Dinleyecek kadar hainler

Dinleyecek kadar hainler


Başbakan Erdoğan, paralel yapıyı işaret ederek "Kendilerinden olmayan polisi, askeri, bürokratı dinleyecek kadar hainler" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Gaziantep Demokrasi Meydanı'nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmasına, "Yiğitlerin, kahramanların, mertliğin, şühedanın ve gazilerin şehri Gaziantep, demokrasinin şehri Gaziantep... Seni yürekten selamlıyorum ey Gaziantep" diyerek başladı.

Gaziantep'in komşu şehirleri ve ilçelerini sayarak oralarda yaşanan vatandaşlara da selamlarını ileten Erdoğan, "Buradan Gaziantep'in kardeş şehirlerini de selamlıyorum. Halep, İglip, Hama, Humus, Kamışlık, Lazkiye, Şam sizleri selamlıyorum. Gaziantep, Kilis ve Hatay'ın kamplarında yaşayan mücahirler, ensarın şehri Gaziantep'ten sizleri selamlıyorum" diye konuştu.

Erdoğan, Gaziantep'in Hazreti Yuşa'nın, Hazreti Ömer'in, ashabı kiramdan beş şehit verdikten sonra "Antep çevresinde surlarımız vardır" Halife Ömer'in fethine mazhar olmuş bir şehir olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Sen, asabı kiramdan Ukkaşe Hazretlerinin yani Ökkeşiye Hazretlerinin şehrisin. Sen, Kurtuluş Savaşı kahramanı Karayılan'ın, Şehit Kamil'in, Şahin Bey'in şehrisin. Geçtiğimiz Haziran ayında Hakk'ın rahmetine kavuşan alim ve abit insan, gönül dostu Mehmet Emin Er Hocamızın şehri Gaziantep, seninle iftihar ediyoruz. Tarihinle, kültürünle, senin türkülerinle, senin yemeklerinle, senin Evliya Çelebi'nin söylediği gibi, 'tatlı yediği için tatlı dillerinle' iftihar ediyoruz. Senin sanayinle, ticaretinle, fabrika bacalarınla Türkiye'ye, dünyaya örnek çalışkanlığınla gururlanıyoruz Gaziantep. Ama en çok da senin şu göğe yükselen minarelerinle, İslam coğrafyasında camilerinin bolluğuyla tanımış bir şehir olarak senin imanınla gururlanıyoruz Gaziantep."

Siirt'te Ziya Gökalp'in şiirini okuduğu için hapisle cezalandırıldığını anımsattığında, alanda toplanan vatandaşların "bir daha, bir daha" tezahüratları üzerine Başbakan Erdoğan, "Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker" dizelerini okudu.

Bu şiiri okuduktan sonra "Pınarhisar'da, Medrese-i Yusufiye'de misafir edildiğini" aktaran Erdoğan, o günlerde AK Parti'nin doğduğunu söyledi.

Mehmet Akif Ersoy'un "İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür / İmansız kalan yürek sinede yüktür" dizelerini okuyarak, "Karşımda ben böyle bir Gaziantep görüyorum, maşallah, barekallah, bugün kabına sığmıyor Gaziantep. Adeta istiklal mücadelesini yeniden yazıyorsun ey Gaziantep" diye konuştu.

Alanda asılı bir pankarta yazılı "Asıl montajı 30 Mart'ta Gaziantep yapacak" yazısını okuyan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siz montajını değil, gerçeğini yapacaksınız. Ne diyor şair, 'Bir bayrak dalgalanır Antep kalesi üstünde / Alı kanımdaki al, akı alnımdaki ak / Bayraklar içindeki en güzel bayrak / Düşüncem senden yanadır / Bu kaçıncı kurşundur, bu kaçıncı Bismillah, bu kaçıncı ölümdür / Bir türkü söylenir siperlerde her sabah / Vurun Antepliler namus günüdür / Ben Antepliyem, şahinem ağam, mavzer olmuşum, hayır / Ben yumruklarımla dövüşeceğim, yumruklarım memleket kadar büyük.' Rabbim sizlerden razı olsun, şu coşkunuzdan, ahde vefanızdan razı olsun. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, bölgemiz için, Gaziantepimiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun.

Siz, bizi hiç yalnız bırakmadınız. Gaziantep bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Yola çıktığımızdan bu yana hep beraber yürüdük. Aşık Veysel gibi 'uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece' dedik. Gaziantep'in öyküsü Türkiye'nin öyküsüdür. Gittiğim her yerde Gaziantep'i örnek gösteriyorum, Doğu'da, Güneydoğu'da, Gaziantep'i örnek gösteriyorum, dünyada örnek gösteriyorum. Çünkü, siz direndiniz, siz yoksulluğa, ihmale, imkansızlıklara direndiniz. Siz, talihinize boyun eğmediniz, umutsuzluğa kapılmadınız, vazgeçmediniz, hüzne kapılıp başınızı öne eğmediniz. Siz, 'kaderin üstünde bir kader vardır, göklerden gelen bir karar vardır' dediniz. Mücadele ettiniz, sabrettiniz ve zaferi elde ettiniz."

Gaziantep, kardeşliği, huzura, refaha, kalkınmaya, refaha tahvil etti

Erdoğan, Gaziantep'in sanayisi, ticareti, hoşgörüsü ve kardeşliğiyle örnek bir şehir olduğunu, sığınmacılara ensar olmasıyla, yardımlaşmasıyla emsal teşkil ettiğini anlatarak, "Gaziantep vizyonu, ufku, projesi olan bir şehir. Siz, sırtınızı devlete dayamadınız, siz birileri gibi gücünüzü kayırmacılıktan almadınız. Siz, haksız şekilde, adaletsiz şekilde kollanmadınız. Siz fitneye boyun eğmediniz, çalıştınız, gayret ettiniz, emek verdiniz ve Gaziantep'i bugünlere taşıdınız. Onun için size ne kadar teşekkür edilse azdır” diye konuştu.

AK Parti'nin 81 vilayetin hepsinden, ama en çok da Gaziantep'den ilham almış bir parti olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şu Gaziantep'de Türk, Kürt, Arap, diğer tüm etnik kökenler bir, beraber, hoşgörü ve kardeşlik içinde yaşıyor. İşte AK Parti de Türkiye'ye tıpkı Gaziantep gibi bakıyor. Gaziantep  büyük düşünüyor, büyük adımlar atıyor, işte AK Parti de hep büyük düşündü, büyük adımlar atıyor” ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Gaziantep, kardeşliği, huzura, refaha, kalkınmaya, refaha tahvil etti. İşte AK Parti de Türkiye'de kardeşliği, huzura, refaha, adalete, kalkınmaya tahvil etmenin mücadelesini veriyor. Siz demokrasiyle büyüdünüz, biz de Türkiye'yi demokrasiyle büyütüyoruz. Siz, milli iradeye sahip çıktınız, biz de milli iradeye sahip çıkıyoruz. Siz, ey Gaziantep 'özgürlük' diyorsunuz, biz de aynı şeyi diyoruz. Siz, fitneye, terörü, ranta, yoksulluğa, yolsuzluğa 'dur' dediniz, işte biz de Türkiye genelinde aynısını söylüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Bir dönem Gaziantep'in büyümesinden, kalkınmasından, sanayide, ticarette öne çıkılmasından rahatsız olanların bulunduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sadece sizin değil, Anadolu'dan Kayseri'nin, Konya'nın, Çorum'un, Yozgat'ın, Uşak'ın, Sakarya'nın, Manisa'nın büyümesinden rahatsız oldular. Sırtını devlete dayayan, ucuz kredilerle beslenen, üretimi değil rantı tercih edenler sizin büyümenizden, kalkınmanızdan rahatsız oldular. İşte 28 Şubat'ı bunun için yaptılar. 28 Şubat'ı, sizin sanayinizdeki büyümenizi, ticaretteki, istihdamdaki, ihracatınızdaki büyümenizi engellemek için yaptılar. 28 Şubat'ı, hanım kardeşlerim sizin başörtünüzü yasaklamak için yaptılar. Genç kardeşlerim, imam hatiplilerin, meslek liselilerin katsayıyla engellenmesi için yaptılar.”

Erdoğan, kendilerinden önce imam hatiplerin orta kısmını kapatıldığını ve kat sayı getirilerek, "başörtüsüyle imam hatipe giremezsin" dendiğini anımsattı. 

"Bir imam hatiplinin okula başörtüyle girmesinden daha doğal ne olabilir?" diye soran Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama bunu bile engellemeye kalktılar. Bu çileyi benim kızlarım da çekti. Kızlarımı da sokmuyorlardı, üniversiteye sokmadılar, mecburen yurt dışına gönderdik. Amerika'da, düşünebiliyor musunuz başörtüsü ile orada okuyabildi. Ama kendi ülkemde okuyamadı. Ben bunu yabancı ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanlarına söylediğim zaman şaşırıyorlardı. 'Nasıl olur bu iş, siz halkı Müslüman bir ülke değil misiniz?' Maalesef öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya. Sabrettik, sabrettiniz, ama sabreden derviş muradına ermiş. Ne oldu? Şimdi orta kısımlar açıldı mı? Artık kat sayı kalktı mı? Başörtüsüyle okullarımıza gidiyor muyuz? Üniversiteye, parlamentoya, devlet dairelerine giriyor muyuz? Ne oldu? Türkiye bölündü mü? Tam aksine normalleşti. Bak şimdi benim başı açık, kapalı kızım hepsi el ele omuz omuza yürüyorlar." 

Anayasa Mahkemesine götüren o

Geçen günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "başörtü meselesini ben çözdüm" şeklinde bir açıklama yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Dürüst ol, dürüst. Bu Kılıçdaroğlu'nda takiye, yalan, iftira, fitne, fesat hepsi var. Öyle ki MHP ve biz, birlikte üniversitelere başörtülü girme noktasında adımı attığımızda bu konuyu Anayasa Mahkemesine götüren o. Daha sonra milletvekili Danıştay'a götürdü oradan da ret aldı" dedi. 

Bu sorunun anayasa referandumunda çözüldüğünü bildiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Referandumda CHP, MHP, BDP 'hayır' dedi. Yüzde 58'le millet referandumda 'evet' dedi. İş orada çözüldü, işte siz sahip çıktınız, 'böyle olacak' dediniz böyle oldu, çünkü AK Parti'nin rotasını millet çizdi, millet. Şimdi birisi bakıyorsun 'ben Kürtlerin', birisi çıkıyor 'ben Türklerin partisiyim.' Birisi çıkıyor CHP, 'ben de kumsalların partisiyim.' Biz ne diyoruz? Biz 77 milyonun, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Onun için Türküyle, Kürdüyle, Zazasıyla, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Romanıyla velhasıl biz, hepinizi Yaradandan ötürü seviyoruz. 'Tek millet', 'tek bayrak', diyoruz. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımız rengi şehidimiz kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin simgesi. Bayrağımızdan başka bayrak asla tanımıyoruz."

Üçüncü olarak "tek vatan" dediklerini belirten Başbakan Erdoğan,  “780 bin kilometrekarede tek vatan. Batıda ne varsa, Güneydoğu’da da Doğu’da da o olacak. Kuzeyde ne varsa, Güney’de de o olacak. 780 bin kilometrekarede hepsi olacak” ifadesini kullandı.

Hep birlikte Türkiye'yiz

Dördüncü olarak da “Tek devlet” dediklerini ifade eden Erdoğan, “Yolculuğumuz bu. Ve şimdi diyorum ki biriz, iriyiz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye'yiz. Bunu böyle bileceğiz” değerlendirmesini yaptı.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ne yaptılar, Gezi eylemleri yaptılar. 17 Aralık ve 25 Aralık darbe girişimi yaptılar. Sanmayın ki bunların derdi, ağaçtır, çevredir. Sanmayın ki bunların derdi yolsuzluktur, rüşvettir, bunların derdi sizsiniz, siz. Bunlar sizin iktidarınızdan, bunlar sizin iradenizden, demokrasiye sahip çıkmanızdan rahatsız oldular. Siz Başbakanınıza, hükümetinize, partinize sahip çıktığınız, siz çözüm sürecine, kardeşliğe sahip çıktığınız için rahatsız oldular. Rahatlarını kaybettikleri için, büyüyen ekonomiden rahatsız oldular. Çıkarları zedelendiği için bizim aktif dış politikamızdan rahatsız oldular. Sen, başörtünle üniversiteye gidiyorsun, kamuda çalışabiliyorsun ya bundan rahatsız oldular. Ama artık bu devir kapandı, şimdi yeni bir devir var. Artık bir normalleşme süreci yaşıyoruz. Bu normalleşme süreci biliyorum onları ciddi manada yine rahatsız edecek. Benim özellikle imam hatipli, meslek liseli kardeşlerimden yavrularımdan isteğim şudur, sen okuduğun için üniversiteye gidebildiğin için rahatsız olanlara karşı, sizin başarınız en büyük cevaptır.”

Artık imam hatipler ve meslek liselerinin açıldığını ama düz liselere de Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olarak konduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Bundan rahatsız oldular,  Peygamber Efendimizin hayatı kondu, bundan rahatsız oldular. Din kültürü ve ahlak dersi zaten vardı, bundan rahatsız oldular. Herkesin kendi ana dilini öğrenmesinin, öğretmesinin önünü açtığımız için rahatsız oldular. Kan akmıyor ya, anneler ağlamıyor ya, babaların yüreği yanmıyor ya bundan rahatsız oldular. Ey Gaziantep, biz senin kahramanlığından ilham alarak Filistin diyoruz ya işte ondan rahatsız oldular. Mısır'da darbeye, Suriye'de zulme baş kaldırdığımız için rahatsız oldular. 700 bin Suriye'li kardeşimize sahip çıktığımız için rahatsız oldular. Mavi Marmara ile Hak'kı savunduğumuz rahatsız oldular" diye konuştu. 

Türkiye ekonomisi büyüyor

"Bu Türkiye'ye ne oluyor, bu Türkiye artık çok oluyor" denidiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türkiye ekonomisi büyüdüğünü ve küresel yatırımlar yaptığını söyledi. 

Görev geldiklerinde Merkez Bankasında 27,5 milyar dolar döviz rezervi olduğunu şimdi ise bu rakamın 128 milyar dolara çıktığını dile getiren Erdoğan, "Onları bu rahatsız etti. Kim vardı iktidarda, MHP, CHP'nin yavrusu DSP, IMF'ye ne kadar borçluydular 23,5 milyar dolar. Ödedik ödedik, ödedik... 14 Mayıs'ta sıfırladık, şimdi IMF bizden borç istiyor. 5 milyar dolar istedikleri zaman borç vereceğiz, işte bunu hazmedemediler" açıklamasını yaptı. 

Göreve geldiklerinde milli gelirin 230 milyar dolar olduğunu şimdi ise 820 milyar dolara yükseldiğini anlatan Erdoğan, ihracatın da 36 milyar dolardan 152 milyar dolara çıktığını kaydetti. 

Eline, diline dursun

Erdoğan, 79 yılda yapılan bölünmüş yol miktarının 6 bin 100 kilometre olduğunu 11 yıllık dönemde ise 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptıklarını hatırlattı.

Yaptıkları icraatlara karşı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "yolsuzluk, yolsuzluk, yolsuzluk" dediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Eline, diline dursun be. Diyor ki 'Hırsızdan Başbakan olmaz.' Doğru, 4 yıldır genel başkansın, 3 tane seçime girdin. Bu millet seni ne yaptı? Gömdü, gömdü. Niye? Bu millet seni SSK'dan iyi tanıyor. SSK'nın genel müdürüyken yaptıklarından iyi tanıyor. Hastane kapılarında benim vatandaşlarımı nasıl süründürdüğünü çok iyi biliyor. Hastanelerin eczanelerinden ilacımızı alamıyorduk. Niye? Orada senin gibi bir genel müdür vardı da onun için. Şimdi benim vatandaşım istediği hastaneye gidiyor mu? İstediği eczaneden ilaçlarını alıyor mu? Mesele o. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." 

Görev geldiklerinde her yüz liranın 73 lirasının borç olduğuna işaret eden Erdoğan, şimdi yüz liranın 35 lirasının borca gittiğini aktardı. İş başına geldiklerinde devletin yüzde 63 faiz ile borçlandığını ama şimdi bunun tek haneli rakama düştüğünü bildiren Erdoğan, yüzde 30 olan enflasyonun yüzde 8'e indiğini ifade etti.

Diyet ödüyorlar, bedel ödüyorlar

Erdoğan, birilerinin maşası haline gelen bir Pensilvanya olayının ortaya çıktığını dile getirerek, CHP, MHP ve BDP'nin Pensilvanya'nın maşası olduğunu söyledi. Kimin kiminle ittifak yaptığına dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, CHP ve MHP'nin şu anda Pensilvanya ile ittifak yaptığını, Pensilvanya'nın CHP ve MHP'ye kaset, montaj servis ettiğini, partileri adeta maşa olarak kullandığını dile getirdi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yaşadığımız hadiseler, sadece AK Parti'yi, sadece hükümeti, sadece beni, arkadaşlarımı ilgilendiren meseleler değil. Yaşadığımız hadiseler, Türkiye'yi, devletimizi, ulusal güvenliğimizi hedef alıyor. Kardeşlerim, bir başbakanın telefonları dinlenemez, hele hele kriptolu denilen, güvenli hat denilen telefonları hiç dinleyemez. Mahkeme, başbakanın telefonlarının dinlenmesi ile ilgili karar alamaz ama bunlar bunu yaptılar. montaj da yaptılar, dinleme de yaptılar. Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı ile bakanlarım ile yaptığım görüşmeleri dinleyecek kadar bunlar alçak, bunlar adi, bunlar karakter itibari ile bu kadar bozuk. Bu bir casusluktur, bu bir ajanlıktır, bu milli güvenliğe meydan okumaktır. Bu içeriden yapılıyorsa kesinlikle, apaçık vatana ihanettir. Bunlar sadece bizi dinlemiyor, kendi yanlarındaki yol arkadaşlarının telefonlarını dinleyecek kadar haysiyetsizler. Hakim, savcıları dinleyecek kadar alçaklar. kendilerinden olmayan polisi, askeri, bürokratı dinleyecek kadar hainler. Onun için ben, polis kardeşlerime sesleniyorum, Silahlı Kuvvetlerdeki kardeşlerime sesleniyorum, kesinlikle bunlara bulaşmayanları tenzih ederek sesleniyorum. 'Aman dikkat' diyorum. Hatta şu anda ittifak yaptıkları malum partiler, onları da dinliyorlar, dinlediler, bunlar ikiyüzlüdür, güvenilmezdir ama görüyorsunuz CHP, bu illegal dinlemelere sesini çıkarmıyor, MHP sesini çıkarmıyor, diyet ödüyorlar, bedel ödüyorlar. Şantaja ve tehdide boyun eğiyorlar. CHP'nin genel müdürü, zaten kasetle geldi, şu anda da kaset siyaseti yapıyor. Şu hale bakın."

Sizin dualarınız bize yeter

Erdoğan, Hazreti Muhammed'in bir dizide Miraç'tan inip kamyonete bindirildiğini anlatarak, "Bu çok tehlikeli bir şey, itikadi bir şey. Bunlar tamamen istikameti kaybetmiş vaziyetteler" dedi. 

"Pensilvanya'daki zat"ın bir röportajında, "Ben, bir kere oy kullandım. Parti kursa Hazreti Cebrail, kurduğu partiye bile oy vermem" dediğini aktaran Erdoğan, "Bizde meleklere iman var. Sen, bunu nasıl söylersin? Hazreti Cebrail'in işi gücü yok da parti mi kuracak? bu nasıl benzetme?" diye konuştu. 

Fetullah Gülen'in 1999'da Pensilvanya'ya kaçıp gittiğini belirten Erdoğan, "Tamam, sen dürüst adamsın, suçun muçun yok, niye kaçıp gittin? Tamam, siyaseti şu anda görüyoruz ki çok seviyorsun. Bu kadar sevdiğine göre dön, vatanına gel, vatanseversen, bu ülkeyi seviyorsan dön gel. Partini de kur, partinin de başına geç, o zaman senin boyunun posunun ölçüsünü bu millet verir. Gel bakalım, niye gelmiyorsun" ifadesini kullandı. 

Gazianteplilere, "Bunların dershanelerinde, okullarında çocuklarınız varsa çekin alın" diye seslenen Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığının devlet okullarında hafta sonlarında ücretsiz takviye kursları vermeye hazır olduğunu vurguladı.

Bunların evlerinden çocukların atıldığını anlatan Erdoğan, çünkü geceleri beddua seansları yapıldığını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sizin dualarınız bize yeter. Sizin teheccüdlerdeki dualarınız bize yeter. Suriye'deki mazlumların duaları bize yeter. Filistin'deki mağdurların duaları bize yeter. Mısır'daki kardeşlerimizin duaları bize yeter. Dünyanın her yerinden gelen dualar bize yeter. Bumerang gibi onların bedduaları kendilerini vurur, hiç bundan rahatsız olmayın ve sabırla... Biz, bunlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bu tehditlere, bu şantajlara pabuç bırakmadık, bırakmayacağız. Bunlar vatandaşı makbuzsuz olarak, çeşitli yardım adı altında dolandırdılar. Vatandaşların zekatlarını aldılar, zekat nereye harcandı belli değil. Koyunlarını aldılar, koyunlar kesilmedi. Şimdi bunların peşindeyiz. Bunları takip edeceğiz. Nerede ne var, bunları meydana çıkaracağız. Niye? Ulusal güvenliği tehdit eden bu mekanizmalar gücünü nereden alıyorsun, bunların güç kaynaklarını Allah'ın izniyle bitireceğiz. Hiç endişeniz olmasın çünkü biz, kasetlerin, montajların Türkiye'yi esir almasına izin vermeyeceğiz." 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu