Başlangıcından Bugüne Suriye Direnişi

Başlangıcından Bugüne Suriye Direnişi


3 yıldır süren bir mücadele... Bir sürü dezenformasyon. Bilmeyenler ve merak edenler için İşte Suriye Direnişinin kısa bir özeti...

Suriye’de yıllardan beri süren Baas zulmüne karşı halk en sonunda protesto gösterilerine başladı. Bu gösteriler ilk başta barışçıl, silahsız gösterilerdi. Bu barışçıl ve silahsız gösterilerin  sloganı şuydu:

 “ Halk, bu zalim düzenin ve başkanın değişmesini istiyor.”

Esed bu gösterilerden çok rahatsız oldu ve askere halkı silah kullanarak dağıtması için talimat verdi.  Birçok yerde halk askerler tarafından katledildi ya da hapishanelere götürülerek işkence yapıldı. Halka ateş açmak istemeyen askerlerin bir kısmı Türkiye’ye,  bir kısmı da halkın içine sığındılar.

ÖZGÜR ORDU

Bu askerler, ilk başta Esed’in Baas yönetimine karşı silahlı mücadele yöntemini benimsemediler. Türkiye’ye sığınan askerlerden Albay Hüseyin Harmuş,  Hatay’da derin devletin istihbaratında çalışan bir ekip tarafından kaçırılarak Suriye rejimine teslim edildi.

Bu gibi olaylar ve katliamın devam etmesi sonrasında,  Esed’in ordusundan ayrılan askerler Ceyş’ül Hür yani Özgür Suriye Ordusu’nu kurdular. Bu ordu Türkiye’de kısaca ÖSO olarak adlandırıldı.  ÖSO’yu kuranların içinde her kesimden, her düşünceden asker  vardı. Buna ek olarak halk  daha sonra farklı bölgelerde askeri ketibeler (mahalli gruplar) şeklinde örgütlenmeye başladı.

Bu ketibelerin her biri farklı isimlerde kurulsa da kendilerini “ÖSO’nun askeri” olarak dünyaya tanıttılar. Aslında bu durum organik bir bağdan dolayı değil, dünyaya kendilerinin marjinal grup olmadıklarını, düzenli asker olduklarını göstermek arzusundan kaynaklanıyordu.

ÖSO kurulduğundan itibaren terörize bir grup olmadıklarını,  Suriye halkının  haklarını korumak üzere bir araya gelmiş bir yapı olmaya çalıştıklarını dünya ülkelerine anlatmaya çalıştılar. Ayrıca dünya ülkelerini, Suriye halkını savunmak için kendilerine silah verilmesi ya da silah temin yollarının açılması gerektiğine de iknayı denediler.

ÖSO’NUN İÇ YAPISI

ÖSO  önceden düşünülmüş ve planlanmış bir organizasyon olarak kurulmadı, aniden gelişen mecburi  koşullar neticesinde kendiliğinden ortaya çıktı. ÖSO’nun içinde Baas rejiminin kültürüyle yetişen her kesimden asker bulunmaktaydı. Buna bağlı olarak,  savaşın büyümesi,  Suriye gibi geniş bir coğrafyaya  yayılması,  bazı bölgelerin özgürleştirilmesiyle birlikte elinde silah bulunan bazı ÖSO grupları ganimet almaya, haramilik  yapmaya basladlar. Diğer ÖSO grupları haramiliğin önüne geçmek için ganimet almayı yasakladılar. ÖSO’nun içinde düzenli bir orduya ait hiyerarşik bir yapı olmadığı için, kendilerine  ÖSO nun ketibesi diyen bazı gruplar da kaçakçılık,  yol kontrollerinde rüşvet almak gibi gayrı meşru işlere bulaştılar.

ÖSO, Suriye’de mücadele eden gruplara tam olarak hakim olamadı ve sahadaki grupların ihtiyaçlarını gideremedi. Bir kısım askerler bu duruma tepki gösterip ÖSO dan ayrıldılar.


DİĞER GRUPLAR

Özgür Ordu haricinde farklı ülkelerden çeşitli cihatlara katılmış ya da Baas rejiminin cezaevlerinde beraber kalmış Suriyeliler de bir araya gelerek ketibeler ve gruplar oluşturdular. Bu ketibe ve gruplar ÖSO’ya bağlı olarak değil, kendi başlarına hareket ettiler.  Bunlar  İdlip,  Ciyşül Sugur,  Halep ve Şam’da çeşitli askeri operasyonlar yapıp seslerini dünyaya duyurmaya çalıştılar. Bu grupların başında Ahraru’şşam, Cephet’ul- Nusra, Hareket’ul-Fecr ve Liva’ el-İslam gibi tanınmış ketibeler gelmektedir.

 Adı geçen gruplar bağımsız ve bağlantısız olarak  Esed’e karşı mücadele edeceklerini duyurdular. Bu oluşumlar ilk başlarda küçük gruplar olsa da diğer ketibelerle birleşerek çok yüksek asker sayılarına ulaştılar. En son birleşme ile Cephetül İslami ismiyle devasa bir yapıya ulaştılar. İslami Cephe’nin yaklaşık 100 bin kadar askeri olduğu tahmin ediliyor.  ÖSO ve İslami grupların haricinde de bağımsız ve bölgesel çalışan İslami gruplar da bulunmaktadır.

MUHACİRLER ve NUSRET CEPHESİ

Suriye’de çok çok zor şartlarda mücadele eden Mücahidler,  Esed’e çok ciddi darbeler indirdiler. Suriye’de başlayan direniş ile birlikte pek çok yabancı savaşçı da Suriye’ye giriş yaptı. Bu savaşçıların bir kısmı hesap gütmeden kardeşlerini savunmak için savaşırken,  bir kısmı da cihadı sömürmeyi tercih etti.   Suriye’de direnişin aniden başlaması ve organize olamamasından dolayı dışardan gelen muhacirler kendi çevrelerinde gruplaşmaya başladılar. Suriye dışından gelen gruplarda en avantajlısı El-Kaide’ye yakınlığıyla bilinen Cephetul Nusra idi. Cephetul Nusra’ya dışarıdan fazla sayıda muhacirin gelmesi, savaşçıların eğitimli olması, yardımların ve ganimetin fazlalığını beraberinde getirdi. Cephetul Nusra, savaşmayı çok iyi bilmeleri ve buna bağlı olarak başarı elde etmeleri nedeniyle Suriye de ilgiyi üzerine en fazla çeken gruplardan biri oldu.  

Cephetul Nusra, Irak, Afganistan, Çeçenistan gibi cihad beldelerinde yaşadığı sorunlara ve  tecrübeye bağlı olarak, kendisine katılmak isteyenler için bir kurallar listesi yayınladı. Bu listenin başında askeri ve İslami eğitim almış olmak, saha tecrübesi ve tekfirden (önüne geleni kafir ilan etmekten) uzak durmak şartları geliyordu.

Nusret cephesinin lideri Muhammed Cevlani’nin, Suriye halkının yapısını iyi bilmesi, Nusra’nın halkla iyi bir diyalog kurmasını sağladı. Ekmek üretimi başta olmak üzere halkın ihtiyaçlarını karşılamasıyla birlikte Nusra halktan destek almaya başladı.

Nusra sahada başarılar kazanırken, halk tarafından da kabul görünce Amerika,  Cephetul Nusret’i terör listesine koydu. Bunun üzerine Suriye halkı ve ÖSO;  Nusra’ya sahip çıkarak, Nusra’nın Suriye’de direnişin bir parçası olduğunu ve bir terörist varsa bunun sadece Esed ve Baas rejimi olduğunu açıkladı. Onlardan gelen bu beraberlik mesajı ABD oyununu bozmuş oldu. ABD Nusra’yı terör listesine alarak diğer gruplarla ÖSO’yu ötekileştirmek istiyordu.

Halkın ve ÖSO’nun Nusra’ya sahip çıkmasını beklemeyen ABD,  Suriye halkını yardımlarını kesmekle, daha doğrusu verdiği yardım sözünü geri çekmekle tehdit etti.

TEHDİTLER ve BASKILAR

İlerleyen süreçte Suriye Ulusal Koalisyonu’na sunulan, Suriye’deki radikal İslamcılara karşı yapılacak operasyona göz yumması ve radikal İslamcıların yerlerinin bildirilmesi karşılığında silah ve yardımda bulunulacağı, Esed’in yerine ara hükümet kurulacağı vaadi de Ulusal Konsey tarafından reddedildi.

ABD ve Batı,  Suriyeli muhalifler arasında  İsrail’in güvenliğini sağlayacak bir müttefik bulamayınca, Suriye’ye yardım eden ülkelere ve kuruluşlara baskılar, teröre destek vermekle alakalı tehditler savurmayabaşladı. Yardım kuruluşlarının banka hesapları bloke edildi. Suriye direnişi; içerde Esed ve Esed’e aktif destek veren  İran, Rusya, Çin, Ukrayna ve Sırplarla mücadele ederken, diğer tarafta -İsrail in güvenliğini korumak için- Esed’e destek veren Batılı ülkelerin oyunlarıyla uğraşmaya devam etti.

HERŞEYE RAĞMEN

Suriye’deki  zor şartlara rağmen hayırseverler tarafından hastaneler, okullar kuruldu. İnsanlar gıda, barınak gibi ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamaya çalıştı. Muhalifler, destek vaadlerinin yerine gelmemesi üzerine kendi imkanlarıyla silah imal etmeye başladılar. Bu da Batının bazı hesaplarını bozdu.

IŞİD

Bu olaylar sırasında Suriye - Irak İslam DEVLETİ (IŞİD) aniden Irak’ta bulunan Irak İslam Devleti’ne biatını açıkladı. Cevlani’nin buna karşı çıkması üzerine, Irak İslam Devleti ayrıldığını duyurdu. Nusra’ya hiçbir şey bırakmadan ayrıldı.   Irak İslam Devleti kendisinin İslami devlet kurduğunu ve kurtarılmış bölgelerdeki  mahkemelerin kendisine devredilmesi gerektiğini söyledi. IŞİD, bir çok yerde diğer gruplara sıkıntılar yaşattı . Bir çok bölgede IŞİD in sudan sebeplerle insanları öldürmesi,  cezaevlerine koyması halkın yoğun tepkisine neden oldu.  Irak İslam Devleti,  ismini Irak-Şam İslam Devleti (Kısaca Devle) olarak değiştirmesinin kendisinin yerel hale gelmesine yeteceğini düşündü.

Suriye halkından kopuk yaşayan Irak-Şam İslam Devleti’nin halka baskı kurmaya çalışması, hastane baskınları, yargısız infazlarıyla olaylar tırmanırken,  liderleri Ebu Bekir Bağdadi’nin sadece kendine biat istemesi, diğer grupları yok sayması ve tekfir etmesi bardağı taşıran damla oldu.

Doğu Türkistanlılar,  Çeçenler,  Dagıstanlılar, Özbekler ve diğer bir çok grup, fitne olan yerde duramayacaklarını ve biat etmeyeceklerini açıkladı ve IŞİD’den ayrıldı.  Bu da IŞİD’in operasyonel gücünü zayıflattı.

Son günlerde de IŞİD’in sadece ufak gruplara değil, büyük gruplara da saldırması,  insanları tutuklaması, uyguladığı yargısız infazların artmasıyla  infial de arttı.  Suriye’deki grupların IŞİD’e süre vermesine rağmen  IŞİD’in bulunduğu alanları terk etmemesi  ve bünyesindeki suçluları bağımsız mahkemelere teslim etmemesi üzerine çatışmalar başladı. 

Bir çok mücahid grubunun,  kardeş kanı dökmemek ve barış sağlamak düşüncesiyle IŞİD’e karşı birlikte hareket etmekten kaçınması IŞİD’in tekrar toparlanmasına imkan verdi.

Diğer bütün grupları Batı ve CIA yanlısı olmakla suçlaması ve onlardan silahlarını teslim etmelerini istemesiyle birlikte sorunlar tavan yaparak bugünkü iç çatışma halini aldı. IŞİD in kullandığı tekfirci dil, çatışmayı körükledi. Türkiye’deki destekçilerinin de yalan haber yaymasıyla içerde kin ve nefret büyüdü.

 İçerdeki savaşı bitirmek aslında çok kolay. Sadece Ebu Bekir Bağdadi’nin “Çekiliyoruz” demesiyle savaş bitecek. Ama Ebu Bekir Bağdadi nin gururu buna asla müsaade etmez.

IŞİD’in PROBLEMLERİ

IŞİD’in yaptığı gibi Suriye halkının toptan tekfir edilmesi fıkhen hatadır, insan doğasına da aykırıdır. ÖSO’nun içinde bulunan veya kendini ÖSO’ya tabi gösteren grupların yaptığı eşkıyalığın cezası idam değildir. IŞİD, birilerinin idam edilmesini haramiliklerine bağlasa da İslam’da ceza hukukunda hırsızın cezası bellidir.

ÖSO içerisinde de haramiliğe bulaşmış grupları, ÖSO’nun içinden temizleyemeyince ÖSO’yu halkın gözünden düşmüş, İslami Gruplar halktan teveccüh kazanmaya başladı. Halkın ekseri çoğunluğu İslami Gruplara destek vermiştir. IŞİD ise hem ÖSO’yu hem de İslami Cepheyi de yok sayarak onları da ihanetle suçlamıştır

SON OLARAK

Batı, Suriyeli muhalifleri şimdiye kadar Esed’in içinde olduğu bir çözüme ikna etmeye çalıştıysa da,  doğal olarak bu çabası kabul görmedi.

Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) içinde Batı yanlıları veya Esed yanlılarının olması muhtemel ama bunun yanında iyi insanlar, iyi unsurlar da bulunuyorç Koalisyon ya da ÖSO’nun Suriye halkının haklarını korumak için Batıyla görüşmesi normaldir ama bunu yaparken önceliği kendi halkı değil de Batı olursa bunun adı “ihanet” olur.

Eğer Suriye halkının haklarını  Batıya pazarlayan varsa içlerinden temizlenmelidir. Suriye halkının ilk günden  beri “Kim ki bizim adımıza konuşuyor ise bizimle cephede beraber çarpışması ve bizim haklarımızı, mücadelemizi iyi bilmesi gerekiyor. Aksi takdirde kimseyi tanımayız” şeklinde bir açıklaması var.

ÖSO komutanlarından, Livaul Tevhid’in Kuzey saha komutanı Şehid Abdulkadir Salih de “ABD eğer karadan harekat yaparsa, Esed’le çarpıstığımız gibi ABD ile de çarpışırız.” demişti.

 İslam Cephesi’nin açıklaması olaya son noktayı koyuyor.

“ Suriye halkı adına Ulusal Konsey vs. ne taahhüt verirse versin tanımıyoruz.”

Hal böyle iken ÖSO ve SUK tarafından yapılan bir iki münferit görüşmeyi sanki tüm Suriye halkı aynı fikirdeymiş gibi göstermek, Suriye halkına ihanettir. Suriyeliler adına konuştuğunu iddia eden birilerinin üzerinden bütün Suriye halkını yok saymak, taleplerini göz ardı etmek olmaz.

Sonuç olarak Suriye’de grupların çatışması bir süre daha devam edecekk görünüyor. Bu çatışma sadece Esed’in işine yarar ve Suriye halkının acılarını daha da büyütür.

Bizim yapmamız gereken internet üzerindeki yalan ve dezenformasyon haberlerine inanmadan Suriye halkının haklı mücadelesinde yanlarında olmak, oluşan ihtilafların çözülmesinde  yardımcı olmaktır. Suriye halkının yaralarını sarmak için daha fazla yardım ve organizasyon faaliyetlerinde bulunmalıyız.

 Bu iç karmaşa sebebiyle Suriye halkının mücadelesine sırtımızı dönmek ve halkı topyekün hain görmek, Esed’in ve yandaşlarının ekmeğine yağ sürmektir. Bizler daha çok çalışıp bu fitneyi ortadan kaldıracağız ve yardımlarımızı artıracağız.. 

 

Aktivist - Yazar Ayhan Altıntaş

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Habere 2 Yorum Yapılmış

  • ibni mes ud

    27 Ocak 2014 21:31

    Cevap Ver

    Cok güzel ve suriye yi en iyi tarif eden bir yazi tebrik ederim nice stratejistten daha iyi çözüm leme yapılmış

  • aliosman

    27 Ocak 2014 16:13

    Cevap Ver

    Eline saglik ayhan abi. Sureci en basindan bu sekilde anlatmak isabet olmus. Sadece Arap baharinin etkisi diye olayi sulandiranlar, yarim yuzyildir var olan baskiya karsi bir baskaldiri oldugunu unutuyorlar.

    Durmak yok, yardima devam(ins)

Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu