Avrupa mültecilere sırtını döndü

Avrupa mültecilere sırtını döndü


Geçen yıl Bodrum sahilinde cesedi kıyıya vuran ve bütün dünyanın dikkatini çeken Aylan Kurdi'nin ölüm yıl dönümünde Batının ikircikli tavrı yeniden tartışılıyor. Kurdi'nin görüntülerinden sonra hareket geçen Avrupa ülkeleri geçen bir yıllık süre içerisinde hiçbir ilerleme kaydedemedi. AB ülkeleri krizi çözmek yerine terörizm ile mültecileri yan yana görmeyi tercih etti.

Ailesi ile birlikte Suriye iç savaşından kaçmaya çalışırken, Ege denizinde botlarının alabora olması sonucu hayatını kaybeden ve ortaya çıkan görüntüleriyle tüm dünyanın dikkatini çeken Aylan Kurdi'nin ölüm yıl dönümü bir kez daha mülteci krizini gündeme getirdi. Suriye iç savaşının ve mülteci sorunun sembol ismi olan Aylan bebeğin ortaya çıkan görüntülerinden sonra tüm dünya harekete geçiyormuş izlenimini verdi. Ancak geçen bir yıla rağmen özellikle Avrupa'da değişen pek bir şey olmadı. Avrupa ülkeleri mülteci krizini çözmeye çalışmak yerine, iç savaştan kaçan mültecilere sırtını dönmeyi tercih etti. Birçok ülke savaştan kaçıp Avrupa'ya sığınmaya çalışan mülteciler için kota uygulaması getirirken, bazı ülkeler ise mülteci alımına karşı çıktı. Başta Macaristan olmak üzere birçok ülke mülteci akınını durdurmak için sınırlarına çir örerken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler ise alım alacağı mülteci sayısının binleri geçemeyeceğini duyurdu.
AB bir yandan mülteci akınını durdurmaya çalışırken, diğer yandan da mültecileri AB sınırlarından uzak tutmaya çalıştı. Aylan bebeğin ortaya çıkardığı ve 'tüm dünyaya ders olması' gereken görüntüler AB'nde hiçbir şeyi değiştirmedi. AB, mülteci krizini çözmek için Türkiye ile anlaşmaya çalıştı. Ancak Türkiye'ye verdiği taahhütlerin hiçbirine uymayan AB, bir kez daha ikircikli tavrını ortaya koydu.
Avrupa'da İslamofobi yükseldi mülteciler dışlandı
Mülteci krizine çözüm bulamayan ve mülteci dramını görmezden gelen Avrupa'da son dönemde ise yabancı düşmanlığı artmaya baladı. Almanya, Fransa, Belçika ve Avusturya gibi birçok ülkede yabancılara ve Müslümanlara karşı ırkçı saldırılar başladı. Fransa ve İsveç'te Müslüman kadınlara yönelik başörtüsü ve haşema yasakları uygulanmaya başlandı. Bu durum beraberinde Avrupa ülkelerinde Müslüman toplumunu ve yabancıları siyasetin içerisine çekti ve Avrupalı siyasetçiler bu grupları 'kimlik siyaseti' üzerinden kendi siyasi propagandalarına alet ettiler. Mülteci karşıtı kampanyalar yürüten aşırı sağcı grupların izlediği siyaset, kısa süre içerisinde AB üyesi birçok ülkede etkisini gösterdi. Ortadoğu ve Afrika üzerinden yaşanan mülteci akınlarını durdurmakta başarısız olan Avrupa'da mültecilere yer olmadığı yönünde birçok faaliyet yürütüldü. Mülteci ve Müslüman karşıtı politikalar beraberinde İslamofobi'nin yükselmesine neden oldu. Almanya ve Belçika'da birçok cami ve mescide saldırılar yapılırken, Fransa'da ise devlet eliyle İslam reformu gerçekleştirilmeye ve siyasal İslam için zemin hazırlanmaya çalışıldı.
'Aylan denizde öldü, diğer çocuklar ise sınırda ölümü bekliyor'
Avrupa'ya gitmek için sınırları geçen mültecilerin çoğu Yunanistan ve Bulgaristan sınırında yapılan kamplarda olumsuz şartlar altında bekletildi. Guradian gazetesinde yer alan bir habere göre, Kuzey Yunanistan'daki bir mülteci kampında uzun bekleyişine devam eden Suriyeli bir taksi şoförü Muhammed Muhammed, Aylan Kurdi'nin bir fotoğrafını çıkarıp gösteriyor ve o günden beri Avrupalıların krize yaklaşımının hiç değişmediğini söylediği belirtiliyor.
Suriyeli Muhammed yaşadıklarını "Aylan denizde öldü. Ancak buradaki binlerce çocuktan hiçbir farkı yok. Buradakiler de Yunanistan'da ölüyor." diye özetliyor. Muhammed Muhammed, Avrupa'nın krize bakışını bu cümleyle özetliyor.
"Aylan'ın sahilde yatan cansız bedeninin fotoğrafı ilk ortaya çıktığında büyük ses getirmişti. Olaydan iki gün sonra Almanya yeni mülteci planını açıkladı. Mültecilere karşı tutumuyla bilinen medya kuruluşları dahi Aylan'ın fotoğrafı karşısında duruşlarını yumuşatmak zorunda kalmıştı." Ancak geçen bir yıl içinde Avrupa mülteci krizini çözemediği gibi, aksine mülteci karşıtı uygulamalara başvurdu.
Başta Macaristan olmak üzere birçok Balkan ülkesi mültecilere sınırlarını kapatmış durumda. Hırvatistan gibi ülkeler ise olası bir mülteci akınına karşı sınırlarını kapatmaya hazırlanıyor. Brexit kararı sonrası AB'nden ayrılmaya hazırlanan İngiltere ise 2019'a kadar AB ile gerçekleştireceği müzakerelere mülteci konusunu 'kırmızı çizgi' olarak eklemeyi planlıyor. Fransa ile iltica anlşaması konusunda sorun yaşayan İngiltere, mülteci alımına ise karşı çıkıyor.
Mültecileri terörizm ile özdeşleştirdiler
Bütün yaşananlara rağmen geriye dönüp bakıldığında gösterilen tüm çabaların geçici olduğu anlaşılıyor. AB üyesi ülkeleri mültecilere yardım etmek yerine, mültecileri Charlie Hebdo, Paris saldırılar ve Brüksel'de gerçekleşen saldırıların kaynağı olarak görmeyi tercih etti ve mültecileri terörizm ile özdeşleştirme yolunu seçti. Bu durum Avrupa genelinde göç karşıtı sağın yükselmesine neden oldu. Avrupalılar mülteciler ile terör saldırılarını yan yana gördü ve mülteci krizine sırtını dönmeye başladı.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu