 
‪Eşim yaralıları taşıyordu ben de yardım ediyordum. Eşimi en son yerde yatıyorken gördüm.‬

Eşime kalp masajı yaptığımda göğsünde patlayan birşeyleri farkettim.Eşim şehid olduktan sonra da yaralılara yardım ettim. Aralarında İsrailli bir asker de vardı

 Eşimi şehit olarak bıraktığım yerde bir kan gölü vardı. O kanın içerisinde Türk bayrağını gördüm.
Bayrağı almamam için kafama dipçikle vurdular. Bayrağı aldım ve göğsüme bastırdım. Öylece kaldım.

Aşdod Limanı'nda koluma girmek isteyen askerleri, eşimi öldürdünüz diyerek reddettim.Sorgu odasına iki İsrailli asker gelip örtümü çıkarmamı istediler. Çıkarmadım.Devamlı kullanmak zorunda olduğum ilaçlarımı alıp vermediler. Çadırda namaz kılarken askerler ensemden tutup dışarıya attılar. Beni attıkları araç buz gibiydi ve şuurumu kaybetmiş, donmuştum. Arkadaşlar elbiselerini verdiler.

Eşimin kanlı kıyafetleri kucağımda, hücredeki kartona oturdum. Getirdikleri hiç bir şeye dokunmadım, yemedim. Canım o kadar acımıştı ki onlara şunu dedim; Allah size hidayet versin. Filistinlilere yaptıklarınızı aynen siz de yaşayın.Bunu dememle birlikte iki kipalı asker boğazıma sarıldı. Kelime-i şehadet getirmeye başladım. Nasıl bıraktıklarını hatırlamıyorum. 

Bizi taşıdıklarında en önde olmama rağmen en son beni araca bindirdiler. Hapishane aracının içine sıcak hava verdiler. Aracın içini böcekler basmaya başladı.Motive olmak için söylediniz ezgiler bile israillileri korkuttu ve silahlarla kapılara vurdular.Orada askerlik yapan Türkiyeli bir Yahudi, eşiniz gönderildi diyerek beni kandırmaya çalıştı.

Bizi çırılçıplak soyup aramadan geçirdiler. Giysilerimin daha sonra üstüme yapıştığını hissettim.
İHH başkanı Bülent Yıldırım'ı zorla bir yere götürüyorlardı. Arkadaşlarımızı ağır bir şekilde darp ettiler. Bülent Yıldırım dışarı çıktığında anormal bir şekilde sallanıyordu. Nasılsın abi, dediğimizde ben iyi değilim dedi.

Ben inancım gereği o gemiye bindim. Biliyordum ki o topraklar işgal edilmiş ve mazlumlar bizi bekliyordu."

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu