İntihar komandosu yargı mensupları var

İntihar komandosu yargı mensupları var


Başbakan Erdoğan, "Bunların intihar komandosu yargı mensupları var. Dinliyorlar, bir de oralara işi düştüğü zaman kalkıyorlar onları da bir kapıdan alıp, öbür kapıdan bırakıyorlar" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin, Erzurum'da, Gar Meydanı'nda düzenlediği mitingde halka hitap etti.

Erdoğan, konuşmasında, “Maşallah barekallah Erzurum, Dadaşlar diyarı Erzurum, İslam topraklarının kilidi Erzurum. Seni yürekten selamlıyorum Erzurum” diyerek başladı.

“Erzurum bugün tek yürek halinde iradesine sahip çıkıyor, yiğitlerin şehri, mertlerin, dürüstlerin şehri, kahramanları şehri Erzurum, bir kez daha dim dik duruyor” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dadaş, sen burada olduğun müddetçe biiznillah bu ülkeye hiçbir şey olmaz. Dadaş, sen böyle yiğit, böyle mert, böyle yürekli durduğun müddetçe namahrem eli bu ülkeye uzanamaz. Rabbim her birinizden razı olsun. Dadaşın analarından Allah razı olsun. Bizim ablalarımız, birilerinin ablaları gibi değil. Allah yol arkadaşlığımızı, kardeşliğimizi daim etsin. 30 Mart seçimleri, ülkemiz, milletimiz, demorkasimiz, en çok da Erzurum için hayırlara vesile olsun.”

“Erzurum, gerçek gönül insanıyla sahtesini birbirinden ayırır”

Erzurum mitinginin kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Erzurum bizi anlıyor, biz Erzurum’u anlıyoruz. Biz Erzurum’un ne demek istediğini biliyoruz, Erzurum da bizim ne demek istediğimizi biliyor. Erzurum ilim şehridir. Erzurum, gönül şehridir. Erzurum, evliyanın, ulemanın şehri demektir. Bu topraklarda nice aydınlar yetişti. Alvarlı Efe Hazretleri,  Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Solakzade Hazretleri, Hacı Salih Efendi Hazretleri, işte bu şehirden çıktı. Erzurum o muhteşem basireti sayesinde gerçek gönül insanıyla sahtesini birbirinden ayırır. Erzurumlu’nun o şaşmaz feraseti, vatanseverle vatanında fitne çıkaranı birbirinden ayırır. Erzurum, kendi hırsına teslim olanlarla, hırsını ayaklarının altına alanı birbirinden ayırır. Cahille ilim sahibini, birbirinden ayırır. Biz hükümet olarak Pensilvanya’daki bu zatın yalanlarına maalesef aldandık. Başka hesapların peşinde olduğunu, başka niyetlerle yol yürüdüğünü bilemedik. Kimin hesabına çalıştığını maalesef bilemedik. İyi niyetimizin kurbanı olduk.”

"Sadi Efendi’den şikayetçi olan genç..."

Meselenin çok eskilere dayandığını, bu meselenin de anlaşıldığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu Pesilvanya’daki zat gençliğinde, Erzurum’da bu çok önemli, bilmeyebilirsiniz, öğrenmekte fayda var, Erzurum’da Alvarlı Efe Hazretlerinin mederesesine gidip geliyor, kendi yazdığı kitapta, Alvarlı Efe’nin torunu olan Sadi Hoca’dan ders aldığını, Sadi Hoca’nın tecrübesiz ve bilgisiz olduğunu aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle medreseden ayrıldığını söylüyor, bi taraftan Şadi Hoca’dan ders aldığını söylüyor, diğer taraftan da bilgisiz olduğunu söylüyor. Bir gazeteci hanım kardeşimiz, Alvarlı Efe Hazretlerinin torunu, Nagip Efendi’ye ulaşıyor, işin aslını soruyor.  Nagip efendi, bu gazeteci kardeşimize meselenin, aslını anlatmış ve bir gün medreseye jandarmalar geliyor. Sadi efendinin kollarına, kelepçe takıyor. Gürcükapı’dakri karakola götürüyorlar. Erzurum ayağa kalkıyor. Halk Gürcükapı’daki karokolun önüne yığılıyor. Erzurum’da adeta kıyamet kopuyor. Kısa süre sonra hadise anlaşılıyor. Sadi Efendi’den şikayetçi olan genç, Pensilvanya’daki zat, biliyor musunuz. Jandarmaya gitmiş, ‘Sadi Efendi Atatürk aleyhinde konuşuyor’ diye şikayette bulunmuş. Ve bu yalanla da Sadi Efendi’yi tutuklattırmış. Görüyorsnuz değil mi, takiyyenin, yalanın, fitnenin ne zaman başladığını. Görüyorsunuz değil mi?”

“Her şey artık ayan beyan ortada"

Burs himmet, kurban nereye gitti, bunlar CHP’ye, MHP’ye, BDP’ye” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle dedi:

“Kardeşlerim, ben sizlere buradan farklı bir gerçeği, hakikati haykıracağım. Unutmayın kişi sevdikleriyle bebarer haşrolunacaktır. Kılıçdaroglu ile haşrolunacaksın. Bahçeli ile haşrolunacaksın. BDP ile haşrolonucaksın. Her şey artık ayan beyan ortada. Bu ülkenin Başbakanına hain diyecek kadar seviye kaybına uğrayan, bunun bedelini ödeyecek. Elhamdulillah bizim bu ülkede ihanetimiz olmadı ama sen 1999’da bu ülkeden kaçıp gittin. Said-i Nursi’yi seviyoruz, diyorsun, yalan söylüyorsun. Said-i Nursi, kaçıp gitmedi. Onu Sibirya’ya sürdüler, Sibirya’dan fırsat bulup tekrar vatanına döndü, buraya kaçtı, geldi. Sen niye Pesvilvanya’da bulunuyorsun? Sorduklarında inizivaya çekilmek için. Niye Pensilvanya’ya gittin, Medeniye’ye git, Mekke’ye git,  Erzurum’a gel. Konya’ya gel. Bizim ne yerlerimiz var, bu topraklarda inzivaya çekilmek için.”

"O Tunceli milletvekilinin ne düşündüğünü de merak ediyorum"

Erdoğan,  CHP Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'ü ima ederek, "Bir terör örgütünün Meclis'teki gönüllü temsilcisi. Hani güya şu dağa kaçırılan çiçek çoçuğu" değerlendirmesi yaptı.

Erdoğan, "Pensilvanya için 'Fethullah hazretleri' diyerek, 'beter olsun' diyerek 'korkudan ödü patlıyor' diyerek, hakaretler ediyordu. O Tunceli milletvekilinin bozkurt işareti yapan genel başkanı hakkında, Pensilvanya'nın dizinin dibine oturan genel başkanı hakkında, ne düşündüğünü de çok merak ediyorum. Bu vekil polise taş atarken, hakaret ederken, intikam yeminleri ederken çok cesur görünüyordu. Hadi şimdi çıksın da partisini bir değerlendirsin. Ne kadar cesurmuş, mertmiş, dürüstmüş görelim" diye konuştu. 

"Devletin okulları bize yeter"

Erdoğan, "Bunların okullarında okuyan yavrularınız varsa onları da alın. Devletin okulları bize yeter, hiç gerek yok. Çok söğüşlediler, artık bu oyunu bozacağız, beraber bozacağız" dedi. 

Erzurum'a büyük yatırımlar yaptıklarının altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

"Burada CHP'nin şu Erzurum'a hizmeti var mı? Peki, MHP'nin bu Erzurum'a hizmeti var mı? Hangi yüzle buraya geliyor. Geldi mi buraya, Bahçeli geldi mi? Büyüyen Türkiye'den rahatsız olanlara Erzurum sandıkta dadaş şamarı vuracak. Erzurum'da tahrikler yapıldığını, Erzurum'da bir gerilim atmosferini oluşturmaya çalıştıklarını biliyorum, BDP'nin adeta MHP ile ortak bir şekilde Erzurum'da gerilim siyasetini körüklediğini görüyoruz. Sokakları germeye çalışırlar, bunlar o konuda kabiliyetlidir. Birisi siyasi Kürtçülük yapıyor, birisi siyasi Türkçülük yapıyor. CHP'yi Erzurum'da konuşmamıza zaten gerek yok. O 'kumsalların partisiyim' diyor. Biz 'tek millet' diyoruz. Ben Türkü, Türk olduğu için, Kürdü Kürt olduğu için sevmiyorum. Beni yaradan Allah, onları yarattığı için seviyorum. Biz bunu devirmemiz lazım, yani kimse Türkçülük yapmasın, kimse Kürtçülük yapmasın. Yaradandan ötürü yaradılanı sevelim." 

"AK Parti karşısında, bunlar bir şeyi yapmaya çalışıyorlar" ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, "Acaba biz AK Parti'yi devirebilir miyiz? Allah'ın izniyle tabii bu mümkün değil, inşallah. Çünkü şu meydan bunu söylüyor. Fakat Sayın Bahçeli şimdi şunu söyleyebilir, 'İstasyon Meydanı montajdı' diyebilir. Montaj. Medya nerde medya" dedi.

Erdoğan, bunların "hizmet siyaseti" diye bir anlayışının bulunmadığını ifade ederek, "Bunlar gerilim siyasetinden yana. Hakaretten yana. Ama bizim durumumuz öyle değil, biz eserlerimizle konuşuyoruz, biz icraat yapıyoruz onlar laf üretiyor" diye konuştu.

"Bu nasıl bir ceket? İçine CHP sığıyor, MHP sığıyor..."

Erzurum'un, Türkiye ve dünyanın yıllarca yalanlara aldatıldığını ifade eden Erdoğan, Alvarlı Efe'nin "Hem yüzleri dost, özleri düşmandan usandım" dizelerini hatırlatarak, "Hem yüzü dost hem arkadan hançerlemek için fırsat kolluyor. Erzurum'daki bu yalanından sonra her yerden dışlanmış, her yerde horlanmış. Erzurum'dan kaçıp giderek başka yerlerde kendisine yalanlar üzerine kurulu farklı bir dünya inşa etmiş" diye konuştu. 

Alvarlı Efe'nin ailesinin, kendisine bir küçük hikaye ulaştırdığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"1950 seçimlerinde Alvarlı Efe Hazretleri yakınlarına şunu söylüyor, 'Gidin, bana vekaleten rey verin' diyor. Hasta, durumu kötü. 'Eğer kabul etmezlerse koluma girin, beni götürün, ben kendim rey vereceğim' diyor. Diyorlar ki 'Efe kurban, sizin reyle ne işiniz olur? Niye bu işi bu kadar önemsediniz?' Alvarlı Efe Hazretleri şunu söylüyor, 'Yarın, kıyamet gününde, bu Cumhuriyet Halk Partisi karşısında benim de bir oyum var, bu Cumhuriyet Halk Partisine karşı ben de bir oy kullandım demek için mutlaka sandığa gitmem lazım' diyor. Erzurum, bu zatın ne olduğunu 1950'lerde görmüştü. Alvarlı Efe, 'CHP'ye karşı bir oyum olsun' diye hasta yatağından kalkıp sandığa giderken, işte bu zat CHP için oy topluyor, CHP için çalışıyor, MHP için çalışıyor, Türkiye'nin kuyusunu kazıyorlar. Sanmayın ki Erzurum'daki o yalan, o ifitira ilk ve sondur. Meğer hayatı boyunca iftiraları var. Meğer sinsice, gizlice, tehditle, şantajla kendisine bir dünya imparatorluğu kurmaya çalışmış. Ne diyor, 'Bir ceketim var' diyor. O da yalan, kuyruklu yalan. Bu nasıl bir ceket? İçine CHP sığıyor, MHP sığıyor. Bu nasıl ceket ki içine holdingler de sığıyor, şirketler sığıyor, ananaslar sığıyor, tesbihler sığıyor, milyarlarca dolarlar sığıyor, kurban derileri sığıyor, himmetler sığıyor. Ah kardeşlerim, ah, ne ceketmiş ya?"

"Türkçe Olimpiyatları falan hikaye, yapamazlar" 

Fetullah Gülen'in 1999'da Türkiye'den kaçtığını dile getiren Erdoğan, "Ben, bağırıyorum, diyorum ki 'Yahu, Türkiye'ye dönsene. Gel' diyorum, 2 sene önce, Türkçe Olimpiyatları var. Tabii bundan sonra Türkçe Olimpiyatları falan hikaye, yapamazlar, bitti o iş. Artık bizden stad alacak, kapalı spor salonu alacak, geç o işi geç, kapandı o defter artık. Artık bir delikten bir daha sokulmayız, bitti o iş" dedi.  

Teyyo Pehlivan'ın yalancı olmadığını, nüktedan olduğunu, latife yaptığını, mesajlarını abartarak verdiğini, herkesi güldürdüğünü anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunda iffetli insanlara çamur atmak var. Düşünebiliyor musun, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'nı dinleyeceksin, Cumhurbaşkanı'nı dinleyeceksin, Meclis Başkanı'nı dinleyeceksin, bakanlarını dinleyeceksin, ondan sonra utanmadan, sıkılmadan... Bu konuda mahkeme kararı bile alınamaz, bir başbakanı dinleyemezsin, öyle bir hak yok ama bunların intihar komandosu yargı mensupları var. Dinliyorlar, dinleme ile kalmıyorlar, bir de oralara işi düştüğü zaman onları da kapıdan alıp, öbür kapıdan bırakıyorlar. Yazık be, yazık. Montajlar var, dublajlar var. Hiç merak etmeyin biz, bunun hakkından geldik, geliyoruz."

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu